LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Eylem, sonrası ve azınlık olarak mücadelemiz06 Ekim 2018Bilal Budurbbudur@hotmail.com

İskeçe Merkez İlkokulunda başlayıp yaklaşık iki hafta devam eden ve İskeçe ilinde 45 okuldan 40 okulun destek verdiği eylem 2 Ekim Salı akşamı İskeçe Türk Birliği'nde Encümen ve velilerin katılımıyla gerçekleşen toplantıda alınan karar gereği sona erdirildi.

Toplantıda birçok konu ele alındı, katılanlar fikirlerini beyan ettiler. Ancak meselenin daha iyi anlaşılması için olayları başından ele alarak bugüne nasıl gelindiğini iyi anlamamız ve buna göre değerlendirme yapmamız gerektiği kanaatindeyim.

Her şeyden önce bu meselenin nereden ve nasıl başladığını iyi bilmemiz lazım. Bundan birkaç yıl önce İskeçe Merkez İlkokuluna KESPEM tanıtımı için Frangudaki ve ekibi Encümen Heyeti Başkanı Hüseyin Baltacı ile bazı diyaloglar yaşıyor. Baltacı kendilerine ilkokullarımızdaki Yunanca kitapların yetersizliğinden bahsediyor. Aslında Baltacı birçoğumuzun dillendirmek isteyip de, nereye ve nasıl söyleyeceğiz diye düşündüğümüz bu konuyu bizzat kitapları hazırlayanların kendilerine söylüyor. Aralarında tabii ki bazı tartışmalar da yaşanıyor.

Bu arada Encümenler Birliği Derneği Başkanı Ercan Ahmet de konuyu sürekli gündeme getiriyor ve bakanlığa da dernek olarak yazılar göndererek bu kitapların yetersizliğini dile getiriyor.

Bir süre sonra bayan Frangudaki ve Dragona Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği'ni ziyaret ediyorlar. Dernek Başkanı Ercan Ahmet, yardımcısı da Hüseyin Baltacı. Yaklaşık 6 saatlik bir diyalog yaşanıyor. Nihayetinde bu kitapları hazırlayanlar da artık kitapların yetersizliğini kabul ediyor.

Konu gündeme geldikçe ilgili mercilere olan baskılar artıyor. Veliler de her geçen gün bu hususu daha çok dillendiriyor. İskeçe Milletvekili Hüseyin Zeybek de buna binaen devlet ilkokullarında okutulan kitapların da azınlık ilkokullarında dağıtılması ve okutulabilmesi için bazı girişimlerde bulunuyor.

Nihayetinde hepimizin bildiği gibi okullarımıza bir yazı geliyor ve bu kitapların kullanımı hususu öğretmenlerin tercihine bırakılıyor. Ancak Yunanca öğretmenleri, dernekleri aracılığıyla bu yazının kitapların dağıtımı için yeterli olmadığını, bakanlıktan daha açıklayıcı bir yazı gelmesini talep ediyorlar.

Tam da bu süreçte İskeçe Merkez İlkokulunda 19 Eylül Çarşamba akşamı yapılan veli toplantısında eylem yapma kararı alınıyor. Diğer gün yani 20 Eylül Perşembe günü bakanlıktan bir yazı daha geliyor. Bu yazı öğretmenlerin elini çözerken velilerin talepleri olan devlet okullarındaki Yunanca ders kitaplarının azınlık ilkokullarında dağıtılmasını daha da güçleştiriyor. Zira ikinci gelen yazıda azınlık ilkokullarında okutulacak ana kitapların Frangudaki kitapları olduğu, öğretmenin talep etmesi durumunda devlet okullarında okutulan Yunanca ders kitaplarının da yardımcı materyal olarak yine öğretmenin istediği düzeyde kullanılabileceğini belirtiyordu.

Gelinen noktada öğretmen camiası yine söz konusu kitapların öğrencilere dağıtılabilmesi için açık bir talimat olmadığını ifade etti.

Bundan sonraki süreçte eylem yapan okulların sayısı arttı ve nihayetinde İskeçe ilinde bu yıl faaliyette olan 45 okulun 40 tanesi eyleme iştirak etti ve destek verdi. Rodop ilinden ise sadece 8 okul grev kararı alabildi. Bu arada İskeçe'de encümen ve veliler Yunanca müfredatı öğretmenlerinin dernek başkanı Dumos ile de bir görüşme gerçekleştirdiler. Dumos da velilerin taleplerinin haklı olduğunu ve konuyu bakanlığın çözmesi gerektiğini, kendilerine açık bir yazı gelmesi gerektiğini ifade etti. Nihayetinde dernek olarak yaptıkları açıklamada da bu yönde ifadeler kullandılar ve topu bakanlığa attılar.

Daha sonra Encümen ve temsilcilerimiz Rodop Milletvekili Mustafa Mustafa ile beraber Bölge Eğitim Müdürü Keramaris'in ofisini sembolik olarak işgal ederek taleplerimize dile getirdiler.

Ardından iktidar milletvekillerimiz 28 Eylül Cuma günü Eğitim Bakanı Gavroğlu ile görüşerek Azınlık İlkokullarında Yunanca müfredatın gözden geçirilmesi ve yapılması gerekenlerle ilgili bir komisyonun kurulmasını önerdiler. Bu öneri her ne kadar bakanlığın açıklamasında Frangudaki programının güncellenmesi şeklinde anlaşılsa da, milletvekili Hüseyin Zeybek yapılan görüşmede kesinlikle Frangudaki programının konuşulmadığını beyan etti.

Ardından Encümenler Birliği Derneği Başkanı Ercan Ahmet, başkan yardımcısı Hüseyin Baltacı ve Avukat Ahmet Kara velileri temsilen milletvekilleri Hüseyin Zeybek ve Mustafa Mustafa ile birlikte Eğitim Bakanlığına bağlı Eğitim Politikaları Enstitüsünde bir toplantıya katıldılar.

Yapılan toplantıda iki konu ön plana çıkıyor. İlk olarak , bir kaç gün içinde Frangudaki kitaplarının bu sene için kaldırılmasının zor olduğu ancak devlet okullarında okutulan kitapların öğrencilere dağıtılması için okul yönetimlerine daha somut bir yazının gönderileceği ifade ediliyor. İkinci olarak ise milletvekillerinin önerisi doğrultusunda Eğitim Bakanı Gavroğlu'nun da kabul ettiği bir çalışma grubunun oluşturulacağı ve bu çalışma grubu içerisinde konunun uzmanı akademisyenlerin yanı sıra azınlığın önereceği temsilcilerin de yer alacağı belirtiliyor. Bu çalışma grubunun iki üç hafta içerisinde oluşturulacağı ve yapacağı çalışma sonrası azınlık okullarındaki Yunanca müfredatta atılması gereken adımlarla ilgili bir rapor hazırlanacağı belirtiliyor.

Atina'ya giden temsilcilerimiz yapılan görüşmenin ayrıntılarını Atina dönüşü İskeçe Türk Birliği'nde encümen ve velilere aktardılar. Bundan sonra atılacak adımlar hususunda encümen ve veliler yaklaşık üç saat fikir alışverişinde bulundular. Nihayetinde velilerin büyük çoğunluğunun vardığı noktada Atina'daki görüşme ile başlatılan diyalogun sağlıklı olarak devam edebilmesi için bundan sonraki süreçte okul kapatma eylemlerinin sona erdirilmesi oybirliği ile kararlaştırıldı. 3 Ekim Çarşamba günü itibariyle okullar açıldı, çocuklarımız sınıflara girdiler. Veliler gelişmeleri tekrar değerlendirmek ve bundan sonra azınlık eğitimi için yapılması gerekenleri konuşmak üzere 15 Ekim Pazartesi akşamı İskeçe Türk Birliğinde toplanmaya karar verdiler.

Bu karardan sonra doğal olarak bazı veliler bazı sorular sormaya başladılar. Bu velilerimizin bir çoğu bir netice elde edilemediği ve kitapların dağıtılmadığını öne sürerek eylemin boşuna yapıldığı noktasında birleşiyor. Bir diğer fikir ise bu eylemi bazılarının siyasi emelleri için kullandığı yönünde.

Herkesin fikrine ve düşüncesine saygılıyım. Ancak burada samimiyetle şunu ifade etmek isterim. Yaklaşık 20 yıldan beri azınlık meselelerini mesleğim icabı yakından takip etmeye gayret ediyorum. Azınlık hakları noktasındaki hassasiyetimizi bilenler biliyor. Şu kadar yıldan beri öyle veya böyle bu konuda olduğu gibi bir araya gelindiğini görmedim. Bu defa encümen ve velilerimiz meseleye çok hassasiyet gösterdiler. Çok kısa zamanda İskeçe'de 40 okul eyleme destek verdi. Arada encümenler toplantılara davet edildi. Toplantılar hiç olmadığı gibi yüksek katılımlarla gerçekleşti. Her şeyden önemlisi de özellikle son toplantıda AZINLIK KONUŞMAYA BAŞLADI.

Şuraya gelmek istiyorum. Ne elde ettik, ne kazandık diye düşündüğümüzde şunu söylemek istiyorum. Hem kendime hem de bu soruların cevaplarını arayanlara. Her şeyden önce canımızı acıtan bir konuda TOPLANMAYI ÖĞRENDİK. Bir araya gelerek yavaş yavaş KONUŞMAYI ÖĞRENİYORUZ. Bir mücadele verilirken BİRLİKTE HAREKET ETMENİN ÖNEMİNİ ANLAMAYA BAŞLIYORUZ. Bundan sonra da öğreneceğimiz bir şey var.  O da MÜCADELELER UZUN SOLUKLUDUR VE SABIR GEREKTİRİR.

Konu fazla uzadı ama son olarak belirtmek istediğim birkaç husus var. Bazı arkadaşlarımız bu mücadelede bir şey elde edemediğimizi düşünüyor. Şöyle düşünelim. Müftülük meselesinde yıllardır mücadele ediyoruz. Bu devlet bu hususta azınlığa bir şey mi verdi? Müftülük meselesinde geldiğimiz noktada elde var sıfır bile diyemiyorum çünkü sıfıra hakaret etmiş olurum. Peki, devlet bu konuda adım atmıyor diye bizim yıllardır yaptığımız mücadele boşuna mı oluyor. Tabi ki hayır. Biz mücadelemizi ve davamızı canlı tutuyoruz. Tüm azınlık meselelerinde durum böyledir. Devlet adım atmıyor diye biz mücadeleyi bırakacak değiliz. Tam tersine mücadele azmimizi kaybedersek toplum olarak yokuş aşağıya inmeye başlarız. İşte o zaman ne kitabın faydası kalır, ne öğretmenin ne müftünün. Bizler tüm kurumlarımıza sımsıkı sarılmalı, hem azınlık hem de vatandaş olarak haksızlığa uğradığımızı düşündüğümüz hususlarda mücadele azmimizden asla taviz vermemeliyiz. Bütün bu mücadeleyi sürdürürken de demokratik yöntemlerin dışına asla çıkmamalı, kendi hakkımızı elde etmeye çalışırken başkalarının hakkına asla tecavüz etmemeliyiz.

Bugün okullarımızdaki bir kitap meselesi yüzünden gösterdiğimiz örnek mücadeleyi hem azınlık eğitiminin diğer hususlarında, hem de tüm azınlık mücadelemizde tüm kararlılığımızla devam ettirmeliyiz. Biraz gevşersek, lüzumsuz muhabbetlerle birbirimizle uğraşırsak asla başarılı olamayız. Arada ufak tefek fikir ayrılıkları olabilir. Bunların üzerinde fazla durmadan meselelerin özüne odaklanmak gerekir.

Batı Trakya Müslüman Türk Azınlık Toplumu artık değişti. Bu değişim kanaatimce azınlık olarak birçok konudaki mücadelemize yeni bir şekil verecektir. Bu süreç biraz sancılı olabilir ama sonuçta lehimize olacağından şüphem yok. Azınlık toplumu gelişti ve gelişmeye devam ediyor. Bunu artık herkesin anlaması ve kavraması gerekir.
Yazarın Diğer YazılarıAzınlık okulları başımızın tacıdırMüftülük kararnamesiyle azınlık yine oyuna getiriliyorMilli kimliğimizi merak ediyorsanız kolayı var: REFERANDUMSandığa Giderken...Daha Güzel Yarınlar İçin Erdemli NesillerGüncel HaberlerAra Güler son yolculuğuna uğurlandıHerkesin cevabını aradığı soru: Kaşıkçının cesedi nerede?Avrupa Birliği'nden 'Kaşıkçı' açıklamasıMakedonya'da isim değişikliği sürecine yeşil ışıkİsrail polisi Kudüs Valisi’ni gözaltına aldı
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech