LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Batı Trakya’da DEB Partisinin seçim başarısı24 Haziran 2019Feyzullah Hasankâhya

Avrupa Birliği vatandaşları, Avrupa Parlamentosu üyelerini seçmek için 26 Mayıs’ta sandığa gitti. Batı Trakya Müslüman Türkleri bu seçimlere Dostluk Eşitlik Barış (DEB) Partisi ile katılarak büyük bir başarı elde etti.

Batı Trakya Müslüman Türklerinin azınlık tarihi boyunca zor şartlarda sürdürdükleri hak-hukuk arama mücadelesi neticesinde 1991 yılında kurulan DEB Partisi, ilk defa 2014 yılında AP seçimlerine katıldı. Azınlık oylarının tamamına yakınını alarak, büyük bir başarıya imza attı. Siyaset sahnesinde bu seçim başarısıyla kendini ispat eden DEB Partisi, 26 Mayıs 2019 tarihinde yapılan AP seçimlerine 18’i kadın 42 aday göstererek, “Birlikte Daha Güçlüyüz” sloganıyla seçim kampanyası yürüttü. Bu seçimlerde de İskeçe ve Gümülcine’de birinci parti olmayı başardı. Azınlık oylarının yetersizliğinden dolayı Avrupa Parlamentosu’na milletvekili gönderme imkânı olmadığı halde böyle büyük bir başarı kazanması, Yunan medyasında uzun bir süre gündemi işgal ederek büyük tartışmalara sebep oldu ve haksız eleştirilerin hedefi haline getirildi.

DEB Partisinin başarısı, Yunanistan’ın bugüne kadar azınlık aleyhine yürüttüğü kimlik inkârı politikasını kökten çürütmüştür. Batı Trakya Müslüman Türkleri’ni gruplara ayırarak, parçalamayı hedefleyen Yunanistan’a, Batı Trakya Müslüman Türklerinin bir ve bütün olduğunu, kimliğinin de Türk olduğunu adeta haykırmıştır. DEB Partisi, Batı Trakya Müslüman Türkleri’nden almış olduğu büyük destek ile artık bundan sonra, gerek Yunanistan’da gerek uluslar arası platformlarda, bugüne kadar çözülemeyen kronik azınlık sorunlarımızın çözümü ve hak arama mücadelesini daha güçlü bir şekilde sürdürme imkânına sahip olmuştur.

Batı Trakya Müslüman Türkleri, her alanda olduğu gibi siyaset sahnesinde de daha güçlü ve daha profesyonel mücadele vermeyi başarmıştır. Yeni yetişen nesiller, daha eğitimli, daha donanımlı, özgüvenleri tam ve istikbal vadeden gençlerdir. Her branştan doktorlarımızın, mühendislerimizin, avukatlarımızın, muhasebecilerimizin ve sair meslek gruplarından elemanlarımızın sayıları günden güne artmaktadır. Din, dil, renk ve ırk ayırımı yapmaksızın bütün insanlara hizmet etmek ve kendilerini kanıtlamak için hizmet alanları arıyorlar. Böyle pırıl-pırıl bir gençliğe sahip olduğumuz için – sürekli karamsarlık ve umutsuzluk pompalayanlara inat- ümitvarız.

İnancımızda ve kültürümüzde asla karamsarlık ve ümitsizlik yoktur. Ümitsizlik ve karamsarlık bize yakışmaz. Ümit etmekten, hayal etmekten asla vazgeçmememiz gerekiyor. Hedeflerimizi ve gayelerimizi yüksek tutmalıyız. Ekonomik ve siyasi krizler, zulüm ve haksızlıklar geçici olduğunu unutmamalıyız. Krizlerle, zulüm ve haksızlıklarla -hukuk çerçevesinde- azim ve gayretle mücadele etmekten vazgeçmeyelim. Aceleci olmayalım, sabırlı olalım. Eninde sonunda bütün haklarımızı kazanacağımızdan asla şüphe etmeyelim. Bugüne kadar bozduğumuz oyunları ve kazandığımız başarıları küçümsemeyelim.

1980’li yıllarda sıfırdan başlayıp, bugün nereye vardığımızı düşündüğümüz zaman, ne kadar ümitvar olmamız gerektiği daha net anlaşılacaktır.  “Türk” isminin yer aldığı dernek tabelalarının yasaklanması ve polis zoruyla indirilmesine karşı, Yargıtay kararıyla “Türk” isminin yasaklanmasına karşı verilen mücadele, Batı Trakya Müslüman Türklerine “Türk” diye hitap ettiği için yargılanan Dr. Sadık Ahmet’in hapse mahkûm edilmesi... Bu mahkûmiyetten sonra başlayan “Türk” kimliği mücadelesi sürecinde 1991 yılında DEB Partisinin kurulması, AP seçimlerinde Batı Trakya Müslüman Türklerinin tamamına yakınının desteğini alarak AP Parlamentosu seçimlerinde İskeçe ve Gümülcine’de oy oranında birinci parti olmayı başarması, verilen bütün bu mücadelelerin ne kadar büyük ve önemli bir başarı olduğunu gelecek zamanlarda daha iyi anlaşılacaktır.

Haklı olmak en büyük güçtür. Zalim ne kadar güçlü görünse de zayıftır. Mazlum ne kadar zayıf görünse de güçlüdür. Biz bir avuç Batı Trakya Türk’ü, -Yunanlıların gözünde- bütün Yunanistan’ı yutacak ejderha gibi görünüyoruz. İskeçe ve Gümülcine’ye Türk vali seçmeyelim diye Dedeağaç-Gümülcine-İskeçe-Kavala ve Drama’yı birleştirerek eyalet sistemini getirdiler. Bağımsız milletvekili seçmeyelim diye %3 seçim barajını getirdiler. İskeçe ve Gümülcine’ye Türk belediye başkanı seçmeyelim diye bakalım ne tür engeller icat edecekler.

Yunanistan gece gündüz Batı Trakya Müslüman Türklerinin en temel insan haklarını kısıtlamak için her türlü zulüm ve haksızlığa tevessül edebiliyor. Zulüm ve haksızlık işledikleri için Allah onların kalplerine korku ve sıkıntı salıyor. Biz mazlum olduğumuz için bizim kalplerimize cesaret ve rahatlık veriyor. Bu durum tamamen fıtrîdır tabiidir Allah’ın değişmez bir kanunudur.  Bunun için bizim karşımızda sürekli korku ve panik içerisindedirler.

Batı Trakya Müslüman Türklerinin, Yunan yönetiminin zalim uygulamalarına karşı korkusuz, cesur ve rahat oluşu Yunan yöneticilerini çıldırtıyor. Yıllardan beri sürekli siyasi ve ekonomik ambargolar, her türlü insan hakları kısıtlamaları uyguladıkları halde, hâlâ dimdik ayaktayız, direniyoruz, mücadeleden vazgeçmiyoruz. Bunun nasıl olabildiğini anlamakta zorluk çekiyorlar. Anlamalarına yardımcı olmak için kendi tarihlerinden ve kendi kitaplarından bir örnekle vermek istiyorum.

Zalim yöneticilere karşı bizim bu asil ve dik duruşumuz, zalim Romalıların zulüm ve baskılarına karşı Hz. İsa ve onun yolunda giden azizlerin asil ve dik duruşu gibidir. Hz. İsa ve azizlerin bütün mücadelesi, inanca saygı, özgürlük, eşitlik, adalet, zulüm ve haksızlıklara karşı direnmek, güçlülerin zayıfları ezmemesi, mazlumların korunması ve sahip çıkılmasından başka bir şey değildi. Bizler de Batı Trakya Müslüman Türkleri olarak, bu erdemlere sahip çıkmaktan ve savunmaktan başka bir isteğimiz ve suçumuz yoktur. Tarih boyunca bu erdemler etrafında örgütlenen toplumlar, zamanın kibirli zalim emperyal güçleri rahatsız etmiştir. Çünkü bu erdemler etrafında örgütlenen toplumlar güçlendikçe sömürgeci zalim emperyalistlerin hesapları bozulmuştur. Onun için biz Roma ve Bizans’ın zalim torunlarının kurdukları bütün oyun ve tezgâhlarını Allah’ın yardımıyla bozmaya devam edeceğiz.

Yunanistan zannediyor ki, Batı Trakya Müslüman Türkleri sadece menfaat ve para karşılığında “Türk” kimliği mücadelesi veriyor. Batı Trakya Müslüman Türklerinin “Türk” kimliği davası parayla olsaydı yıllardan beri Batı Trakya Müslüman Türklerini “Türk” kimliğinden uzaklaştırmak ve Helenleştirmek için Yunan yönetiminin savurduğu tehditler, yaptığı kısıtlamalar, uyguladığı ambargolar, vaat ettiği teşvikler, düzenlediği kampanyalarla Batı Trakya’da Türk düşmanı Helen Müslümanlardan geçilmemesi gerekirdi. “Türklük”, adı üstünde zulme ve zalime karşı direnmek ve dik durmaktır. Bu da parayla değil, ancak imanla olur. 29 Ocaklar parayla, propagandayla değil, Batı Trakya Müslüman Türklerinin millî ve Manevî davasına sahip olduğu imanıyla gerçekleştirmiştir.

Varlığımızı, kimliğimizi inkâr eden, mukaddes değerlerimize saygı göstermeyen şer güçlere karşı, sırf imanla ve savunmada kalarak değil, artık kabuğumuzdan çıkarak, taktik ve strateji geliştirerek yurt içinde ve yurt dışında daha geniş platformlarda daha fazla taarruza geçmemizin zamanı gelmiştir. Potansiyel var, yetişmiş elemanlarımız var, imanımız ve irademiz sağlam, tarihimiz geçmişimiz köklü, tedbirimizi alalım, kendimize güvenelim yılmadan usanmadan mücadelemizi aşkla şevkle sürdürmeye devam edelim.

Bizim verdiğimiz mücadele inanç, özgürlük, hak, hukuk, adalet, insanlık ve demokrasi mücadelesidir. Günümüzde bu erdemleri ağızlarında sakız gibi çiğneyen, kirleten ve hoyratça kullananlara karşı mücadele veriyoruz. Asimetrik bir mücadelenin içinde olduğumuzun farkındayız. Karşımızdaki güçlerin ne kadar zalim ve barbar olduğunu da çok iyi biliyoruz.

Birileri çıkıp da karşımızdaki güçleri aşırı büyüterek, kendimizi zayıf, güçsüz göstererek mücadelenin bir sonuç vermeyeceğini de iddia edebilir. Ancak şunu hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor. Eğer kimliğimizle, millî ve manevî değerlerimizle bu topraklar üzerinde var olmak istiyorsak, o zaman var gücümüzle mücadele etmekten başka bir seçeneğimizin olmadığını da unutmamamız lâzımdır.

Ya teslim olup Helenleşeceğiz ve yok olacağız. Ya da mücadele vererek kimliğimizle, millî ve manevî değerlerimizle varlığımızı sürdürmeye devam edeceğiz.

Yazarın Diğer YazılarıSözde Mitropolit Serafim’in Hz. Muhammed’e hakaretlerine cevaplar-IISözde Mitropolit Serafim’in Hz. Muhammed’e hakaretlerine cevaplar - I‘Turkofagos’ ve ‘Bin-Lâdin’ zihniyetli Mitropolit SerafimBatı Trakya’da neden Türk’ün oyu Türk’e diyoruz?Ayasofya’nın ibadete açılması ve Dimetoka Çelebi Sultan Mehmet CamiiGüncel HaberlerCIA Soğuk Savaş döneminde hayvanları gizli görevler için eğitmişAB adalet sisteminde ırkçılık olduğu kanıtlandıİngiltere, kaos senaryosu karşısında endişeli1 milyon sterlinlik altın klozet çalındıYunanistan'a kaçarken yakalanan 2 FETÖ'cü daha tutuklandı
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech