LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Batı Trakya’da Selefiye ve cahiliye23 Mayıs 2019Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Batı Trakya’da ilahiyat fakültesini bitirip din görevlisi olma geleneği yıllardan beridir devam eden bir gelenek. Bunu iki sebebe bağlayabiliriz: Bir tanesi, Batı Trakya şartlarında yüzde yüze yakın garanti iş sunması. İkincisi ise en azından iki nesil öncesinde yaşayan insanların dini hassasiyetlerinin bugünkinden fazla olması ve dolayısıyla “Çocuğum okuyacaksa, ilahiyat okusun” anlayışında olmalarındandır.

Bu süreçte insanlar ilahiyat okumak için iki farklı yol izledi: Bir tanesi ‘anavatan’ olarak gördükleri Türkiye. Diğeri de ‘Peygamberimizin hicret etmiş olduğu yer’ olarak gördükleri Medine. Bakıldığı zaman her iki yerde de okumanın avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır. Konumuz Selefiye olduğu için Medine üzerinde duracağım ancak avantaj ve dezavantajların boyutlarının anlaşılması için ilk paragrafa dönmenizi isteyeceğim.

Yukarıda ilahiyatın rağbet görmesinin sebebi olarak, garantili iş imkanı sunması ve dini hassasiyetten bahsetmiştik. İlahiyat okunan yer her ne kadar avantajlı olsa da, oraya garantili iş imkanı amacıyla gidildiyse kişi dezavantajlı bir şekilde okuyacaktır. Ancak tam tersinden bahsedeceğimiz zaman, bu durumun avantaja dönüşmesi için sadece dini hassasiyet gerekli değil. Gidilen yer adı üstünde bilim üretilen yer (üniversite) olduğu için, kişinin dini hassasiyetinin yanında entelektüel tecessüsünün de bulunması gerekir. Öyle ki, dünyanın birçok yerinde emperyalist politikalara hizmet eden üniversitelerden insanlığa çok faydalı bilim adamları çıkabildiği gibi birçok katliamda rolü bulunan bilim adamlarının da yine aynı şekilde kaliteli üniversitelerden çıktığını bilmekte fayda olacaktır.

--- -- ---

Konumuza gelecek olursak, bölgemizde tahsilini Medine İslam Üniversitesi’nde garantili iş mantığı veya entelektüel tecessüse sahip olmadan sadece dini hassasiyetle tamamlamış olan din görevlilerini gözlemlediğimizde; sohbetlerinde, vaazlarında veya en basitinden sosyal medyadaki paylaşımlarında dinden bahsederlerken işin içine felsefeye dair hiçbir izin olmadığını görmekteyiz. Felsefeyi bırakın, akademik disipline dair izler de yok.

Bu durum bir dönem kafamı kurcalamaya başlamıştı ve Medine İslam Üniversitesi’nin ders planına ve müfredatına bakma kararı aldım. İnternet sitelerine girdiğimde Arapça bilmesem de en azından İngilizce dil seçeneği vardır diye araştırdım ama aradığımı bulamadım. Sonra, kendisi aslen Suriyeli ama Kuveyt’te ikamet eden arkadaşımdan yardım istediğimde, sitenin çok karmaşık oluğunu, kendisinin de bu konuya dair bir şeyler bulamadığını, ancak İbn Teymiyye’nin izinden gittikleri için ve İbn Teymiyye felsefeyi yasakladığı için felsefe dersleri görmelerinin ihtimal dışı olduğunu söyledi. Gene de tahsilini Medine İslam Üniversitesi’nde tamamlamış olanlar arasından felsefe dersi görmüş olan varsa hatamı düzeltmelerini beklerim.

İbn Teymiyye bilindiği gibi Selefiliğin temsilcilerinden birisidir. Selefilik ise İslam’ın ilk halinin yaşanması gerektiğini savunan, dolayısıyla 1400 yıllık medeniyet birikimini yok sayan bir mezheptir. 1400 yıllık mezhep birikiminin yok sayılmasının ne anlama geldiği anlaşılmadıysa, - bana göre – dünyanın altın çağını yaşadığı Endülüs Emevi Dönemi’ndeki bilimsel gelişmelerin yok sayılması ve bunun yanında da Semerkant’tan İsfahan’a, İsfahan’dan İstanbul’a insanlığa örnek olmuş bir medeniyetin yok sayılması anlamına gelmektedir. Onlara göre İslam’ı dünyada bilimden sanata, ahlaktan kültüre en iyi şekilde temsil etmiş medeniyetler yok sayılmalı fakat İslam’ı, hiçbir kültürel unsur üretmeden ve “Bütün Müslümanlar Trump’a dua etmeli” diyerek temsil eden Kabe İmamı Sudeys’in mezhebi yani Selefiliğin Vahhabi kolu yüceltilmeli.

Felsefe çoğu mütedeyyin müslüman tarafından da şüpheyle karşılanır. Her zaman insanı dinden çıkaracağı algısını barındırır. Ancak felsefenin dinden çıkaran bir şey olmadığını kelime anlamıyla bilgelik sevgisi (philosophia) anlamına geldiğini belirtmek gerekir. Nitekim felsefe İslami literatürde hikmet olarak tanımlanmış ve birçok müfessir tarafından Nisa suresi 113. ayette “Biz sana kitabı ve hikmeti verdik” ifadesindeki hikmetin felsefe anlamına geldiği belirtilmektedir. Yani Müslüman gözüyle bakacak olursak felsefe, Kur’an’da defalarca geçen ‘akletmek’ fiilinin ta kendisidir. Kendisine hikmet verilmiş olan insan da mantık kuralları gereği insanlığın tarih boyunca değiştiğini bilecek ve her anlamda İslam’ın prototipini yaşamanın imkansız olduğunun şuurunda olacaktır.

Medeniyet birikimini reddetmelerinin yanısıra şunu da eklemeliyim ki, Selefilik kendi mezhepleri dışındakileri de müşrik sayar. Günahkar veya münafık da değil, direk müşrik! Nitekim geçtiğimiz günlerde kendisine sunulan kahve, Türk kahvesi diye sanki alkol sunulmuş gibi reddeden Suud prensinin tutumu da bundandır.

--- -- ---

Bütün bunları göz önünde bulundurarak, bizi müşrik sayanların üniversitesinde okuduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak yine de medeniyet birikimimizin bana katmış olduğu ahlaki anlayış sayesinde, ben Suudi Arabistan’da okumayı yanlış bir davranış olarak görmüyorum. Medine İslam Üniversitesi her ne kadar yanlış bir zihniyet yapısına sahip olsa da, hiçbir kin duymadan üniversitenin dünyanın saygın eğitim kurumları arasında olduğunu, İbn Teymiyye’nin de aynı şekilde her ne kadar yanlış bir zihin yapısına sahip olsa da çalışmalarının saygıya layık olduğunu kabul etmek durumundayım ve gayesi İslam’a hizmet ve entelektüel tecessüs olan birinin Medine İslam Üniversitesi’nden çok şey alabileceğini de rahatlıkla söyleyebilirim.

Bunun yanında Türkiye’deki ilahiyat fakültelerinin de mükemmel olduklarını iddia etmemekle birlikte, oralardan mezun olanların da birçoğunun felsefe, mantık, psikoloji, sosyoloji gibi dersler görmelerine rağmen hiç görmemiş gibi sözler sarfettiklerini ne yazık ki görüyoruz. Ancak buradaki mesele şu ki; entelektüel tecessüsü ve dini hassasiyeti bulunmayanlar arasından kötü yola düşmek, Türkiye’den çok Medine İslam Üniversitesi’nde mümkündür.
Yazarın Diğer Yazılarıİbn Hazm’ın eğitim programı ve İbn Arabi’nin eleştirisiDinden soğuyanlar ve soğutanlarTarihten bugüne üç şehir tipi: İslam Şehri, Modern Şehir, Neoliberal ŞehirBatı Trakya’da cenazelerin, işlevselliğiyle ön plana çıkmasıYunanistan yerel seçimlerinde Batı Trakya demokrasisiGüncel HaberlerBoeing can kayıplarından dolayı özür dilediTürkiye ve Yunanistan heyetleri yeniden bir araya gelecekMursi'nin aile kabristanına defnedilmesi talebi reddedildiABD yönetimi Mursi'nin vefatına sessizABD'den Orta Doğu'ya asker sevkiyatı
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech