LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Seçimler yaklaştıkça sepetteki çatlak yumurtalar da artıyor23 Mart 2019Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Hayaller, vaatler...

Peki, azınlık bu vaatlerin kaçından yararlanacak?

Daha önceleri Bakoyanni’nin sepetine benzemesin sakın olay, ya da Siriza’nın sepetine?

Geçen hafta Miçotakis de geldi geçti buralardan, çok iyi çok güzel. Azınlık için en güzel sözleri söyledi, babasından örnek alarak. İsonomia İsopolitiayı hatırlattı bizlere ve Başbakanlığa bağlı bir Yunan Müslümanları Konseyinden bahsetti. İsmi bile tehlikeli. Hani sanki burada 100 yıldır devam eden kurum ve kuruluşları saymazdan gelerek, bu güne kadar onların yaptıklarını kabul etmezmiş gibi olmuyor mu biraz? Azınlığın Lozan’dan kaynaklanan haklarına, kendi özerkliğine uygun bir şekilde kurduğu ve idare ettiği kurum ve dernekler yetmiyor mu, onlarla bir problem mi var? Çünkü her yeni kurulan bir derneğin ne kadar azınlık yanlısı olduğunu gördük. O zaman şimdi Miçotakis başkanın bu  Elen Müslümanları Konseyi ne ola?

Söylediklerinin  iyi niyetle söylenmiş olduğunu varsayarsak, o zaman danışmanlarda sorun var. Hassas meselelerin yanlış anlaşılmaması için bölgede yaşayan insanlarla istişare edilmesi çok önemli. Burada eğer bu da yapıldıysa o zaman kusura bakmayın, ama Miçotakis’in yanında dolaşan Azınlık fertleri de bir o kadar sorumludur.

Geleceğin Başbakanı olarak görülen bir kişinin böyle hatalara düşmesi, iyi niyetle koşarken arkadaşına çelme atmaya benzer ki, iyi niyetle de olsa o düşen arkadaşının sonuçta canı yanacaktır. Neredeyse yarım asra yakın bir zamandır siyaset alanında olan bir ailenin ferdinden bahsediyoruz. Hala bu geleneği devam ettirmeye çalışan ve Pasok ile birlikte büyük bir geçmişe sahip insanlardan bahsediyoruz.

Olay Yeni Demokrasi veya Pasok olduğunda oturup biraz da geçmişe bakmak gerekli. Pasok döneminde neler oldu, Yeni demokrasi döneminde neler yaşandı?

Evet Cunta döneminin devamı olan Yeni Demokrasi döneminde sert ve azınlığa karşı haksız bir politika izlendi. Ama akıllarda sağcılar bize ehliyet vermiyordu derken yan tarafta Pasok döneminde zorla alınan azınlık tarlaları unutuluverdi. Sağcılar bize ev inşa izni vermediler derken yan tarafta Pasok’un sanayi bölgesinde yine azınlık tarlalarına el koyması fazla konuşulmadı. Ya da sağcılar döneminde polisler çok daha gözü karaydı derken hala azınlık insanı için yetiştirilmiş derin devlet şahıslarının Pasok döneminde yetiştirildiği hiç konuşulmadı.

Yani kısacası biri dost göründü arkadan vurdu, diğeri de doğrudan vurdu, ama en azından birinin vuruşlarını görüp engelleme ihtimalin var idi ama korku, bunu yapmana da izin vermedi…

Nitekim babadan oğula misali bu senelerce anlatıldı durdu, halbuki herkesin yaşadığı dönem farklıydı, ama eskilerin korkuları yenilerin hayatlarını da etkiledi. Ta ki, haksızlıklara karşı bir yumruk olununcaya dek. Bunlar, denklik alabilmek için yapılan açlık grevlerinden, birlikte yapılan yürüyüşlere kadar bir çok örneği olan hadiseler. Demek ki neymiş, Batı Trakya’da birlik ve direniş zoru gördüğümüz zaman oluyormuş. Demek ki neymiş, rahatlığı bir tarafına batanlar kendi aralarındaki çekişmelerle gerçek tehlikenin nereden geldiğini anlamazmış. Bu da bize bir ders olacağına, dedikodu unsuru olmaktan öte geçememiş.

Var mı daha ötesi? Şimdilerde ötekileştirmek yabancılara ait bir şey olmaktan öte, kendi içimizde olan bir gerçeğe dönüşmeye başladı ki, bu da ileride başımıza farklı dertler açacak. Güven yıkılırsa baraj misali sular altında kalan topraklara dönecek halimiz. Toprağa su da gerek, ama fazlası da kıtlık getirir, zarar yapar. Her şeyi dengeli kullanmak önemlidir. İşte biz bu dengeyi bulmak ve kullanmak zorundayız. Hakkın yolu birdir bu yolu herkes görür ve bilir fakat işine gelmediği için kullanmaz. Küçük çıkarlar uğruna davasını, namusunu, şerefini satanların kendi içimizden olması da en büyük acılardan bir tanesidir. Yaptırımsa yaptırım, direnişse direniş, hukuksa hukuk mücadelesi vermek en doğal haklarımızdan olduğu da unutulmamalıdır.

Aramızda farklı görüşler mi var, farklı çıkar ve inanışlar mı var? Gelin o zaman kapanalım bir salona, kilitleyelim kapıları kendi aramızda çözelim meseleleri. Herkes konuşsun, gerekirse kavga yapsın ama yaptıklarının sebebini açıklayabilsin, bakalım kim nerede yanlış yapıyor, kim kimi eziyor, arka planda neler oluyor?. Var mı meraklısı? Görelim o delikanlıları. Görelim kim ne kadar dürüst, kim ne kadar gönüllü iş yapmış...

Başlatın kampanyayı, ben varım, ya siz, siz var mısınız?

Hadi bakalım hep birlikte bekleyelim ve görelim. Anlamayan varsa e-mailime ulaşabilir.

Bu haftalık bu kadar yeterli sanırım. Bir sonraki yazıya kadar sağlıcakla kalın. Hoşça kalın, dostça kalın…

Yazarın Diğer YazılarıHangi pencereden baktığınız çok önemliAzınlığın hali, buna sebep faktörler ve aktörlerEr meydanında olmayanlar topluma katkı sağlayamazDevlet zorladıkça insanlar kendi özüne dönüyor sankiAzınlık Eğitimi’nde sorun var, derken neyi kastediyoruz?Güncel HaberlerAbbas: Netanyahu barışa inanmıyor'Dünyanın dört bir tarafından gelen çocuklar Türkiye'nin zenginliğidir'Hollanda'da Türk Günü YürüyüşüKozlukebir köyünde Hatim coşkusu yaşandıUkrayna'da seçimin galibi komedyen Zelenskiy
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech