LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Y. Zelanda’daki terör saldırısına karşı Bartholomeos’un tepkisi28 Mart 2019Feyzullah Hasankâhya

15 Mart 2019 Cuma günü Yeni Zelanda’nın Christchurch kentinde birbirine yakın El-Nur ve Linwood camilerine aynı kişi tarafından yapılan terör saldırıları sonucunda 51 masum Müslümanın hayatını kaybetmesine ve 50’den fazla kişinin yaralanmasına sebep olmuştur. Şehit edilenler arasında 3 yaşında masum bir yavru, kadınlar ve Cuma namazı kılmak için camilere gelen Müslümanlar yer almıştır. Bu vahşi saldırının, batı dünyasında uzun yıllardan beri körüklenen Müslüman ve göçmen düşmanlığının acı bir sonucu olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bu zalim terör saldırısına karşı dünyanın dört bir tarafından tepkiler yağdı. Aklını ve vicdanını İslâm düşmanlığı, fanatizm ve ırkçılık hastalığıyla zehirlememiş olanlar hariç, batı dünyasının kahır ekseriyeti bu vahşi terör saldırısına karşı çok cılız tepkiler gösterdi ve ne yazık ki terör kelimesini kullanmaktan kaçınmışlardır. Ölenler Müslüman, öldürenler gayr-i Müslim olunca ne terör var, ne terörist! Batı dünyasının İslâm’a ve Müslümanlara karşı çifte standart ve ikiyüzlü tutumuna bir kez daha bütün dünya şahit olmuştur. Oysa yıllardır Afganistan’da, Bosna Hersek’te, Afrika’da, Suriye’de, Irak’ta ve dünyanın dört bir tarafında masum Müslümanlar öldürülüyor, maalesef hiçbir zaman gereken tepkiler gösterilememiştir.

Dünya liderleri ve batı basını bu korkunç katliamı terör saldırısı olarak nitelendirmekten sakındı. Sadece ‘silâhlı saldırı’ diyebildi.  Vahşeti işleyen caniye de “Terörist” diyemedi. ‘Silâhlı saldırgan' demekle yetindi. Başta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) bu hunharca saldırıya terör diyemedi. BMGK, yaptığı yazılı açıklamada terör eylemini “çirkin ve korkak” olarak nitelendirdi. Amerikan Başkanı Donald Tramp: “masum insanların anlamsızca öldüğü korkunç bir katliam” olarak nitelendirdi. Avustralya Başbakanı Scott Morrison saldırganı, "aşırı sağcı, şiddet yanlısı bir terörist" olarak tanımladı. İngiltere Başbakanı Theresa May saldırıyı "mide bulandıran bir şiddet olayı" olarak nitelendirdi. Almanya Başbakanı Angela Merkel, "Yeni Zelandalılarla birlikte camilerinde barışçıl biçimde dua ederken ırkçı bir nefret yüzünden öldürülen vatandaşlar için yas tuttuklarını" belirtti. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker de "AB her zaman Yeni Zelanda'nın yanında, toplumlarımızı ve yaşam tarzımızı yıkmak isteyenlere karşı duracak" dedi. Yunanistan Cumhurbaşkanı Pavlopulos “İğrenç cinayet” demekle yetindi, bu cinayeti terör saldırısı olarak nitelendirmekten sakındı. Başbakan Çipras ise, açık ve net bir şekilde bu katliamı bir terör saldırısı olduğunu vurguladı.

Yeni Zelanda’da iki camide Müslümanlara karşı yapılan terör saldırısına batı basını da terör diyemedi. BBC, CNN, Washington Post, New York Times gibi basın organları “terör”, “Terörist”, “terörizm”, “İslâmofobi” gibi ifadeleri kullanmaktan kaçındı. Katliamı düzenleyen terörist için “silahlı kişi”,  “silahlı saldırgan”, “şüpheli” gibi ifadeler kullanmakla yetindiler. Yunan basını da Müslümanlara karşı yapılan bu terör saldırısına çok yüzeysel ve cılız yaklaşımlarda bulundu. “terör”, “terörist” ve “İslamofobi” gibi ifadeleri kullanmaktan sakındı. Yunanistan’da en çok izlenen bir televizyon kanalı bu terör haberini verirken, normal alelade bir saldırı dedi ve üzerinde hiç durmadan kısaca bir iki dakika ile geçiştirdi. Oysa aynı televizyon kanalı iki gün sonra, Hollanda’nın Utreht kasabasında bir Türk’ün aile meselelerinden dolayı üç akrabasını öldürünce, bu saldırının bir terör saldırısı olduğu konusunda hiçbir delil yokken, tekrar-tekrar Hollanda’ya canlı bağlanarak, bu haberi bir terör saldırısı olduğunu iddia ederek, tam 18 dakika uzattı. Çünkü saldırgan bir Müslüman ve Türk’tü. Çifte standart ve ikiyüzlülüğün daniskası.

Sözde medenî batılı liderlerin ve batı basınının bu samimiyetsiz ve ikiyüzlü tutumlarına akl-ı selim bütün dünyadan büyük tepkiler yağdı. Dünyaca tanınan ünlü şarkıcı Ricky Martin, batının bu ikiyüzlü tavrına karşı bütün sağduyulu dünyanın büyük takdirini toplayan bir tepki gösterdi. “İbadet eden 40’tan fazla insanı öldürüp, birçok masum insanı da yaralayan kişiyi, bütün uluslar arası medya onu terörist olarak değil, saldırgan ya da radikal olarak nitelendirdi. Neden? Çünkü saldırgan Müslüman değil.” ifadelerini kullandı. Saldırıya uğrayan Müslüman, saldıran gayr-i Müslim olunca ne terör var, ne terörist!

Hıristiyan Katolik dünyasının ruhani lideri Papa Franciscus da, Yeni Zelanda’nın Christchurch kentindeki iki camiye düzenlenen terör saldırılarına terör diyemedi. “Anlamsız şiddet eylemleri” ifadesini kullanmakla yetindi. Oysa Papa Franciscus’un daha önce ABD, Somali, Filipinler, Mısır ve Belçika gibi ülkelerde gerçekleştirilen ve sivillerin hayatlarını kaybettiği saldırılar için “terör saldırısı” ifadelerini kullanmıştı. Papa'nın, Müslümanlara karşı yapılan bu terör saldırısına terör diyememesi büyük tepkilere neden oldu.

Kendisini “Ekümenist” Hıristiyan Ortodoksların ruhanî lideri olarak tanımlayan Bartholomeos ise, her zamanki gibi ikiyüzlü ve hileli tavrını muhafaza etti. Müslümanlara karşı Yeni Zelanda’da iki camiye yapılan terör saldırısı için, Türkçe, Yunanca ve İngilizce ayrı bildiri yayınladı. Türkiye kamuoyuna farklı, dünya ve Yunan kamuoyuna farklı mesajlar göndermeye ihtiyaç duyması büyük soru işaretlerine neden oldu. Bartholomeos, Türkçe olarak yayınladığı bildiride açık ve net bir şekilde “caniyane terör saldırısı” vurgusu yapıyor. Devamında “Bu zalim terör eyleminde hayatını kaybedenlere” başsağlığı diliyor. İngilizce yayınlanan metinde ise, sadece “murderous attacks”, “caniyane saldırılar” ifadesi yer alıyor. Yani Türkçedeki metinde olduğu gibi “caniyane terör saldırısı” değil, sadece “caniyane saldırılar” demekle yetiniyor. Türkçe metindeki “Bu zalim terör eyleminde hayatını kaybedenlere” vurgusu yerine, sadece “to the families of the victims” “kurbanların ailelerine” başsağlığı diliyor. Yunanca olarak yayınlanan metinde de tıpkı İngilizce metinde olduğu gibi Yeni Zelanda’daki cami saldırılarına “caniyane terör saldırısı”  yerine sadece, “dolofoniki epithesi” , “caniyane saldırı” ifadesi yer alıyor.  Yunanca metinde de, “Bu zalim terör eyleminde hayatını kaybedenlere”  yerine, sadece “stis ikogenies ton thimaton” , “kurbanların ailelerine” başsağlığı ifadesi yer alıyor. Görüldüğü gibi, Müslümanlara karşı Yeni Zelanda’daki iki camiye yapılan terör saldırısı Türkçe metinde terör vurgusu yapılırken, İngilizce ve Yunanca metinlerde terör vurgusu yer almıyor. İngilizce ve Yunanca metinlerde büyük bir ustalıkla laf cambazlığı yaparak metnin bir yerinde, “her türlü terör eylemine” karşı olduklarını ifade ediyorlar. Ancak Yeni Zelanda’daki cami saldırılarını  “terör” eylemi olarak tanımlamadıktan sonra, muğlâk bir şekilde “her türlü terör eylemine” karşı olduklarını ifade etmeleri bir anlam kazandırmaz.

Hıristiyan dünyasından Papa ve Bartholomeos’un cılız tepkileri haricinde, en açık ve net kınama, Türkiye’de resmi olarak yaşayan 100.000 kişinin üzerinde mensubu olan gayr-i Müslim azınlık cemaat liderlerinden gelmiştir. Bildiriyi, Türkiye Hahambaşısı R.İshak Haleva, Ermeni Patrik Genel Vekili Aram Ateşyan, Türkiye Ermeni Katolikleri Ruhani Reisi Levon Zekiyan, Keldani Cemaati Ruhani Lideri François Yakan, Bulgar Cemaati Ruhani Lideri Angel Velkov, Türkiye Süryani Katolik Vekili Orhan Çanlı ve Süryani Kadim Cemaati Lideri Yusuf Çetin imzalamıştır. İstanbul Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos’un, Türkiye’de yaşayan diğer gayr-i Müslim cemaat önderleriyle beraber hareket etmemesi ve aşağıdaki bildirinin altına imza atmaması büyük soru işaretlerine neden olmuştur.

Bildiride şu ifadeler yer alıyor: “Hangi inanca sahip olduğumuzu gözetmeksizin hepimizi tehdit eden ve şiddetle reddettiğimiz bu nefret terörü dünyada artan İslâm düşmanlığının da kabul edilemez sonucudur. Bu katliamın ertesinde Türkiye Cumhurbaşkanımızın şahsını ve Türkiye’mizin toprak bütünlüğünü hedef alan nefret dolu tehdit ve söylemleri de şiddetle kınıyor ve reddediyoruz.” Ayriyeten Hahambaşı İshak Haleva, İstanbul’daki bütün sinagoglarda Yeni Zelanda’da hayatını kaybedenler için dua edildiğini ve yaralananlar için maddi yardımlar toplandığını ifade etmiştir.

Yeni Zelanda’daki terör saldırısına karşı en net tavrı koyanlardan biri de şüphesiz, Yeni Zelanda başbakanı Jakinda Ardern oldu. Terör saldırısının ilk anından itibaren, herkesin takdirini toplayan ve bütün dünyaya örnek olacak şekilde açık ve net bir tavır sergilemiştir. Saldırının ilk saatlerinden itibaren televizyonların karşısına çıkarak, bu can yakıcı saldırıyı terör saldırısı olarak nitelendirmiştir. Yeni Zelanda, başbakanıyla, parlamentosuyla, emniyet birimleri ve halkıyla, hunharca katledilen Müslümanların aileleriyle ve bütün İslâm alemiyle empati kurarak, samimi bir şekilde acılarını paylaşmışlardır. Başbakan Jakinda Ardern ve cenaze törenlerine katılan Yeni Zelandalı bayanlar da İslâm sembollerinden biri olan Başörtüsü takarak büyük bir empatiyle saygılarını göstermişlerdir. Başbakan Jakinda Ardern, Müslümanların acılarını Hazreti Muhammed’in bir Hadis-i Şerifinden alıntı yaparak şöyle ifade etmiştir: “Peygamber Muhammed dedi ki ‘karşılıklı şefkat, merhamet ve sempatileriyle inananlar tek bir beden gibidirler. Vücudun herhangi bir kısmı acı çekerse, bütün vücut acı hisseder.’ Yeni Zelanda sizinle yasta, biz biriz” sözleriyle acıları paylaştı.

Devam eden günlerde de Yeni Zelandalılar Müslümanlara karşı saygılarını devam ettirdiler. Terör saldırısından sonra, Yeni Zelanda parlamentosunun ilk oturumu Kur’an-ı Kerim tilâvetiyle başladı. Kur’an okunduktan sonra kürsüye çıkan başbakan Ardern, “selâmün aleyküm” diyerek parlamentoyu selâmlamıştır. Yeni Zelanda halkı, terör saldırısında şehit düşenlere saygı duruşu için on binlerce kişi parklara akın etmiştir. Devam eden günlerde de bu anma törenleri devam etti. Terör saldırısından sonra kılınan ilk cumada, Cuma ezanı televizyonlardan canlı verilerek, büyük bir saygıyla ezan dinlenmiştir. Başbakan Ardern ve pek çok Yeni Zelanda’lı, Müslümanlara destek için Cuma namazı sırasında camilere akın ettiler. Al-Nur ve Linwood camilerinde hayatını kaybedenler için Yeni Zelanda’nın bütün kentlerinde de anma törenleri düzenlenmiştir.

İslâm ve göçmen düşmanı fanatik ırkçı sözde medeni Amerika ve Avrupa bilhassa Yunanistan ve Rum patrikhanesinin Yeni Zelanda’dan ve vicdanı körelmemiş sağduyulu dünya kamuoyundan öğrenecekleri çok şey var. Tabi şeytanî kibirlerini yenebilirlerse!

Yazarın Diğer YazılarıKıbrıslı Türkler Batı Trakya’dan ibret alsınlar!‘İskeçe Karnavalı’ bir Helenleştirme projesidirRum Patrikhanesinin Batı Trakya’daki Feto’larıYunanistan’ın Makedonya ‘takıntısının’ arkasındaki gerçeklerİstanbul Rum Patriği, Bizans İmparatoru gibi dünyaya “nizam” vermeye devam ediyorGüncel HaberlerAbbas: Netanyahu barışa inanmıyor'Dünyanın dört bir tarafından gelen çocuklar Türkiye'nin zenginliğidir'Hollanda'da Türk Günü YürüyüşüKozlukebir köyünde Hatim coşkusu yaşandıUkrayna'da seçimin galibi komedyen Zelenskiy
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech