LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Haftanın İçinden Kahve Sohbetleri 17115 Kasım 2012Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

BİRLİK VE BERABERLİK; ÖLÜMDEN BAŞKA HERŞEYİ YENER (MUSTAFA KEMAL ATATÜRK) Evet, birlik ve beraberlik. Her defasında özde değil, sözde kalan bir beraberlik. Düşmanın yüzünü güldüren bir beraberlik. Gazete isimlerinde, program isimlerinde kalan bir birlik. Öyle bir birlik ki, hükümet artık bu sözde birlikleri kendi hallerine bırakıp, özde birliklerimizi kapatma eylemleri içinde. Çünkü bizim birlikleri adamlar çözmüş. Atatürk’ün ölüm yıldönümünde Atatürk’ü diktatörlerle, baby dog’larla kıyaslayan bir zihniyet, birlik beraberliğin önemini, ciddiyetini anlayamaz. Atatürkçülüğü ona öyle söylendiği ve öğretildiği için yapanlar, büyük önderin İslam’a ve Müslümanlara verdiği değeri anlayamaz. Atatürk ismi ile ayrımcılık yapan kişiler, birlik ve beraberliğin nasıl gerçekleşmesi gerektiğini, insanları aynı kefeye koyaraktan becermeyi bilemezler. Çünkü onlar için ben, biz ve diğerleri mevcuttur ki, bu da aynı dili, kültürü ve gelenekleri paylaşan topluluklar için büyük bir tehlikedir. Patlamaya hazır bir bomba misali, problemleri körükleyen ve çözüme değil çözümsüzlüğe iten bu  gibi davranışlardan, vazgeçme zamanı geldi gibime geliyor. Kıskançlık, çekememezlik gibi akla mantığa zarar şeyleri hala ayakta tutabilmek, hakikaten büyük bir beceri gerektirir ve maalesef bu beceri, ne yazık ki bizde hala mevcut…

PAYLAŞAMADIĞIMIZ NE VAR Kİ? Taht mı koltuk mu? Elma mı ayva mı? Kadın mı sevgili mi? Yoksa sadece hırs ve bencillik mi? Biraz ondan biraz da bundan. Sonuçta at, avrat ve silah haricinde her şeyi paylaşabilseydik, halimiz pek te böyle olmayacaktı. Milletvekilleri kendi aralarında, gazeteciler kendi aralarında, imamlar da cemaat içinde kavga yapmayacaklar, davalarını büyük hakime bırakacaklardı. Ama daha oralara sıra gelmediğinden, (en azından şimdilik), davayı sözlerle, iftiralarla ve küsmelerle çözmeye çalışıyorlar. Hâkimiyetini kaybedenler de sayıklamaya başlayınca, olaylar çığırından çıkıyor. Örnek olması gereken insanlar, dava peşinde koşması gerekenler, bakın görün ki neler peşinde koşuyorlar…. Hani bir söz vardır; Simit satanı, kestane ve içecek satanı anlıyorum da, bu dost ve arkadaş satmalar, kendi insanını satmalar neyin nesi?. Bu da mı ekmek parası?

İŞİMİZ KARA BOYA Rahmetli Barış Manço’nun bir şarkısı vardı hani  “kendimi hıyar gibi hissediyorum dostlar” diyen şarkısı, hatırlamışsınızdır muhakkak. Şimdi bakıyorum halimize de, bu memlekette bu şarkı tavan yapacak gibi  görünüyor. Baksanıza şu meclisin haline, aynı ikinci dünya savaşı sonrası andartlık dönemi gibi. Bilenler, yaşayanlar anlatıyor, o dönemde geceleri polis ve askerlerin nasıl içerde olduklarını ve dışarıda andartların nasıl ahkam kestiklerini. Yine bilenler anlatıyor, o çalıp çırpan kişilerin gündüzleri nasıl dağa çıkıp kaybolduklarını. Buraya da bir bakın şimdi. Meclis koruma altında, kararlar orada oylanıyor, memleketin hali orada kantara konup halktan ne kadar çalınacağı kararı alınıyor. Polis kendi aleyhine kararlar çıkartan kişileri korurken, ikili oynayan hısım akraba meclis çalışanları ise, kararları bile geri aldırtabiliyor. Bu durumda tabii benim zavallı insanım, bu saf kalpliliği ile o karara o imzayı atana değil de, hala o mecliste, imzayı atan kişilere  hizmet verenlere kızıyor. Hâlbuki seneler geçmesine rağmen, her seçim öncesinde, kendi gücünün farkına varmayıp da nedense hep o nutuklara kanmaya devam ediyor…

YOK TATİL KREDİSİ İMİŞ, YOK EVLİLİK KREDİSİ Böyle kredi mi olur kardeşim? Nerde görülmüş tatil kredisi, nerde görülmüş gerdeğe girdi kredisi ya da ne bileyim ben balayı kredisi? Kimden çıkıyor bu fikirler, ya da daha doğrusu kimden çıkıyordu? Çünkü şimdi maalesef bırakın balayı kredisini, gerdek gecesi haracı bile istiyorlar insanlardan. Yunanlılar zaten fazla çocuk yapmıyorlardı yapmamasına, şimdi evlenmeyecekler bile.  Yoksa Yunanlıların çoğalmasını istemeyenler mi var? Yoksa eskiden bu kredileri verdirenlerle bu yeni haraçları koydurtanlar aynı kişiler mi? Bir amaç, bir hedef olmadan insana boşu boşuna para verilir mi canım? Bayram değil seyran değil, baldız beni neden öpmeye çalışıyor? (Hep enişte olacak değil ya). Ver parayı ver, memleket zor duruma düştüğünde de iste. Ödemeye güçleri mi yok, belle analarını o zaman, neyi var neyi yok toparla al. Hepsi açlık sınırının altına düşsün ki, işçi çalıştırmak bedava olabilsin. Siz neden özel kredi sistemiyle şehrimize kurulan fabrikalara ikinci destek paketi vererek yurtdışına çıkarıldıklarını hiç düşünmediniz mi? Bu boşu boşuna kredi dağıtan zihniyet ile sizce bölgemizden fabrikaların yurt dışına çıkmalarına destek olan zihniyet aynı değil mi?  Bel kemiği kırılmış bir toplumu istediğin gibi oynatmak daha kolay değil mi? Evinde televizyona esir olmuş bir toplumun nereye kadar varabileceğini çok iyi bilen liderler, her şey ters gitse bile kendilerine ve çocuklarına yetecek kadar paraları var daha bankalarda, onlar için üzülmenize gerek yok, onlar zaten yeterince üzülüyor bu memleketin haline, sizin bizim halimize… Hitler gibi savaşla öldürüp de her şeye el koyan kişiler yerine,  şimdilerde haciz edip intiharla öldüren bir sistem var. Gelenek, modern bir şekilde farklı güçlerle, silah kullanmadan, hatta bırakın silah kullanmayı para kazanaraktan devam ettiriliyor. Biz de bunları yutmaya devam ediyoruz tabii ki…

ALTIN MADENLERİ DE NEYİN NESİ? Nasıl başladı, nasıl devam ediyorlar?  Bazılarına zenginlik vaat edilirken, kimine zehir zemberek mi vaat ediliyor?. Tabii ki  hayır. Yeşillikler, bahçeler, iş ve sağlıklı bir yaşam vaat ediliyor. Ama ne yazık ki Halkidiki bölgesindeki tarım ürünlerini artık çiftçiler istedikleri fiyata satamıyorlar, hayvan besicileri ise yurt dışından istenen Yunan hayvanlarını, orijinal Halkidiki malı olarak satmakta ya zorlanıyor ya da hiç satamıyorlar. Sebep mi? Yakınlarında altın arama ocakları olduğundan. Kapitalist sistem bu işte kardeşim. İhalelerde işleyen sistem burada da işlemeye devam ediyor. O zaman soruyoruz siz burada yaşayanlara. Yunanistan genelinde bu altın ocaklarından çıkacak olan altın miktarından devlete kalacak olan miktar mı daha fazla, yoksa genel anlamda tarım ürünlerinden ve bu hayvanlardan kaybedilecekler mi? Bir hesaplama yapın isterseniz. Çocuklarımıza bırakamayacağımız sağlıklı bir bölge haricinde manevi anlamda daha neler kaybediyoruz… Vicdan azabı ile yaşamaya hazırsanız, bildiğiniz yoldan değil, gösterilen yoldan gitmeye hazır olun. Aksi takdirde siyanürün yararlarını (varsa eğer) ve zararlarını bir araştırın…

necat.jpgBu hafta fıkra yerine bu resmi paylaşsak daha çok şey anlatmış olmaz mıyız sizce? Bakın içinde kaç tane fıkra gizli, bakın içinde nasıl bir hayat gizli. Yoksa size de mi çok şey hatırlatıyor? İyi hatırlamalar ve iyi hazımlar o zaman. Bu haftalık da bu kadar arkadaşlar. Haftaya görüşünceye dek, Hoşça Kalın, Dostça Kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerUEFA Avrupa Ligi'nde 12 karşılaşma yapıldıUEFA Avrupa Ligi'nde gecenin sonuçlarıAvrupa Parlamentosu Milletvekili bütçe nedeniyle açlık grevine başladı29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye'nin Avrupa'daki birçok dış temsilciliğinde kutlandıKoronavirüs salgınında son 24 saat
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech