LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Yunanistan yerel seçimlerinde Batı Trakya demokrasisi28 Nisan 2019Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Çoğu ülkede olduğu gibi demokrasinin beşiği Yunanistan’da da yönetimler demokrasi usulüyle belirleniyor. Yerel yönetimlerin de demokrasi usulüyle belirleneceği seçimlere çok kısa bir süre kaldı. Batı Trakya’da da azınlığın başkanını demokrasiyle seçeceği zannediliyor. Daha önce de o şekilde seçtiği zannedildi. Oysa ki, işin şekli çok farklı.

İşin şekli çok farklı çünkü sadece sandığa gidip oy kullanmak, demokrasinin varlığını ispatlamaz. Bu yönüyle Batı Trakya’da demokrasinin farklı motivasyon unsurlarıyla işlediğini görüyoruz. Mesela, önemli olan hangi hareketin seçileceği değil, hangi meclis üyesi (aza) adayının seçileceğidir. Bunların da, doğru yönetebilecek insanlar oldukları için seçildiklerini zannetmeyin. Buradaki temel motivasyon “Tanıdığa oy verme” anlayışıdır.

İskeçe’nin Balkan Kolu’na bir göz atacak olursanız, durumun vehametini anlarsınız. Siyasetten anlama seviyesi vasat bir vatandaşın üstüne geçememesini bırakın, siyasetin ne olduğuyla ilgili tanım bile yapamayacak insanlarımız, hatta doğru düzgün iki cümle bile kuramayacak insanlarımız her sene aza adayı oluyor. Hangi başkan adayı böyle insanlarla çalışmak ister ki? Herkes ister, çünkü tanıdıkları vardır o insanların.

Peki, böyle tercihlerde bulundukları için belediye başkan adaylarını mı suçlayacağız? Unutmayalım ki, siyaset çoğu zaman tabana göre şekillenir. Dolayısıyla, başkan adayları her ne kadar iyi niyetle, bir şeyleri düzeltme ümidiyle aday olsalar da, bir akraba çevresinde halihazırda aza adayı varken, bir de kendi hareketine aza adayı çıkararak aileleri birbirlerine düşman etmekten çekinmez hale geliyorlar. Çünkü bazı şeyleri değiştirebilme hayaliyle girilen seçimleri kazanmanın başka yolu yok.

Başkan adaylarında suç yoksa suçu halkta mı aramalıyız? Öncelikle halkın kim olduğunu bilmemiz gerek. Acaba halk, gerçekten demokrasiye ihtiyaç duyarak, demokrasinin şuuruna vararak mı sandık başına gidiyor. Osmanlı sınırları içerisindeyken hiç oy kullanmamış bu halk zaman içerisinde Bulgaristan’a ardından Yunanistan’a bırakılmasıyla birlikte hemen demokrasinin bilincine varılması mı bekleniyordu? Çoğu köyde ilk defa yasak bölge uygulamasından sonra kızların üniversite okumaya başladıkları göz önünde bulundurulacak olursa, bu insanlar demokrasinin bilincine nasıl varacaktı?

Kaldı ki, köy içerisinde insanlar belki de en az demokrasiye ihtiyaç duyar. Köylünün temel derdi, bir şeyler üretebilmek ve geçimini sağlayabilmektir. Arada bir, kanun gereği oyunu kullanır ama böyle bir kanun olmasa buna yönelik talepte bulunmaz bile. O halde böyle bir halktan liyakatin oy çokluğuyla belirlenebileceğini bilmesini nasıl bekleriz. Köy insanı akrabaları arasında dayanışma kurarak işlerini halletmeyi öğrenmiştir, ondan aza adayını objektif bir şekilde, kendi hür iradesini kullanarak seçmesini bekleyemezsin.

Son olarak, söylediklerim soyut kalmışsa eğer, çok somut bir örnek üzerinden demokrasinin bilincine varamadığımızı göstereyim. Yıllardan beri, müftülerini demokratik bir şekilde seçme hakkını geri isteyen bu halkın şu an yasadışı da olsa, çoğunluğun seçimle kendi istediği müftüyü başa getirmiş olmasına rağmen, bu müftülerin başa geçtikten sonra tekrar demokrasi usulüyle sürecin sürdürüldüğü hiç görülmüş müdür?

Yazarın Diğer Yazılarıİnanmak mı, kabul etmek mi?Seçim sonuçlarına sevinmek veya üzülmek ne anlama geliyorİstanbul seçimleri sonrası ülkemizdeki genel seçimlerBatı Trakyalı gençler üniversiteye başlarkenMedeniyet ve motosikletGüncel HaberlerŞekerden uzak durunPompeo: Yunanistan Doğu Akdeniz ve Balkanlar'daki istikrarın ana direğiYunanistan, F-35'leri envanterine katmak istiyorÇerkezköy Ticaret ve Sanayi Odası Drama Ticaret ve Sanayi Odası'nı ağırladıYunan Meclisi yeni başkanını seçti
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech