LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Aydınlanmış nesne28 Mart 2019Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Aydınlanma Çağı’nın alametifarikalarından bir tanesi de insanın aydınlanmış özne haline gelişiydi. İnsan artık kendi kendine karar verebilecek Kant’ın deyişiyle “aklını kullanmaya cüret edebilecekti”. Artık insanın özne haline gelmesi için gerek şart olan düşünce özgürlüğü diye bir şey ortaya çıkmıştı. Çünkü belli bir boyunduruk altında düşüncesini ortaya koyamayan insanın özne olduğundan söz etmek mümkün olamayacaktı.

İnsanın bireysel özgürlük talebi Aydınlanma’dan bu yana hiç ortadan kalkmadı. İlk başta, Rönesans’ın yeniden doğuş anlamına geldiği gibi yeniden doğan, dolayısıyla Sokrates’i hatırlayan insan, Sokrates’in “kendini tanı” ilkesini yerine getirme şartıyla özne olacağının farkındaydı. Zaten farkındalık da bir nevi özne olma işaretidir.

İnsan, özgürlüğünü elde ettiği günden bugüne herhangi bir davranışını kısıtlayan her şeye karşı çıktı. Ne var ki, günümüzde bu durum biraz farklı seyrediyordu. Aydınlanma Çağı’nda kendini tanıyan insan, kendini tanımanın gerektiği davranışları sergilediği için bunu kısıtlayan unsurlara karşılık geliyordu. Günümüzde ise insanın kendini tanıdığından ne derece söz edilebilir. Dahası günümüzde insan, özgürlüğü niçin istemektedir?

Günümüzde insan, özgürlüğü zevk-ü sefa sürmek için istemektedir. Ataları Sokrates veya Galileo gibi doğruyu söylemek için özgürlük talebi yoktur. Tam tersi özgürlüğünün kısıtlanacağını gördüğü esnada bırakın doğru söylemeyi, türlü türlü laf cambazlıkları arasından diz boyu yalan söyleyecektir.

Her türlü bilgiye erişebilme gibi olumsuz tarafları olan bu çağın insanı, ne kadar Wikipedia bilgisi bilirse, o kadar aydınlanmış olacağını zanneder. Birkaçyüz sene evvelinden miras aldığı ‘aydınlanmış özne’ sıfatına artık onun da layık olacağını düşünür, hem de ne Kant, ne Voltaire, ne Diderot, ne de başka bir Aydınlanma düşünürünün sarfettiği çabanın onda birini sarfetmeden.

Bilginin ışık olduğunu kabul edecek olursak, günümüzde her türlü bilgiye ulaşan insanın aydınlanmış olduğunu kabul etmeliyiz. Aydınlanmıştır, fakat özne olamamıştır. Eğer bir özne-nesne ikililiğinden söz edecek olursak, insan her ne kadar bilinçli bir varlık olsa da burada kendisine nesne yakıştırması yapmak zorunda kalacağız. Evet, insan artık aydınlanmış bir nesnedir. Tıpkı tavanda asılı duran avize gibi.

Kant, bir aydınlanmış özneydi, fakat aydınlanmış özne olarak duygusuz bir insan tipi oluşturduğunun farkında değildi. Evet, aydınlanmış bir özne bile böylesine felaket fikirler ortaya atabiliyorken, aydınlanmış avizeden ne beklenebilir ki? Aslında fazla ümitsiz olmaya da gerek yok. En azından kimseye zararı dokunmayacak, faydası dokunmadığı gibi.
Yazarın Diğer YazılarıSefalet ve AsaletKur’an kursu inşa edip cehenneme girmekSözde alimlerHerkes İngilizBir hakikat şuuru olarak ‘kimlik’Güncel HaberlerAbbas: Netanyahu barışa inanmıyor'Dünyanın dört bir tarafından gelen çocuklar Türkiye'nin zenginliğidir'Hollanda'da Türk Günü YürüyüşüKozlukebir köyünde Hatim coşkusu yaşandıUkrayna'da seçimin galibi komedyen Zelenskiy
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech