LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Azınlık Eğitimi’nde sorun var, derken neyi kastediyoruz?02 Kasım 2018Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Mesele laf olsun torba dolsun meselesi değil, mesele üzümü yiyebilmek.Yoksa bağcıyı dövebilmek için bu memlekette sırada bekleyenler çoğunlukta...

1952 Kültür Antlaşması’ndan sonra Türkiye’den mezun öğretmenlerimiz uzun bir süre Azınlık Okulları’nda eğitim verdiler. Başarılıydılar ve o dönemde bunu Yunanistan bize ekstradan vermedi, Lozan’dan doğan haklarımız gereği verdi. Yani, bizlere bir “ağabey”lik yapılmadı. Daha sonra Albaylar Cuntası ile birlikte bu haklar  yeniden geri alındı. Öğretmenlerimizin çoğu okullardan çıkartıldı, yerine yine o dönemlerde Selanik Pedagoji Akademisi’nde yetişmiş öğretmenler getirildi.

Evet, bu kişiler Yunanca ders gördüler ve Azınlık Okullarında Türkçe derslere girdiler. Yanlış mıydı? Evet yanlıştı. Çünkü Uluslar arası haklarımız çiğneniyor ve Avrupa Birliği de buna göz yumuyordu. Ama sonuçta elimizde yine o öğretmenler kaldı. Kendi derneklerini kurup da zamanla azınlık eğitimine yine velilerle birlikte şekil veren öğretmenler... Zamanla kendilerini bu toplumdan sayıp da var gücüyle çalışan ve azınlık okullarını ayakta tutmaya çalışan öğretmenler... İyisiyle kötüsüyle bu günlere gelindi. bazen dışlandılar bazen kabul gördüler.

Peki, şimdi azınlık eğitiminde madem ki varlar, o zaman birlikte çalışılması daha doğal değil mi?

Okullarımızdaki sorunlar şimdilerde baktığımızda hakikaten sadece bu öğretmenler mi? Yoksa kendi aramızda kendi okullarımızı aşağılamak ve yeni velileri yanlış yönlendirmek daha mı büyük bir yanlış? İlk olarak bizim bunları  sorgulamamız gerekiyor. Daha fazla detaya girmek gerekirse kendimiz soralım kendimiz cevaplayalım ve akabinde de neleri kazanıp neleri kaybettiğimizi birlikte görelim.

Azınlıkta var olan yüksek tahsillilerin yüzde 90’ının azınlık okullarından mezun olduğunu rahatlıkla görebiliyorsak, bunun anlamı nedir? O çocuklar şimdiki eğitim sisteminden çok daha uzak materyallerle yetiştirildi, fakat hiçbir zaman kendi özünü kaybetmedi. Zaten özünü kaybetmeyen çocuklar yine bu topluma faydalı olabilmek için geri döndü.

Sonuçta bu okullar Yunanistan resmi eğitimine bağlı okullar değil mi? Bu okulların verdiği diplomalar devletin diğer okullarıyla eşdeğer. Peki o zaman  kapatılabilmesi için neden bir çaba harcanıyor ya da bu okullarda okuyan çocuklar neden daha başarısız olur algısı yapılıyor?

İşte sorulması gereken soru bu. Üstelik bunları devlet bir şekilde yine bizlere yaptırtıyor. Nasıl mı? Çok basit, bizim içimizden bazı insanları galeyana getirerek. Nasıl olsa biz gaz verilmesinden çok hoşlanırız.  Ver gazı Romayı yaksın, misali bir atmosfer yaratıldı ve bizler bunun farkında değiliz. İyi niyetle çocuklarımız azınlık okullarında iyi bir eğitim almıyor, demekle aslında kendi insanımıza zarar veriyor ve bizim okullarımızı gerek Yunan öğretmenlerinin gözünde gerekse kendi toplumumuz içinde diplere indiriyoruz. Aslında yetersiz Yunanca dersi veriliyor, desek o zaman doğruyu söylemiş olacağız belki, ama bu durumda da bazıları, o zaman çocuklarımız neden devlet okuluna gitmesin, diye dert yanacak. İşte asıl yanlış burada yapılıyor.

Bazı çevreler de çocuklarımızın devlet okullarına gönderilme taraftarı değiller mi? Peki, devlet okulları bu kadar zararsız ve mükemmel bir eğitim mi sunuyor? Geçmişte yaşananlara bakıldığında ana dili Türkçe olan çocuklarımız ana dili Yunanca olan bir çocukla yarışa giremiyor, girse bile psikolojisi bozuluyor, ya da Yunan kültürüne aşık olmaya başlıyor. Eski hayat dersleri de artık yerini teknolojiye bırakmış olduğundan dolayı  ailesine ve geleneklerine karşı gelen bir çocuk ortaya çıkıyor. Şimdi kendimize sormamız gerekiyor, biz bunu mu istiyoruz? Tabii ki istemiyoruz.

O zaman yapılması ve söylenilmesi gereken şeylerden ilki, bizim okullarımız yeterli değil cümlesini bir kenara atıp, üzerinde savaşını verebileceğimiz bu okullarda Yunanca yetersiz deyip Yunan devletinden bu konuda sorumluluğunu yerine getirmesi için uğraş vermeliyiz.

Yunan diasporasının yaşadığı farklı memleketlere bir göz gezdirin, orada azınlık olarak yaşayan Yunanlara, hakları icabı Yunanca derslere izin verilmekte ve tabii ki Yunanistan da bunu severek yapmaktadır. Buradan öğretmenler gönderip o bölgedeki ana dili Yunanca olan öğrencilerinin ana dillerinde eğitim vermektedir. Yani Yunanistan’da bulunan azınlık okullarımız gibi okullar, dünyanın her yerinde azınlık olan kişilere kendi dilinde ders vermektedir. Yunanistan da bu hizmeti bir çok yerde yerine getirmektedir. Nitekim o azınlık okullarında okuyan çocuklar bu şekilde hem ana dillerini hem de o ülkenin resmi diline hakim olabilmektedirler.

Şimdi bunları burasıyla kıyasladığımızda evet, azınlık okullarında ana dili eğitimi verilmekte ve resmi dili Yunanca da öğretilmeye çalışılmaktadır.

Peki, o zaman oradaki bu okullara destek veren bazı çevreler, neden bizim çocuklarımızın sadece ülkenin resmi dilinin eğitiminin verildiği okullara gitmeleri için ısrar ediyor? Neden ana dilimiz Türkçenin ana okullarında okutulmasına tam destek veremiyor? Pedagojik açıdan bakıldığında ana dilin önemine vurgu yapılırken, bizim çift dilli ana okul taleplerimize yıllardır neden olumsuz cevap veriliyor?  Amaç, Yunancayı yeterli bir seviyede öğretmemek mi, yoksa dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi çift dilli okulların burada yetersiz olduğunu gösterebilmek mi?

Sorular çok fazla aslında, ama kıyaslamaları da güzel yapmak gerekiyor. Okullarımızı kaybetmeden, eğitim sistemini en yukarılara taşımaya çalışarak, verilmiş olan haklarımıza sahip çıkarak işe başlayabiliriz. Sonuçta bu okullar bizim okullarımız.

Yazımızı Türkiye yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un söylediği bir cümle ile bitirelim: ‘’Bizden, bizim gibi olmayan çocuklar yetiştirmek...’’

Yani amacımızın, bizden olup da kimliğini ve dilini kaybetmemiş ve bizden daha fazla bilgi ve yetenek sahibi çocuklar yetiştirmek olduğunu ARTIK ANLAMAMIZ GEREK…

Haftaya görüşmek ümidiyle hoşça kalın, dostça kalın…
Yazarın Diğer YazılarıBazı şeyler horozun erkekliğine bağlı demek ki...Balkanlarda Türkiye algısıBir avuç insan, bir avuç hayal gücü…Azınlık Kurumları Dingo’nun ahırı mı yoksa deneme tahtası mı?Ekmek teknesi AzınlıkGüncel Haberlerİdadiye Okul Aile Birliği seçimleri yapıldıGravanis, Gümülcine Belediyesi için başkan adaylığını açıkladıMillet Gazetesi İstanbul'da düzenlenen Filistin toplantısına katıldıSuudi Arabistan'a giden Gabon Cumhurbaşkanı kayıpAB savunma alanında bağımsız aktör olmaya hazırlanıyor
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech