LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
‘Turkofagos’ ve ‘Bin-Lâdin’ zihniyetli Mitropolit Serafim25 Temmuz 2019Feyzullah Hasankâhya

Bilindiği gibi Yunanistan'da 7 Temmuz 2019 tarihinde milletvekili seçimleri yapıldı. 300 kişilik Yunan Parlamentosuna Batı Trakya Müslüman Türkleri İskeçe'den iki ve Gümülcine'den bir olmak üzere üç milletvekili göndermeyi başardı. Milletvekilleri inanç durumuna göre ayrı ayrı yemin ettiler. Milletvekillerinin çoğunluğu dinî yemin ederken, aralarında eski Başbakan Aleksis Çipras’ın da bulunduğu bir grup milletvekili siyasi yemin ettiler. Batı Trakya Müslüman Türk Milletvekilleri, Kur'an-ı Kerime el basarak yemin ettiler.

Batı Trakya Müslüman Türk milletvekillerinin Yunan parlamentosundaki bu yemin törenini televizyondan izleyen Pire Mitropoliti Serafim, şeytana çarpılmışçasına, bütün akıl ve mantık muvazenelerini devre dışı bırakarak, milletvekillerimizin şahsında Yüce İslâm dinine, Kur’an-ı Kerim’e, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (sas) saldırarak çok ağır hakaretlerde bulunmuş, Asya’yı, Afrika’yı, Anadolu’yu, Balkanları ve Orta doğuyu yüzyıllarca adaletle yönetmiş olan ecdadımız Osmanlıya karşı da çok çirkin bir küfürname yayımlamıştır. 

Mitropolit Serafim şöyle diyor: “Bunun yanı sıra, Atina’ya cami inşa etme faaliyetlerinin sürdürülmesi de ayrı bir rezalettir”, “Bu topraklar üzerinde benliğimizi ve kişiliğimizi korumak ve bugün Türk Avrupa’sının artıkları olmamamız için, şanlı şehitlerimiz ve agios’larımız (azizlerimiz) mücadele verirken, bugünkü Müslümanların dindaşları olan İslâmcı Osmanlılar tarafından kanları yüzyıllarca nehirler dolusu akıtılmıştır”, “Bilindiği gibi, karanlık dört yüz yıllık kölelik döneminde, İslâmcı Osmanlılar tarafından Müslümanlaştırılanlar aynı zaman Türkleştiriliyordu”

“Üç Helen Müslüman milletvekiline, (Hâşâ!) sözde peygamberlerinin nasıl bir kişiliğe sahip olduğunu ispat etmek için, aşağıdaki sure ve ayetleri ithaf etmek istiyorum.” diyor Mitropolit Serafim. Örnek olarak, Hz. Peygamberimizin (sas) örnekliğinde bütün Müslümanların aile hayatı ve çok eşlilik ile ilgili bir takım sorunları çözmeye yönelik prensiplerin yer aldığı, Tahrim suresinin ilk ayetleri ve Ahzap suresinin 37-50-51 ve 52. ayetlerinin, sapık bir takım yorumlarını ve çarpıtılmış meallerini veriyor.

Aslında mitropolit Serafim yeni bir şey söylemiyor. Münafıklar ve müşrikler tarafından bu ayetlerle ilgili çarpıtma ve art niyetli yorumlar, 1400 yıldan beri yapılıyor. İslâm ve Kur’an düşmanları, daha Hz. Peygamber döneminden hakaretlere başlayarak, günümüze kadar devam etmiştir. Peygamber Efendimizin örnekliğinde bütün Müslümanların aile hayatı ve çok eşlilik ile ilgili çarpıtma ve saptırmalar konusunda İslâm tarihi boyunca ciltler dolusu tezler, araştırmalar ve kitaplar yazılmıştır. Gereken cevaplar verilmiştir. İlgili ayetlerin indirildiği ortam ve sebeplere geçmeden önce, Pire mitropoliti Serafim’den ve onun zihniyetinden biraz bahsetmek gerekiyor. 

Önce Pire Mitropoliti Serafim kimdir, nasıl yetiştirilmiştir ve hangi görevlerde bulunmuştur? gibi sorulara kısaca cevaplar verirsek, mitropolit Serafim’in kim olduğunu ve misyonunun ne olduğunu anlamamız için biraz ufuk açıcı olacaktır kanaatindeyim. Pire mitropoliti Serafim, 1956 yılında Atina’da doğmuş, teoloji ve hukuk tahsili görmüş, avukatlık yapma iznine de sahiptir. 1980 yılında Penteli manastırında keşiş oluyor ve üst düzeyden kilise hizmetlisi olarak atanıyor. 1983 yılında dönemin Atina Başpiskoposu Serafim tarafından Atina Mitropolitliğinin kilise yargıç’ı sorumlusu görevine atanıyor. 1985’ten Aralık 2000 yılına kadar sinod mahkemelerinin sekreteri, aynı zamanda Yunanistan’ın birçok kilisesinde ve mitropolitliğinde kilise yargıcı görevini yerine getirmiştir. (Yeri gelmişken burada kiliselerin özerk mahkemelerindeki yargıçlık, hâkimlik ve savcılıktan kimse bahsetmiyor, ceza dâhil, kilise yargıçlarının yaptığı yargılamalardan/şeriattan kimse rahatsız olmuyor. Batı Trakya Müslüman Türklerinin Müftülükleri ve Müftülerin aile hukuku ve miras ile ilgili birkaç yargıçlık görevi herkese batıyor.)

Mitropolit Serafim 2000 yılının Aralık ayında Hristianupoli Piskoposluğu makamına seçiliyor. Aynı zamanda İstanbul Rum Patriği Bartholomeos ve İstanbul Rum Patrikhanesi İera Sinodu tarafından 2002 yılına kadar Rum Patrikhanesi ile sıkı ilişkileri olan Avustralya Başpiskoposu Stilianu’nun yardımcısı olarak seçiliyor. 28 Şubat 2006 yılından beri Pire Mitropolitliği görevini sürdürüyor.

Dinî ve siyasî konularda kamuoyuna açık, sosyal medyada ilginç görüşler beyan etmekle meşhurdur. Genellikle ırkçılık ve fanatizme dayalı fundamentalist çıkışlarıyla sürekli gündem oluşturuyor. Müslümanlara özellikle Türklere, Makedonlara ve Arnavutlara karşıtlığıyla biliniyor. Sürekli kin ve nefrete dayalı açıklamalar yapıyor. Irkçı Altın Şafak partisini açıktan desteklemiştir. Fanatik Helenist ve ırkçı olmayan kiliseleri ve din adamlarını devamlı eleştiriyor.  

Böyle değersiz, ırkçı ve fanatik birisini ciddiye almaya ve uğraşmaya değmez diyenler olabilir. Ancak ben ciddi manada rahatsız oluyorum ve endişeleniyorum. İşler zannedildiği kadar basit değildir. “Herif delidir ne yapsa yeridir” diyemeyiz, çünkü rast gele biri değildir. Herif hukuk ve teoloji tahsili görmüş, yıllarca yargıçlık yapmış ve halen aktif, Yunanistan’da en çok borusu öten bir Mitropolittir. Eylemleri ve söylemleri tesadüfî olarak değerlendirilemez. Her çıkışı, her iddiası muhakkak bir şeye hizmet ediyor.

Böyle bir zamanda Batı Trakya Müslüman Türk milletvekillerine, İslâm dinine, Kur’an-ı Kerim’e ve Hz. Muhammed’e saldırması düşündürücüdür. Batı Trakya Müslüman Türk milletvekillerine saldırma görevini kim verdi ve niçin bu görev Serafim’e verildi? Ayriyeten saldırı biçimi ve zamanlaması da rast gele bir eylem değildir. Bunun bir başlangıç olduğunu ve farklı gelişmelerle devamı geleceğini düşünüyorum. İnşallah yanılırım.

Ne yazık ki Yunanistan’da hâkim olan zihniyet budur. Tabii ki Serafim gibi düşünmeyen mitropolitler ve Yunan Ortodoks Hıristiyanlar vardır. Ancak kimse cesaret edip de eleştiremiyor ve karşı çıkamıyor. Antihelenist ve antiortodoks damgası yemekten korkuyorlar. Kazara bir bilim adamı, gazeteci veya siyasetçi bu zihniyeti eleştirmeye ve karşı çıkmaya kalkışsa, hemen linç ve karalama kampanyaları başlatılıyor, hayatlarını karartıyorlar. Bu karanlık zihniyetin ne gerçek Hıristiyanlıkla ne de gerçek demokrasiyle bir alakası yoktur.

Bu karanlık zihniyet çok tehlikeli bir zihniyettir. Kendileri gibi inanmayan ve düşünmeyen herkesi potansiyel düşman olarak algılıyorlar. Yapı ve zihniyet itibarıyla Taliban’dan, El-kaide’den ve Işid’den farksızdır. Bu zihniyet Kolokotronis’lerin, Papaflesa’ların, Paleon Patros Germanos’ların, Heybeliada Ruhban Okulu Talibanları Patrik Athinagoras’ların, Hrisostomos’ların ve Kıbrıs’ta Makarios’ların zihniyetidir. Ecdadımız Osmanlıları Tripolitsa’da, Mora’da, Balkanlar’da, Anadolu’da çoluk çocuk demeden, kadın, erkek, ihtiyar, hasta hiçbir ayırım yapmadan vahşice katleden zihniyettir.  

Batılı Emperyalist güçleri arkalarına alarak, Balkanları ve Anadolu’yu işgal edip vahşi hayvanların bile yapamayacakları vahşet ve cinayetleri yaparken Athinagoras’lar ve Hrisostomos’lar ağios ve kahraman ilân ediliyor, Mustafa Kemal ve İnönü kendi vatanlarını ve insanlarını Hrisostomos’ların işgalinden ve vahşetinden korurken katil ve düşman oluyorlar öyle mi? Ne güzel tarih öğretmişler! Tarihi gerçekler yerine efsane ve mitolojiye göre yaşamaya alıştıkları için, geçmişten ve tarihten de bir şey öğrenmedikleri anlaşılıyor.

Pire Mitropoliti Serafim’in hezeyanlarından anlaşılıyor ki, bu karanlık ve tehlikeli zihniyetin (Allah muhafaza) bugün bile ellerine bir fırsat geçse, Kıbrıs’taki Makarios’ların, Afganistan’da, Suriye’de, Irak’ta Amerikan Coni’lerinin ve Yeni Zelanda’daki “Turkofagos” Brenton Tarrant’ların yaptıklarının fazlasını yaparlar. Bu karanlık zihniyet sözde din adamı kisvesiyle, küresel emperyalist güçlerin maşalığını yapmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Çoluk, çocuk, kadın, ihtiyar, hasta ayırımı yapmadan bütün İslâm dünyasını kaosa ve cehenneme çevirmek için, sürekli ateşi körüklüyorlar.

Bu zihniyetin her hangi bir din, millet, iman, demokrasi, ahlak, insanlık veya insan hakları ile uzaktan yakından alâkası yoktur. Fetullah Gülen, Usame Bin-Lâdin, Suudi Prens M.Bin-Salman, Birleşik Arap Emirlikleri Emiri Bin-Zaye ve Mısır diktatörü Sisi ne ise, Patrik Bartholomeos, Başpiskopos Elpidoforos, Rahip Brunson, Trakya mitropolitleri ve mitropolit Serafim de odur. Mitropolit Serafim, Patrikhanenin ve Patrikhane’ye bağlı bütün kiliselerin gerçek yüzünü ortaya koyuyor. Bunların hiçbiri Hıristiyanlığa veya Müslümanlığa hizmet etmiyor. Hepsi zalim küresel emperyalist güçlere taşeronluk yapıyorlar. İnanın Hz. İsâ ortaya çıksa, bugünkü sözde Hıristiyanlar, ataları Romalılar gibi tekrar çarmıha gererlerdi.

Ortadoğu’yu, Anadolu’yu, Akdeniz’i ve Balkanlar’ı kaosa sürüklemek, Tanrı’yı kıyamete zorlamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak istediklerini yapsınlar, onların oyun ve tezgâhları varsa Allah’ın da bir hükmü vardır. Başarıya ulaşmaları mümkün değildir. Avrupa’da ve dünyada Müslümanlık – bütün anti İslâmist propagandalara rağmen- hızla yayılıyor. Balkanlar’da Osmanlı ruhu dipdiridir. Sadece Atina merkezde yüz binlerce Müslüman ve yüzlerce mescit olduğunu düşünürsek, mitropolit Serafimgiller istedikleri kadar anırıp yırtınsınlar. Eninde sonunda kendi kin ve nefret bataklıklarında boğulacaklardır. Biz zaten bunların gerçek yüzünü çok iyi biliyoruz. Ancak onları din adamı veya devlet adamı sananlar da zaman içerisinde gerçek yüzlerini öğrenmiş oluyorlar. 

Mitropolit Serafim’in Batı Trakya Müslüman Türk milletvekillerine, İslâm dinine ve Kur’an-ı Kerim’e yaptığı hakaret ve saldırılar karşısında hiçbir yerden herhangi en ufak bir tepkinin verilmemiş olması da düşündürücüdür. Belki de vardır ancak biz bilmiyoruz. En azından milletvekillerimizin mensup oldukları parti, diğer siyasi partiler, İslâm ülkeleri elçilikleri, Atina başpiskoposu İeronimos ve İera Sinod’u, İstanbul Rum Patriği ve Sensinod’u, basın yayın organları ve sivil toplum kuruluşlarından tepkiler gelmesi gerekiyordu.

Aksi olsaydı bütün dünya ayağa kalkardı. Sadece milletvekillerimiz değil, bütün Batı Trakya linç edilirdi. Yani Batı Trakya Müslüman Türk milletvekilleri, Hz. İsâ’ya, İncil’e ve Ortoks Hıristiyanlığa, mitropolit Serafim’in Kur’an-ı Kerim, Hz. Peygamber ve İslâm dini için sarf ettiği hakaret, saygısızlık ve terbiyesizlikleri yapsaydılar halleri nice olurdu? Bilen birisi bana da söylesin!

İşte zaten en büyük farkımız da buradadır. Kim saldırgan, kim sabırlı, kim barbar, kim medenî ve kim hoşgörülü, kim hoşgörüsüz açık ve net bir şekilde anlaşılmaktadır. Bunun için kibirli ve fanatik Yunanlılar bize demokrasiden, hoşgörüden, insan haklarından hiç bahsetmesin! Biz Yunan demokrasisinin, Helen Ortodoksluğunun, Yunan medeniyetinin ne olduğunu yaldızlı resimli kitaplardan öğrenmedik, bizzat yaşayarak öğrendik. Bütün dünyayı Helenizm ve Yunan demokrasisi söylemleriyle ile kandırabilirsiniz, ama Batı Trakya Müslüman Türklerini asla kandıramazsınız. Sizin maskesiz gerçek yüzünüzü bizden daha iyi bilen yoktur bu dünyada

Batı Trakya, Rum Patrikhanesinin gerçek yüzünü, Helenizm’i, gerçek Yunan demokrasisini ve gerçek Yunan medeniyetini en iyi anlatan canlı bir kitaptır. Bu canlı kitapta yazılan gerçekler asla silinmez ve tahrif edilemez. Bütün âlem gerçekleri bu canlı kitaptan öğrenecektir.

Son olarak Batı Trakya Müslüman Türk milletvekillerinin şahsında, başta Batı Trakya Müslüman Türklerine, Yüce İslâm dinine, Kur’an-ı Kerim’e, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (Sallellahü aleyhi ve selem)’e ve bütün İslâm Âlemine yapılan bu çirkin saldırı ve çok ağır hakaretleri bir daha şiddetle kınıyorum. Temennimiz; din, dil, ırk ve renk ayırımı yapmadan bütün insanların, huzur, barış ve hoşgörü içerisinde hayatlarına devam etmeleridir.

Not: Yukarıda zikredilen sure ve ayetlerin açıklamasını, İnşallah bir sonraki yazımızda tahlil etmeye çalışacağım.

Yazarın Diğer YazılarıBatı Trakya’da neden Türk’ün oyu Türk’e diyoruz?Batı Trakya’da DEB Partisinin seçim başarısıAyasofya’nın ibadete açılması ve Dimetoka Çelebi Sultan Mehmet CamiiY. Zelanda’daki terör saldırısına karşı Bartholomeos’un tepkisiKıbrıslı Türkler Batı Trakya’dan ibret alsınlar!Güncel Haberler'Birlikte yürüyelim, zorluklar varsa da birlikte aşalım'AB'den 'din ve inanç özgürlüğü' mesajı'Arap ülkeleri, Filistin davası ve Mescid-i Aksa'yla yeterince ilgilenmedi'YouTube yanlışlıkla yüzlerce videoyu yayından kaldırdıABD'nin çıkışı Yunanistan'a geri adım attırdı
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech