LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 17008 Kasım 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

''Tutarsızlık, tereddüt, şüphe, acı, batıl inanç, gelecekte -hatta öldükten sonra bile- neler yaşayacağımıza ilişkin kaygılar, hırs, açgözlülük, kıskançlık, çekememezlik, azgınlık; delice, iflah olmaz arzular, savaş, yalanlar, sadakatsizlik, dedikodu, merak.. Biz insanlar bunlarla donatılmışız. Vasat düzeydeki tutarsız mantığımızla, öğrenme ve yargılama kapasitemizle övünüp duruyoruz; oysa ne gariptir ki bunlar karşılığında ödediğimiz bedel haddinden fazla.''

Michel de Montaigne

Anlıyor muyuz? Hayır. O zaman bedel ödemeye devam. İnsanoğlu böyle nankör olmaya devam ettiği sürece, hak ettiği cezaları da çekmeye devam edecek. Bakın bir halimize, 90 yıllık bir geçmişe sahip azınlık olarak, bakın aramızdaki çekişmelere. Birlik beraberlikmiş, hatasız kul olmazmış. Eyvallah hatasız kul olmazmış, hataları ile kabul edelimmiş, edelim edilmesi gerekenleri de, hep aynı hataları yapmak neden? 90 yıl boyunca çeşitli etnik kimliklere sokulmaya çalışılan bu azınlığın içindeki bir avuç insanın birbirine olan zararları toplasanız, düşmanların verdiği zarardan daha fazladır. Araştırsanız, bu 90 yıl içinde, dost kazığı yiyenlerin sayısı azınlığın belki de toplam sayısından daha fazla. Geçmişten bugüne, lider konumunda olanların, bilinçli şekilde yaptıkları yanlışları saymıyorum bile. Doğruları her defasında halktan saklayıp da, zamanı geldiğinde açıklarım düşüncesi ile koltuğunu korumaya çalışan, kaybettiğinde ise bu halka bu çektikleri caizdir diyen kişileri de saymıyorum. Tarih büyük yalanlarla yazılsa bile, günün birinde yine gün ışığına çıkacaktır, iftiracılar, yalancılar ve ikiyüzlüler gereken bedeli hem burada hem de öbür tarafta ödeyeceklerdir. Elbet bu piller bitecek, elbet ki eldeki o güçler gidecek, gün gelecek birileri o zalimlere haddini bildirecek…

GÜLERMİSİN AĞLARMISIN?: Geçenlerde bir arkadaş bayramlaşmada rast geldi elimi sıktı, hal hatır derken konu radyodaki programlarımıza geldi. YAHU DEDİ ÇOK İYİ ÇOK GÜZEL KONUŞUYORSUNUZ DA, tüm doğruları bu halka anlatmakla iyi mi yapıyorsunuz kötü mü bir de onu araştırmanız lazım. Neden ki demeye kalmadan, aldım cevabımı. Meğerse halk daha bu doğruları öğrenmeye hazır değilmiş. Bazen iyilik yapayım derken millet yanlış anlar ve birlik beraberlik bozulurmuş. Bak sen, millet daha bu doğruları öğrenmeye hazır değilmiş, millet az beklemiş sanki, 90 yıl sonra bile bu halk doğruları öğrenmeye hazır değil ise ve 90 yıl sonra bazıları, bu halkın hala dönen dolapları anlayamayacağını öne sürüyorsa, o zaman bu insanlar, bu halkın daha 90 yıl uyumasını istiyorlar demektir. Ne o siz de halinizden memnun bir şekilde hala uyumak mı istiyorsunuz? Uyuyun o zaman, ya da kalkın hesap sorun, cevap isteyin, merak edip te anlamadıklarınızı sorun. Unutmayın, her şey bir prim parası değildir azınlık konumunda yaşayan kişiler için. Onların hakları da vardır yarları da…

TEORİLERLE KURTARDIK, TEORİLERLE BATIRDIK BU TOPLUMU: Hiç pratiğe geçiş yapamadan, masa başında. Hiçbir şey yapmayan, daha fazla kazanırdı eskiden bu toplumda, hatta hiçbir şey öğretmeyenler ise kısa zamanda mal mülk sahibi oluyorlardı. Neyse ki artık bu çağda öğretmeme, anlatmama gibi bir lüksleri yok kimsenin de, herkes her şeyi öğreniyor. Tek problemimiz, herkesin her şeyi kendi kafasına göre yorumlaması. Bu da iyi güzel de, bu çok sesliliği bozmak isteyen ve beyin yıkaması yapmaya çalışanlar da çoğaldı son zamanlarda. Nasıl olsa saklayamıyoruz diyenler, artık boy boy yazı ve fotoğraflarla farklı imajlar çizme çabasındalar. O dönem de geçecek, ondan sonra bu gençliğe neler bıraktığımızı hep birlikte araştırmaya başlayacağız. İşte o zaman da insanlar, ya o fotoğraflara bakıp saygı duyacaklar, ya da bakarken ana avrat küfredecekler. Biz hangilerinden olmak istiyoruz?...

Bu haftaki yazımızda fazlaca felsefe yaptık galiba. O da lazım. Yunanistan zaten karışıyor, en azından biz şimdi kendimizi toparlayalım, ne yapacaksak birlikte yapalım, ne karar vereceksek birlikte verelim…

Fıkraya gelince, yazımıza uygun olması düşüncesi ile, ayrıca da hangi çağda ne amaçla yaşadığımızı anlamak açısından, yaşam tarzımıza da biraz uysun istedik. En azından bu yaşam tarzını ihtiyaçtan mı, yoksa mecburiyetten mi seçtiğimiz ortaya çıksın…

ÇİÇERO TEORİSİ’nde Cemiyet Yapısı
-Fakir, çalışır
-Zengin, sömürür
-Asker, her ikisini de korur
-Mükellef, üçü için de öder
-Serseri, dördünün adına istirahat eder
-Ayyaş, beşi için içer
-Bankacı, ilk altıyı dolandırır
-Avukat, ilk yediyi kandırarak savunur
-Hekim, sekizini de öldürür
-Mezarcı, dokuzunu da gömer
-Politikacı, 10’ların sayesinde yaşar

Bizce de…
Haftaya görüşmek ümidiyle, her şey gönlünüzce olsun. Hoşça kalın Dostça kalın…

SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerAzerbaycan ordusu 550 kişilik terörist Ermeni taburunu yok ettiAlman istihbaratı WhatsApp yazışmalarını okuyabilecekAvrupa ekonomisi ağır bedel ödüyor, riskler artıyorAB Kovid-19 aşısı için yeni sözleşme imzaladıNATO, Türkiye ile Yunanistan arasındaki mekanizmayı güçlendirmek istiyor
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech