LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
HAFTANIN İÇİNDEN KAHVE SOHBETLERİ 18101 Şubat 2013Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

YÜZÜ BULAN, ELLİYİ BEĞENMEZ OLDU

Ben şaşıyorum aslında babalarımızın dedelerimizin haline. Nasıl gelmiş ki bu insanlar bu günlere? Eskiden, daha teknolojinin sadece T si varken, çocuklar oyun oynamak için bilgisayar başında sandalyesine oturmaz, dışarı çıkar oynarlardı. Misafirler telefon etmez, doğrudan gelip evin kapısını çalarlardı. Arabalarda emniyet kemeri olmamasına rağmen saatlerce yolculuk yaparlar, yine de şikâyet etmezlerdi. Parklarda tehlike çanları çalmasına rağmen sallanırken, yaralanmayı bile göze alabiliyorlardı. Onu bırakın, oyunlar bile çocukların kendi hayal güçleri ile yaptıkları eşyalardandı. Mesela çelik oyunu oynanmak için ağaçlar yontulur, gokte oynamak için tenekeler bulunurdu. Uzuneşek oyununda ise, her defasında birileri sakatlanırdı. Ama hiç kimseyi böyle küçük yaralanmalarda doktora götürmezler, her defasında bir koca karı ilacı bulurlardı. Ne gariptir ki, yine de herkes iyileşir, yine de bugünlere onlar daha sağlam gelirlerdi. Hüznü, fakirliği ve yalnızlığı tadan bu kuşak, nasıl oldu da şimdiki gençlerden daha sağlam çıktı? Bunları, şimdiki gençlik yaşasa kendisini ölüm döşeğinde sanır, hatta intihar etmek için belki de uğraş verirdi. Neydi o insanları şimdikilerden ayıran? Neydi o, şimdiki neslin her şeyi olmasına rağmen o dönemdeki insanlarda görüp de edinemedikleri? Bilip de sahip olamadıkları? Huzur tabii ki, huzur. Onlar yüzü hiçbir zaman görmediler ki elliyi ne yapsınlar, zaten o yüzden kazandıklarının çoğunu da, çocuklarına harcadılar. Fakat yatırım yapmadan harcadılar, onları mutlu etmek için, diğer çocuklardan kendilerini farklı hissetmesinler diye harcadılar. Bu sebepten dolayı belki 2, belki de 3 nesil kaybettik ama farkında değiliz. Farkında olduğumuz tek şey var. Bundan sonra artık onlara çok şey veremeyeceğimiz. Mahallede komşuluk, köyde heyetler, şehirlerde dernekler gerçekleşmedikçe, lobileşmeye gidilmedikçe, en önemlisi de liderlik vasıfları göz önünde bulundurulup da liderler seçilmezse, hem krizden daha fazla etkilenecek, hem de bu topluma fazla faydalı olamayacağız. Zaman geldi geçiyor, zamanı ilaç mı, yoksa zehir gibi mi kullanacağız, artık bir karar vermemiz lazım…

SAKALDAYSA EĞER KERAMET, ETMEZLER BU TOPLUMA İHANET

Bu azınlık insanı mademki onlara emanet, o zaman emanete etmeyeceksin hıyanet. Arkadaş, eskiden hocalar bildiğimiz kadarı ile, köylü ve mahalleli tarafından ödenir, evi bile onlar tarafından karşılanırdı. Ne yani, o zamanlar hocalar Allah insanı idi de, bu gelenek şimdi mi değişti? O zamanlar Allah’ın kelamını bu insanlara anlatanlar hiçbir şey bilmezdi de şimdi mi her şeyi biliyorlar? Muhakkak ki şimdikiler daha fazlasını biliyorlardır ona bir şey diyemeyiz, ama İslam değişmediğine göre tek değişen anlatma tarzı, taktikler ve deneyimler oldu. Çünkü artık hocalarımızın hepsi olmasa da, artık çoğu okumuş, diline sözüne hakim. Ama sonuçta yine bu toplumun iradesini elinde tutabilen insanlar. Yine bu toplumu idare edebilecek güce sahip insanlar. Bunlara rağmen, yine Allah’a daha yakın insanlar, en azından bize öyle öğretti anne ve babalarımız. Peki Allah’a daha yakın olanlar, kulluk hakkından daha fazla korkmaz mı, borçtan harçtan daha fazla çekinmezler mi? Aç gözlülük onlara mahsus değil herhalde. Dürüstlükleri ile, cesaretleri ile, bu topluma örnek olabilecek bu insanlar, bir o tarafa bir bu tarafa kaymaları, bir onu, bir bunu yağlamaları veya aşağılamaları, mahkemelerde koşturmaları adil midir, ya da başka türlü sorayım. Tüm topluma örnek nitelikte olması gerekenlerin, bunları yapmaları caiz midir? Eğer caiz ise, kusura bakmayın, o zaman burada hiç kimse işini Allah için yapmıyor, öbür tarafını hutbelerde anlatırken, kendi bile bunu düşünmüyordur demektir. Eğer bu kanun uygulanırsa, devletin tarafına şu kadar imam geçecek, şu kadarı bu tarafa gelecek diye sözler duyuyorum, vallahi üzülüyorum. Emanete hıyanetlik işte buna denir. Dini kendi emellerine alet etmek işte buna denir….

29 OCAKLARDAN ALINMASI GEREKEN DERSLER

29 Ocak günü sabah saatlerinde bir dedecik geldi büroma, o yürüyüşleri yaşamış, polisle kavga yapmış bir dedecik. Kendi değerlerine inanmış, Türklüğünü hiçbir şekilde satmamış bir dedecik. Bazen diyorum ya hani, köylerdeki o temiz kalpli insancıklar, en büyük Türk geçinenden daha Türk diye, işte bu gün onu bir kez daha anladım. Adamcağız hepimizden daha cesaretli, daha temiz, daha Türkçü. Zorluklar karşısında yılmayan, para için kendini satmayanlardan. Bir söz söyledi hiç unutamayacağım: “Oğlum, dedi adam, Dr. Sadık rahmetli, hep, ben bu davaya canımı koydum ama üzülmeyin benden sonra onlarca, hatta yüzlerce Sadık gelecek’’. Ondan sonra maalesef bir tane bile gelmedi, hatta bırakın gelmesini, o dönemde prim yapanlar hala başımızda oturanlar. Acaba Dr. Sadık’ın gelecek dedikleri o yüzden mi gelemedi bilmem ama, sonuçta gelmedi veya gelemedi. Adam bunları anlatırken, bizle dalga mı geçiyordu, yoksa inandığı doğruları böyle şaka gibimi söylemişti, ben de hala onu çıkartamadım. Eski kahramanlar, kahraman kalmak için, diğer kahraman olabileceklerin önünü mü kesiyor, yoksa hakikaten kahraman olmaya aday insan mı yok? Bulmaca gibi oldu biraz ama, bulan çözen varsa bana da söylesin…

Herkes ayrı ayrı telden çalıyor ya bu memlekette, biz de bu haftaki fıkramızda ona yer verelim dedik ve ekledik. Bu durumda kim kazançlı, kim zararlı kendi gözlerimizle görelim.

EĞER

Bir berber bir hata yaparsa, bu yeni bir tarzdır...

Eğer bir şoför bir hata yaparsa, bu bir kazadır...

Eğer bir doktor bir hata yaparsa, bu bir müdahaledir...

Eğer bir mühendis bir hata yaparsa, bu yeni bir atılımdır...

Eğer ebeveynler bir hata yaparsa, bu yeni bir kuşaktır...

Eğer bir politikacı bir hata yaparsa, bu yeni bir hukuk kuralıdır...

Eğer bir bilim adamı bir hata yaparsa, bu yeni bir keşiftir. ..

Eğer bir terzi bir hata yaparsa, bu yeni bir modadır...

Eğer bir öğretmen bir hata yaparsa, bu yeni bir teoridir...

Eğer bir patron bir hata yaparsa, bu bizim hatamızdır...

Eğer bir personel bir hata yaparsa, bu bir "HATA"dır

Biz de bir tanecik daha ekleyelim… Eğer bir azınlık ferdi bir hata yaparsa bu da bir cahilliktir, aptallıktır, casusluktur ve hainliktir.

Bu eski kafalardan, eski akıllardan, ergenekon düşünce tarzını kendine alışkanlık yapmış olanlardan kurtulmadığımız sürece, değil binleri bir araya toplamak, sakız almaya bile kimseyi yollayamayız. Çünkü o insanın bir işi yapabilmesi için ilk önce inanması lazım, güvenmesi lazım. Sadece o zaman başarır, sadece o zaman değerini anlayıp diğerlerine destek verir. Bu haftalık da bu kadar. Haftaya görüşünceye dek, her şey gönlünüzce olsun. Hoşça kalın, Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerKarabağ'da PKK'lılar Ermenistan'ın ilk savunma hattında görevlendiriliyorBrezilya'da Oxford'un Kovid-19 aşısı deneylerine katılan bir gönüllü doktor öldüErmenistan Başbakanı: Dağlık Karabağ konusu diplomatik olarak çözülemezAzerbaycan ordusu 21 köy ve 1 kasabayı daha işgalden kurtardıYunanistan Kovid-19 vakalarında en yüksek seviyeyi gördü
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech