LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Azınlığın dini kurum ve haklarına tecavüzler devam ediyor!29 Ağustos 2018

Azınlıkla “istişare ve diyalog” ifadelerini bugüne kadar Batı Trakya Türk Azınlığı’nın hak ve hürriyetlerini ihlal etmek için bir manipülasyon aracı olarak kullanan yönetim, müftülükler konusunda da bildiğini okumaya devam ediyor.

Hükümet, Din İşleri Genel Sekreterliği ile İnsan Hakları ve Şeffaflık Genel Sekreterliği tarafından hazırlanan, “Müftünün Yetkileri ile İlgili Usül Hukuku Kuralları, Müftülüklerde Müftünün Yetkileri ile İlgili İdari Birimin Kurulması, Organizasyonu ve Çalışma Usülleri” başlıklı düzenleme için “diyalog ve istişare” sürecine katılma çağrısında bulundu. 

TAYİNLİ “MÜFTÜLER” ALINDI, TAYİNLİ “NAİPLER” GETİRİLDİ

Hükümet, bayram öncesinde müftülükler konusunda azınlıkta soru işaretlerine neden olan  bir adım attı. Çıkardığı bir düzenlemeyle atanmış müftüleri emekliye sevk etti, yerlerine de naipler atadı.

Hükümet, görevi usulca bırakmaya çağırdığı tayinli müftülerin koltuğu bir türlü bırakmamaları üzerine mecliste kanunlaştırdığı düzenlemeyle kendilerini emekliye ayırdı.  Böylelikle devlet azınlığın başına musallat ettiği bu işlevsiz hale gelen tayinli memurlarını kenara çekerek naip memurlar atadı.

Tayinli Müftüler konusunda olduğu gibi naipler ile de azınlığın dini yapısına haksız bir şekilde müdahale ederek değerlerine ve kurumlarına tecavüz etmeye devam eden yönetim, tepkileri görmezden gelerek bildiğini okuyarak tecavüzlerini sürdürdü.

“İSTİŞARE VE DİYALOG SÜRECİ” İLE MÜFTÜLÜKLERİN İÇİ Mİ BOŞALTILIYOR?

Yönetim bu kez Müftülüklere yeni çalışma sistemi getirecek kararname taslağını istişareye sundu. 28 Ağustos 2018 Salı günü açıklanan müftülüklerle ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesi için tanınan istişare ve diyalog süresi 7 Eylül 2018 Cuma günü saat 12:00’de sona eriyor.

Din İşleri Genel Sekreterliği ile İnsan Hakları ve Şeffaflık Genel Sekreterliği tarafından hazırlanan düzenleme, “Müftünün Yetkileri ile İlgili Usül Hukuku Kuralları, Müftülüklerde Müftünün Yetkileri ile İlgili İdari Birimin Kurulması, Organizasyonu ve Çalışma Usülleri” başlığını taşıyor. 

Konuya ilişkin Eğitim ve Din İşleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ilgili taraflara, hazırlanan cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle ilgili olarak başlatılan “diyalog ve istişare” sürecine katılma çağrısı yapıldı.

Hazırlanan kararname taslağında Müftünün yetkisindeki evlenme, boşanma ve aile hukukuyla ilgili usül ve kanunlar ve müftünün alacağı kararlarla ilgili ayrıntılar yer alıyor. Taslakta ayrıca, Batı Trakya’daki üç müftülükte oluşturulacak kadrolarla ilgili esaslar ve müftülüklerde oluşturulacak “Müftünün Yetkileri Bürosu”nun organizasyonu ve çalışma sistemi de yer alıyor. 

AZINLIĞIN KABUL ETMEDİĞİ TAYİNLİ 240 İMAM MEŞRULAŞTIRILIYOR

Düzenlemede, Eğitim Bakanlığı’na bağlı özerk kurumlar olan müftülüklerde “Müftünün Yetkileri Bürosu”nun oluşturulacağı da ifade ediliyor. İki bölümden oluşacak büronun amacının “müftülere yetkilerini kullanma konusunda yardımcı olmak” olarak açıklanıyor. Söz  konusu büroya devlet tarafından memurların atanması öngörülüyor. Memurlar, sekreter veya özel danışman olarak görev yapacak. Hazırlanan cumhurbaşkanlığı kararname taslağı, halihazırda devlet memuru olan veya 240 İmam Yasası’na göre din öğreticisi (ierodidaskalos) kadrosunda bulunanların da müftülüklere atanmasına imkan tanıyor.

ÇÖZÜM, DEVLETİN AZINLIĞIN DİNİ YAPISINDAN ELİNİ ÇEKMESİDİR 

Mevcut düzenlemeyle “istişare ve diyalog” süreci başlatıp buna katılma çağrısı yapsa da, devletin aslında azınlık toplumuna rağmen her şeyi kendi planlamasına göre yapacağı anlaşılıyor. Çünkü azınlığın bu konudaki düşüncesi, devletin İslam inancına ve insan haklarına aykırı bir şekilde el koyduğu dini kurumları olan müftülük ve vakıflardan tamamen elini çekmesi ve özel ve özerk olan bu kurumları azınlığa teslim etmesidir. Zira aynı devlet, mevcut yasalara göre ülkede baskın olan Hıristiyan Ortodoks Kilise’nin kurumsal işleyişine en ufak bir müdahale hakkına sahip değildir.

DEVLET KİLİSEYE KARIŞMADIĞI GİBİ, MÜFTÜLÜĞE DE KARIŞMAMALIDIR

Azınlık toplumuna göre, devletin istişare ve diyalog çağrısı yapması tamamen göz boyamaktan ibarettir. Zira eğer devlet gerçekten samimi bir diyalog ve istaşare ile çözümü arzulasaydı, o zaman en başından böyle bir adım atmadan önce azınlığa kulak vermeliydi. Çünkü azınlığa göre istişare kendi içinde olması gerekir ve devlet müftülük ve vakıflar konusuna asla karışmamalıdır. Aynen Kilise konusunda olduğu gibi. Devlet Kilise konularında, Mitropolitlerin, Başpiskoposların seçimine ve Mitropolitliklerin kurumsal işleyine karışamamaktadır. Kullanılan bir deyimle söylemek gerekirse, devlet, Kilise’nin kapısındaki dış mandala bile karışamamaktadır.

GELİŞMİŞ DEMOKRASİLERDE DEVLET AZINLIKLARIN DİNİNE KARIŞMIYOR

Gelişmiş demokrasilerde devletin farklı dinlere ait vatandaşların dini yapısına müdahalesi söz konusu değildir. Her dinin cemaati kendi dini işleyişi ve kurumsal yapısından sorumlu ve bu konuda tamamen özerktir. Örneğin Karadağ Cumhuriyeti’nde İslam Toplumu, İslam Birliği adı altında örgütlenmiş ve anayasal olarak tamamen bağımsız hareket etmektedir. İslam toplumunun dini işleyişi, kurumsal yapısı müftülükler ve vakıflar, devletin hiçbir müdahalesine maruz kalmamaktadır. Hatta Karadağ İslam Birliği Başkanı Rıfat Feyziç’in verdiği bilgilere göre, İslam Birliği’nin kendi anayasası ve meclisi mevcuttur. Bu yapıya göre de, ülkedeki bütün Müslümanların belirlediği temsilciler bu Mecliste toplanarak dini hayatı ve işleyişi ilgilendiren konularda istişare ile kararlar almaktadırlar.

“SİZİN DİNİNİZ SİZE, BENİM DİNİM DE BANADIR”

Dünyadaki örnekler ve İslam’ın ışığında değerlendirildiğinde denilebilir ki, bir “istişare ve diyalog” süreci olacaksa, bunun azınlık ile devlet arasında bir pazarlık şeklinde değil, azınlık toplumunun kendi içinde işleteceği bir süreç olarak işlemesi gerekiyor. Buna göre Azınlık toplumu bir araya gelerek istişare edecek ve müftülük ve vakıflarını kendi belirleyeceği kişilerle doğrudan yönetecektir. Ancak böyle olursa, bu, tamamen devletin mudahalesinden kaynaklanan sorun çözüme kavuşabilir. Aksi takdirde yapılacak her girişim gerçekçi ve kalıcı bir çözüm getirmez. Kur’an bu konuda çözümü Kafirun Suresi’nin 6. ayetiyle ortaya koymuştur: "Sizin dininiz size, benim dinim de banadır." Buna göre her din, onun kurumsal yapısı ve işleyişi tamamen o dinin cemaatine aittir. Başka dinden olanlar bunlara asla karışamaz.

Bu da gösteriyor ki, Kur’an’ın ilkelerine ve insan haklarına aykırı bir biçimde takip edilecek çözümler Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’na asla huzur getirmeyecektir.

Diğer HaberlerABTTF yabancı uzmanların katılımıyla Batı Trakya’ya çalışma ziyareti düzenlediEncümenler Birliği "Yunanca Kitap" karmaşası hakkında açıklama yaptıGüvenlik önlemleri nedeniyle PAOK-AEK maçına yabancı hakemAşure Günüİslam tarihinin siyasi kırılma noktası: Kerbela
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech