LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Yunanistan’ın Makedonya ‘takıntısının’ arkasındaki gerçekler31 Ocak 2019Feyzullah Hasankâhya

Yunanistan’ın Makedonya ‘takıntısının’ sebebini son 20-30 yılda ortaya çıkmış, sadece coğrafî bir sorun olarak veya ‘Makedon’ ırkının varlığı-yokluğu meselesine indirgemek eksik olur. Makedonya meselesinin çok köklü bir geçmişe sahip ve pek çok tarihî, coğrafî, dinî, millî, kültürel, sosyolojik psikolojik ve demografik sebepleri vardır. Bu konuyu mümkün mertebe analiz etmeye gayret edeceğim. 

Makedonya tarih boyunca, Doğu Avrupa ve Balkan coğrafyasının en stratejik öneme sahip toprak parçasını oluşturmaktadır. Atina için ‘Makedonya’ sorunu, 1991 yılında “Makedonya Cumhuriyeti”  bağımsızlığını kazanmasından çok daha eskilere dayanmaktadır.

Antik Yunan’da devletler, küçük şehir devletleri halinde yaşıyorlardı ve birbirleriyle sürekli savaşıyorlardı. Atina şehir devleti, Makedonları yarı barbar olarak nitelendiriyorlardı ve sürekli Makedonlarla savaş halindeydiler. Antik çağın süper gücünü doğuran coğrafya olarak meşhur olan Makedonya, tarih boyunca ismi ve toprakları kime ait olduğu konusundaki tartışmaları günümüze kadar uzanmaktadır.

II.Filipos ve Megas Aleksandros dönemi Makedonya’sı MÖ (382-332)

Büyük Makedonya Krallığının kurucusu olan II. Filip, genç yaşta en yakın yardımcısı tarafından suikasta uğradığı zaman oğlu Aleksandros henüz 19 yaşındaydı. II. Filip’in güçlü ve düzenli ordusuyla kurduğu Makedon Krallığını miras alan Aleksandros, Atina’da dönemin ünlü filozoflarından eğitim görmüştür. Dönemin ünlü filozof’u Aristotelis’in yanında üç yıl kaldığı da rivayet edilmiştir.

Atina’da iyi bir eğitim alan ve babası II. Filip’in büyük bir titizlikle kurduğu imparatorluğun başına geçen Aleksandros, kıvrak zekâsı, bilim adamlarına verdiği değer ve komutanlarıyla sürekli istişare etmesi neticesinde, çok kısa bir zamanda büyük coğrafyaları işgal etmeyi başarmıştır. Fakat büyük bir işgal hırsıyla çok hızlı bir şekilde büyüttüğü İmparatorluğa sadece 16 yıl hükmedebilmiştir. 32 yaşında veda ettiği Büyük Makedon İmparatorluğu çok kısa bir süre zarfında gerilemiş ve irili ufaklı krallıklara bölünerek dağılmıştır. Makedonya coğrafyası, ardından Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Venedikliler ve Lâtinler arasında sürekli el değiştirmiştir. Yüzyıllarca savaş, işgal ve göç hiç durmamıştır. Bu dönem ile ilgili en büyük tartışma, Büyük İskender ve babasının ne kadar Helen olup olmadığı ile alâkalıdır.

Tarafsız ve objektif araştırma yapan tarihçilerin araştırmalarına göre; İskender’in çok kısa bir zaman zarfında yaptığı büyük işgal ve yıkımlarla ilgili sağlıklı ve güvenilir bilgilere hiç rastlanmamaktadır. Makedonya coğrafyasının, Makedonların ve Büyük İskender’in Helenlerle bir alâkası olmadığı da aşikârdır. Büyük İskender’in Atina’da birkaç yıl eğitim görmüş olması onu ne kadar olağanüstü bir şahsiyet ve Helen yapar, bu konu da ayrıca büyük bir tartışma konusu. Büyük İskender ile alâkalı anlatılanlar ve iddia edilenler, tarihî gerçeklere ve tabii gelişmelere tamamen aykırıdır. Büyük İskender’in şahsına çok abartılı bir şekilde – Hz. İsa’da ve Havarilerde dahi rastlanmayan-  olağan üstü tanrısal bir güç isnat edilmektedir. Makedonya ve Büyük İskender ile alâkalı anlatılanların efsanelere dayalı olduğu ve çoğu Helen fantezilerden öteye geçmemekte olduğu belirtilmektedir.

Osmanlı Devleti döneminde Makedonya (1430-1912)

Tarih boyunca Makedonya, en huzurlu ve barışçıl yıllarını 1430-1912 yılları arasında takriben 500 yıllık Osmanlı hâkimiyeti döneminde yaşamıştır. Makedonya ve Balkanlar, tarihin hiçbir döneminde bu kadar uzun süre savaşsız, göçsüz, huzur ve barış içerisinde yaşamamıştır.

1912’ye kadar, tarihin hiçbir döneminde Helenizm Makedonya’ya ve Trakya’ya tam olarak hâkim olamamıştır. Çünkü Helenistik kültür Balkan coğrafyasına çok yabancıdır ve Helenlerin yayılmacı, dayatmacı ve asimilâsyoncu politikaları nefretle karşılanmıştır. Ne geçmişte, ne günümüzde, ne de gelecekte Balkanlara bu zihniyetin hâkim olması mümkün değildir. Hıristiyanlık bile Makedonya’da ve Balkanlarda Atina’dan çok daha önce yayılmış ve kökleşmiştir. Çünkü Balkan halkları tarih boyunca monoteist dinlere yakın olmuştur ve bunları kabullenmişlerdir. Atina’nın Helen, politeist ve pagan kültürleri Balkanlardaki monoteist halklarla sürekli savaş halinde olmuştur.

1913 Bükreş Antlaşmasından sonra Makedonya

I. ve II. Balkan Savaşları’ndan (1912-1913) sonra, 1913 Bükreş Antlaşmasına göre: Makedonya’nın %51’i Yunanistan’a, %39’u Sırbistan’a ve %10’u da Bulgaristan’a bırakılmıştır. 1912’de hain Arnavut Hasan Tahsin Paşa, Selânik şehrini Yunanlılara teslim ederken, Selânik nüfusunun sadece %25’ini Yunan kökenli Osmanlı tebaası oluşturmaktaydı. Yani “Makedonya birdir ve Helen’dir” hikâyesi tarihî gerçeklerle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. “Makedonya birdir ve Helen’dir” söylemi ne coğrafya ile ne de tarihi gerçeklerle bağdaşıyor. Büyük bir yalan ve tamamen bir takıntıdan ibarettir.

Yayılmacılık tehlikesi çok gülünç

Yunanistan’ın en gülünç iddialarından birisi de Kuzey Makedonya’nın yayılmacı politikasıdır. İki milyon nüfusu olan, silâh ve cephanesi bulunmayan, doğru dürüst bir ordusu bile olmayan artık Kuzey Makedonya’yı millî tehlike, istilâcı ve yayılmacı olarak görülmesi çok gülünç ve düşündürücüdür. Yunanistan bütün halkları kendisi gibi başka ülkelerin topraklarında gözü olan, yayılmacı ve istilâcı olarak görmektedir. Oysa durum tam tersidir. Gerçek manada başka ülkelerin topraklarında sürekli gözü olan, istilâcı ve yayılmacı olan Yunanistan’ın kendisidir. Makedonya birdir ve Helen’dir demekle bütün Makedonya’nın Yunanistan’a ait olduğunu iddia eden Yunanistan’dır. Kuzey Epir Yunanistan’ındır iddiasında bulunmak da istilâcı ve yayılmacıların kimler olduğunu açık ve net bir şekilde göstermektedir. 

Makedonya tartışmalarından kim ne kazandı ne kaybetti? 

Makedonya tartışmalarında kazanan akıl oldu, hakikat oldu. Yunanistan’ın kuruntuları ve hayalperest iddiaları kaybetti. Yıllardan beri bir fincan suda fırtınalar koparan Yunanistan en sonunda, uluslar arası antlaşmaların, kurum ve kuruluşların öteden beri söylediği ve Yunanistan’ın bir türlü kabul etmek istemediği noktaya gelindi ve en sonunda Yunanistan istemeye-istemeye de olsa hakikati kabul etmek mecburiyetinde kaldı. Yani “Herkes oturduğu yerde otursun, herkes haddini bilsin, kimse ham hayaller peşinde koşmasın!” neticesi çıktı 

Buraya kadar olan kısım görünen kısımdı, asıl görünmeyen gerçekler vardır

Makedonya sorunu görünüşte her ne kadar Yunanistan ile Makedonya arasında küçük bir isim tartışması gibi görünse de, aslında uluslar arası çok kapsamlı boyutları vardır. Makedonya meselesini Akdeniz meselesinden, Kıbrıs meselesinden ve Suriye meselesinden ayrı görmemek lâzımdır. Çünkü Makedonya coğrafî olarak tıpkı Akdeniz, Kıbrıs ve Suriye gibi çok stratejik öneme sahiptir. Türkiye’nin bir türlü kontrol altına alınamayan gelişmesi, büyümesi ve güçlenmesi bütün emperyalist güçleri ve destekçileri tedirgin ediyor. Bu, son iki yüz yılda Balkanlarda, Anadolu’da ve Orta Doğuda Osmanlı Devletine karşı her türlü zulmü reva görenleri ve işbirlikçileri tamamen suçluluk psikolojisiyle hareket etmeye sürüklüyor. İkiyüz yıldan beri oynanan oyunların ortaya çıkması ve gerçeklerin su yüzüne çıkması suçluları panikletiyor.

Osmanlı Devletini tarihe gömdüklerini zanneden sömürgeci, istilâcı emperyalist güçler, Osmanlının üzerine attıkları toprakların altından Osmanlı ruhunun daha güçlü bir şekilde güçlenerek geliştiğine şahit olan bütün şer güçlerini çeşitli tedbirler almaya itiyor. Bilhassa Yunanistan’ı büyük bir panik kaplamış vaziyettedir. Çünkü iki yüz yıldan beri Balkanlarda, Anadolu’da Akdeniz’de ve Orta Doğu’daki bütün felâketlerin ve cinayetlerin baş müsebbibi ve baş muharriki Rum Patrikhanesi, Heybeliada Ruhban Okulu ve Yunanistan vardır. Evet, Bulgarların da, Sırpların da, Arnavutların da Patrikhane’ye ve Yunanistan’a uydukları için suçları vardır, ama eğer Bulgarların, Sırpların ve Arnavutların bir kere suçu varsa, Patrikhane’nin ve Yunanistan’ın bin kere suçu vardır. Çünkü baş muharrik ve baş müsebbip onlardır. Ama korkunun ecele faydası yoktur. Türkiye’nin Balkanlarda da, Orta Doğuda da, Akdeniz’de de güçlenerek büyümeye devam edeceğinden kimsenin şüphesi yoktur. Tabi emperyalist şer güçler için bunu kabullenmek kolay değil, ama zamanla alışacaklar ve kabullenmek mecburiyetinde kalacaklardır.   

Makedonya meselesinin de Rum Patrikhanesi ile Moskova Patrikhanesinin bir meydan savaşıdır

Tarih boyunca Rum Patrikhanesinin Balkanlarda Slav kökenli Hıristiyanları Helenleştirme mücadelesini de unutmamak lâzım. Osmanlı Devletinin Rum Patrikhanesine sağlamış olduğu imtiyazlar arasında Hıristiyan Osmanlı tebaası üzerindeki yetkisini kötüye kullanarak  (tıpkı günümüzde Kırım Hıristiyanları meselesinde olduğu gibi)  Slav kökenli Hıristiyanları zorla Helenleştirme mücadelesidir. Rum Patrikhanesinin bu dayatmacı ve yayılmacı politikası, tarih boyunca Balkanlarda Slav kökenli Hıristiyanlar arasında tepkiyle karşılanmıştır. Rum Patrikhanesi ile Moskova Patrikhanesinin bu tarihî çekişmesi Balkan Savaşlarında zirveye ulaşmıştır.  Bilhassa Balkan Savaşları döneminden sonra Makedonya Savaşları olarak meşhur olan Hıristiyan Ortodoks kardeş savaşlarında Helenizm’i kabul etmeyen Bulgar, Sırp, Makedon ve Arnavut on binlerce Hıristiyan katledilmişlerdir.

Avrupa ve NATO’nun Makedonya meselesinde bu kadar müdahil olmalarının sebepleri, bir yandan Türkiye’nin Balkanlardaki akrabaları ve kardeşleriyle bağlarını kuvvetlendirmelerini engellemek, diğer yandan da Rusya’nın Avrupa ve Balkanlar üzerinde etkisini azaltmaktır.

 

Makedonya meselesi, görüldü gibi çok karmaşık ve köklü bir meseledir. Yunanistan ve Makedonya arasında uzun yıllar boyunca yapılan müzakereler sonucunda 25 Ocak 2019 tarihinde kısmen çözüme kavuşturulmuş olsa bile, gelecekte de bu Balkan coğrafyasının pek çok gelişmelere gebe olduğunu söylemek kehanet olmayacaktır.

 

 

Yazarın Diğer Yazılarıİstanbul Rum Patriği, Bizans İmparatoru gibi dünyaya “nizam” vermeye devam ediyorPatrikhane, yeni yılın başında yine büyük bir gövde gösterisine hazırlanıyorŞeytan taşlamaktan salâvat getirmeye fırsat bırakmıyorlarBatı Trakya’da Rum Patrikhanesi ve Suudi Arabistan işbirliğiBaşbakan Çipras hangi yüzle Ruhban Okulu istiyor?Güncel HaberlerŞahin Eğitim ve Kültür Derneği etkinlikleriyle örnek oluyorFransa'da polis şiddetine 140 adli soruşturmaİngiliz havayolu şirketinden 'Brexit' gerekçesiyle iflas talebiİsrail polisi Kudüs'te Filistinli aileyi zorla evinden çıkardıPolonya Başbakanı İsrail ziyaretini iptal etti
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech