LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Dünden ‘bugün’e Oryantalist söylemlerde Hz. Muhammed imgesi08 Ağustos 2019Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Tarihten beri Batı tarafından İslam ve Hz. Muhammed’le ilgili yapılmış çalışmaların ekseriyetinde ötekileştirici ifadeler kullanılmıştır. Bu konuda istisna sayılabilecek yazarlardan-Hristiyan Arap düşünür Edward Said’in Oryantalizm isimli eserinde belirttiği üzere aslında ‘bilinen Doğu’ kavramı bizzat Batı’nın kendisi tarafından icat edilmiştir.

Bilinen Doğu’dan kasıt, bütün dünyada binbir gece masallarıyla, keyfe düşkünlükle, çapkınlıkla, hayalperestlikle bilinmeleridir. Doğu bu şekilde anlatılınca da Batı otomatik olarak rasyonel, çok çalışan, üreten bir nitelik kazanmıştır. Bu, aslında Batı Felsefesi’nin bir özelliği olmakla birlikte Batı Felsefesi düalist -yani, “ya o, ya da o” mantığıyla tek bir doğruyu kabul edip diğerini tamamen reddetme tutumu- karakteriyle varlığını öteki üzerinden meşrulaştırıyordu. Böyle bir durumda yapılması gereken öncelikle bir düşman yaratmak, ardından o düşmanı suçlayabildiği kadar suçlamaktır. Düşman suçlu olunca zaten Batı sütten çıkmış ak kaşık olacaktı.

Bununla birlikte unutulmaması gereken bir diğer nokta da yazılan metnin mekanik bir şekilde yazılmadığı, yani Derrida’nın meşhur sözüyle “Gösterenden bağımsız gösterilen olmadığı”dır. Bunun ne anlama geldiğini açıklamak gerekirse; şöyle ki, yazılan her metin yazarın kendisi tarafından (mekanik olarak değil) yazılmış olmakla birlikte yazar da içinde bulunduğu tarihsel, sosyal, kültürel vb. etkilerin ürünüdür. Yani bir metin yazıldığında onu yazanın kim olduğu çok büyük önem taşımaktadır.

Bu durumun daha iyi anlaşılması için 13. yy’da yaşamış olan Dante Alighieri’nin ‘İlahi Komedya’ isimli çalışmasını hatırlayalım. Dante bu eserde 7 katlı cehennemden söz ediyor, Hz. Muhammed’i de bu cehennemin 7. katına yerleştiriyor. Peki bunu sadece kişisel veya kategorik nefretle mi yapıyor? Dante’nin içinde bir nefret ateşinin yandığı bir gerçek ama durum sadece bundan ibaret değil. Dante Müslümanlar’ı tıpkı Hristiyanların Hz. İsa’ya taptıkları gibi, Hz. Muhammed’e taptıklarını belirtiyor, bu şekilde onu sahte Tanrı olarak ilan ediyor. Böylelikle Baba, Oğul ve Kutsal Ruh’un dışında bir Tanrı’yla karşılaşan Hristiyan Dünyası’nın böyle bir şeyi kabul etmesi mümkün olmayacaktı, öyle ki Hz. Muhammed’in cehennemin 7. katına yerleştirilmesi de gayet normal olacaktı, sonuçta kendisini Tanrı olarak tanıtmaktaydı Dante’ye göre.

Oryantalist çalışmalarda bununla birlikte Christ (İsa)’e inananlara Christian (Hristiyan) dendiği gibi, Muhammed’e inananlara da Muhammedan denmişti. Kültürel görecelilik konusunda en müsamahakar düşünürlerden biri olarak gösterebileceğimiz Montesquieu’nün metinlerinde bile bu böyledir. Hatta ve hatta ülkemiz Yunanistan’ın 50 sene önceki kimlik kartlarının arkasında yer alan ‘Din:’ bölümünün açıklamasına Müslüman olanlar Μωαμεθανός (Muhammedan) olarak yazılıyordu.

Bakıldığında batı dünyasının Müslümanlarla ilgili sahip oldukları bu bilgilere sıradan hiçbir Müslüman sahip değil. Çünkü her Müslüman Allah’ın ‘bir’ olduğuna, Hz. Muhammed’in ise asla bir Tanrı olmayıp, onun kulu ve elçisi olduğuna inanır, Kelime-i Şehadet olarak bilinen beyanla da bunu ikrar eder. Bunun ötesinde kendilerini ‘teslim olan’la aşağı yukarı aynı anlama gelen ‘Müslüman’ kimliğiyle tanımlarlar. Bu da yetmiyormuş gibi Batılıların yine kendilerini meşrulaştırmak için yüzyıllardır sürekli bir biçimde kullandıkları haksız ‘barbar’ tanımlamasını adeta yerden yere vururcasına bir başka anlamı barış olan ‘İslam’ dinini de kendi dinleri kabul ediyorlar.

Batı Felsefesi’nin bizzat Batılılar tarafından son 50 senede yerden yere vurulduğu günümüz çağında ise ülkemizde Müslümanlar’a karşı hala aynı yakıştırmaların yapıldığını görmek oldukça üzücü. Halbuki şiddetle iddia ettikleri sapıklık ve barbarlık yakıştırmalarına, İslam felsefesini iyice özümsemiş her Müslüman karşı çıkar. Buna mukabil Müslümanları bu tanımlamalarla itham edenlerin kendileri ise ellerinde olsa Müslümanlara karşı her türlü kötülüğü yapabilecek.

O halde şunu diyebiliriz ki: İyi düşünen kötü işler yapmaz, kötü düşünen de iyi işler yapmaz. Tevhid inancını özümsemiş Müslümanlar da şüphesiz Oryantalistlerin bütün ithamlarına karşı çıktığına göre korkmayın, zamanında kuşlar için saraylar yapan, kedi-köpekler için şiş kebap günleri düzenleyen medeniyetin insanları bugün de kötü düşünmedikleri gibi kötü davranışlarda da bulunmaz.

Yazarın Diğer YazılarıUlus-devlet sisteminden küresel sisteme muhayyel cemaatler"Artık dünya böyle, biz ne yapalım?" diye soruyorlarErkekler öldü!Batı Trakya’da genç yokturRefleksif Sosyoloji’den Arif Sosyoloji’yeGüncel HaberlerGümülcineli 15 yaşındaki Nafiye Almanya’da kayıpDer Spiegel, Yunanistan'ın düzensiz göçmenleri zorla geri gönderme görüntülerini yayınladıSerrac: Libya'yı üssünüz yapmayı hayal etmeyinİngiltere Başbakanı Johnson: AB'den 31 Ocak'ta ayrılacağızİngiltere'de Johnson tek başına iktidara geldi
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech