Cinar FM
Çınar FM Dinle
Ana sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıGiriş Yap
Herkes çalışmak için Almanya’ya gidiyor, ya Almanya olmasaydı?02 Ağustos 2018Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Son yıllarda ülkemizdeki ekonomik krizin bir sonucu olarak herkes Almanya’ya akın etmeye başladı. Almanya’da garanti iş imkanı ve aynı zamanda ülkenin refah durumu soydaşlarımızı Almanya’ya çeken en başat unsurlar olarak göze çarpıyor. Gerçekten de Yunanistan’da işsizliğin özellikle gençlerde yüzde 45’e merdiven dayamasının yanında Almanya’da garanti iş imkanı bulunması insanlarımızı hiç düşünmeden göç etmeye zorluyor. Peki bu iş imkanları olmasaydı açlıktan mı ölecektik? Tabii ki de hayır. Ancak böyle bir durumda ne olacağına değinmeden önce şu anki işçi göçünün sakıncalı olduğuna kanaat getirdiğim sonuçlarını dile getirmeye çalışacağım.

Az önce de belirttiğim gibi Almanya’ya giden soydaşlarımız yangından mal kaçırır gibi gidiyor, eline ne bulursa alıyor, gerisinin yanmasına ise göz yumuyor çünkü ilerde daha iyisini alabilecek duruma geleceğinden emindir. Hepimizin bildiği gibi Almanya’daki iş imkanları soydaşlarımızın belli süreliğine çalışmasına izin veriyor, ondan sonra herhangi bir ihtiyaç durumunda tekrar çağırılmaları söz konusu oluyor. Bu ihtiyacın tekrar doğması bazen 3 ayı bazen ise 1 buçuk seneyi bulabiliyor. Peki bunlar ne anlama geliyor?

Örneğin 6 ay çalışmış bir işçi için bir 6 ayı da çalışmadan geçirmek, kazandığı parayı çarçur etmesi anlamına geliyor. Yazının başından beri tekrar edip durduğum garanti iş imkanı insana öyle bir güven veriyor ki, insan tekrar bir işe gireceğini bildiği için o parayı harcama konusunda bir saniye bile düşünmüyor. Özellikle gençlerimizi düşündüğümüz zaman 6 ay boyunca elde edilmiş en az 10 bin euro meblağı Almanya gibi Avrupa’nın en müreffeh ülkelerinden birinde ya da en azından Yunanistan’da gönül rahatlığıyla istediği yerde, istediği işe harcamak dünyada cenneti yaşamak gibi gelir.

Evli insanlarda ise bu durum değişik şekilde seyretmektedir. Almanya’da garanti işi bulunan bir kocanın ekonomik geçimi sağlama gibi açık işlevinden ziyade evi her sene dekore ederek ev halkının duygularını tatmin etme yönünde örtük bir işlevi olduğu da görülür.

Bütün bunları toplayıp bu yeni nesil işçi göçünü kısaca kavramsallaştıracak olursak ‘sefahatlaştırma göçü’ ifadesini kullabiliriz. Şerif Mardin’in de dile getirdiği gibi “Sefahata dalmış olanlar, er geç cezalarını bulacaklardır”. Tabi burada cezasını bulacak olanlar hepimiz olacağız, zira sefahat peşinde koşan insanlar kültür üretemez, en sonunda da bulundukları toplum felakete uğrar.

Fakat, bir şeyi de unutmamak gerek. Güneşli günler hep buhranlı dönemlerden sonra gelir. O halde bir konudaki zihniyetimizi değiştirmek şart. Bir 10 sene kadar önce büyüklerimiz dersine çalışmayan çocuğu “Çalış yoksa ileride işsiz kalırsın” diye ikaz ederlerdi, günümüzde ise sıkça “Zorlamaya gerek yok, çalışmıyorsa nasıl olsa Almanya’da iş imkanları var” gibisinden ifadeleri duymaya başladık. İşte bu konudaki zihniyetimizi acilen değiştirmemiz gerek. Çünkü, iş imkanları var diye bir çocuğun eğitimsiz olmasına göz yummak toplumun geleceğini karartmak demektir. İşte böyle bir durumda yapmamız gereken şey insan yetiştirmek olacaktır.

İşte “Almanya olmasaydı ne olurdu?” sorusunun cevabı, “Felakete uğramamak için uyanmak olmalıdır”.

İnsan yetiştirmekten kastım tabi ki de meslek erbabı yetiştirmek değildir. Belli şeyleri üniversitede öğrenip onları hayat boyu tekrarlayacak bir insan yetiştirmekten ziyade, bir şeyler üretebilen ve toplumunu değiştirebilen insan yetiştirmek gerekir. Bunu sağlayabilmek için üniversitenin meslek edinme kurumu olarak görülmesi hastalığından kurtulmamız, bunun yerine üniversiteyi bilim yuvası olarak görmemiz gerekir. Üniversitede seçeceğimiz bölüm işsizlik durumuna göre değil, öğrencinin kabiliyetine göre olmalıdır. Belli bir alanda işsizlik var diye o alandan bölüm seçmemek hiçbir şeyi değiştirmez fakat  öğrenci kendi kabiliyeti doğrultusunda bölüm seçerse kabiliyeti sayesinde birçok şeyi değiştirme imkanı da bulacaktır.

Son olarak, Almanya’da çalışan bilinçli insanlarımız da tabi ki mevcut ancak bilinçsiz insan sayısının bilinçlilerin kat kat  üzerinde olduğunu göz önünde bulundurursak ileride bir felaket yaşanmaması için dediklerimin yapılması elzemdir.
Yazarın Diğer YazılarıAzınlık yangın mağdurları için tek yürek oldu!Aliya İzzetbegoviç ve Nurettin Topçu’nun yoluBatı Trakya’nın yekûnu bir Fuat Sezgin etmezKafeteryalardaki kültürel emperyalizmAzınlık öğrencisi için en ideal okul neresidir?Güncel HaberlerKammenos'tan, Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar'a davet'İki Yunan askeri serbest bırakıldığı için mutluyum'Serbest kalan Yunan askerler evlerine gönderildiHun-Türk Kurultayı Macaristan’da geçrekleştiAB'den Yunan askerlerinin tahliyesine ilişkin açıklama
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech