LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Sözde Mitropolit Serafim’in Hz. Muhammed’e hakaretlerine cevaplar - I23 Ağustos 2019Feyzullah Hasankâhya

Bütün Ehl-i sünnet Müslümanlarının, özellikle Türklerin kadim düşmanları olan Patrikhane mensubu Ortodoks Hıristiyan keşişler gibi, Pirea sözde mitropoliti Serafim de, çocukluktan itibaren kendisine zerk edilen İslâm ve Türk düşmanlığı zehrini, Yunan parlamentosuna seçilen 3 Müslüman Türk milletvekilinin şahsında bütün İslâm Âlemine karşı en küstah bir şekilde akıtmıştır.

Bir önceki yazımızda sözde mitropolit Serafim’den ve son zamanlarda Yüce İslâm dinine, Kur’an-ı Kerim’e, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’e (Sallellahü aleyhi ve selem) karşı kin ve nefret kokan küstahlıklarından kısaca bahsetmiştik. Bu yazımızda, sözde mitropolit Serafim’in diline doladığı Kur’an-ı Kerim’den bazı ayetleri nasıl tahrif ettiğini ve çarpıttığını izah etmeye çalışacağım.

Sözde mitropolit Serafim, Hâşâ! Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’insapık sözde peygamber”, Kur’an-ı Kerim’in “uydurma” , “Mekkeli bir tüccar olan Muhammed’in sapık cinsel ilişkilerinden bahseden ayetlerle dolu bir kitap”, İslâm dininin ne kadar “saçma” bir din olduğunu kanıtlamak için, Tahrim suresinin ilk ayetlerini ve Ahzap suresinin 37-50-51 ve 52. ayetlerinin, tahrif edilmiş, çarpıtılmış meallerini ve Kur’an-ı Kerim’in orijinal metniyle alâkası olmayan sapık bir takım yorumları delil olarak gösteriyor.

Aslında mitropolit Serafim yeni bir şey söylemiyor. Müşrikler, ‘kripto inkârcı’ münafıklar ve Patrikhane tarafından bu ayetlerle ilgili çarpıtma ve art niyetli yorumlar, 1400 yıldan beri yapılıyor. İslâm ve Kur’an düşmanları, daha Hz. Peygamber döneminden hakaretlere ve tahrifat faaliyetlerine başlayarak, günümüze kadar devam etmişlerdir. Peygamber Efendimizin örnekliğinde bütün Müslümanların aile hayatı ve çok eşlilik ile ilgili çarpıtma ve saptırmalar konusunda İslâm tarihi boyunca ciltler dolusu tezler, araştırmalar ve kitaplar yazılmıştır. Gereken cevaplar da fazlasıyla verilmiştir.

Ehemmiyetine binaen, kısaca aileden bahsetmekte yarar vardır. Aile, bireyin ve toplumun işlevleri açısından ana hücre görevini yapmaktadır. İnsanlık tarihi boyunca bütün toplumların temel kurumunu aile oluşturmuştur. Bir toplumun güçlü ve huzurlu olması, aile kurumunun sağlamlığına bağlıdır. Tarih boyunca bütün devletler, aile ile ilgili ciddi politikalar üretmiş, pek çok ülkede müstakil aile bakanlıkları oluşturulmuştur. Zira ailenin yozlaşması, toplumun yozlaşmasına sebep olacağından şüphe yoktur.

Hz. Muhammed (s.a.s), 1400 sene evvel Medine’de İslâm Medeniyetinin kıyamete kadar yıkılmadan sürecek aile kurumunun sarsılmaz temellerini atarken, bunu kendi kafasına göre değil, Allah’tan aldığı vahiy doğrultusunda gerçekleştirmiştir. Bunun için geçmişte de günümüzde de Hıristiyan batının ana hedefi, İslâm toplumlarının aile yapısını yıkmak olmuştur.

Müslüman toplumların aile kurumunun önemini ve sağlamlığını anlamak için, Hıristiyan Batının aile yapısının çürümüşlüğüne ve kokuşmuşluğuna ibretle bakmak kâfidir. Batıda aile kurumundan bahsetmek mümkün değildir. Aile kurumunun bütün işlevleri ortadan kaldırılmıştır. Aile kurumunun en temel fonksiyonu nesillerin korunması ve devamını sağlamaktır. Hıristiyan batıda aile kurmak ve çocuk sahibi olmak gayesiyle evlilik oranları çok düşük seviyededir. Yeni yetişen nesillerin kahir ekseriyeti babasını bilmiyor. Gençlerin en çok rahatsız oldukları soru, “Baban kim?” sorusudur.

Aile kurumunun en önemli işlevlerinden biri de, dini, kültürü, örf, adet ve gelenekleri aktarım ve muhafazadır. Yeni nesiller, iyiyi kötüyü ailede öğrenir. Kimliğini ve kişiliğini ailede kazanır. Hıristiyan Batının Müslümanlara karşı saldırganlıklarının ana sebeplerinden biri aile konusunda acizlikleri ve çaresizlikleridir. Kuran’a, Hz. Muhammed’e ve Müslümanlara saldırarak acizliklerini ve çaresizliklerini örtmeye çalışıyorlar.

İslâm’a, Kuran’a ve Hz. Peygamber'e saldıranlar, kusur ve ayıp arayanların bir kısmı cahil, büyük çoğunluğu ise art niyetlidir. Sözde mitropolit Serafim’in yaptığı gibi, Hz. Peygamberi sadece çok eşliliği üzerinden eleştirmek ve kusur aramak, Kuran-ı Kerim'in bazı ayetlerini bağlamından kopararak, çarpıtma ve tahrifat yoluyla kusur ve eksiklik aramak, kin, nefret ve düşmanlıktan başka bir şeyle izah edilemez. Kuran’ı da Hz. Muhammed’i de, Müslümanları da seversiniz veya sevmezsiniz, inanırsınız veya inanmazsınız, bu yüce dine, bu kutsal kitaba, bu ulu peygambere iki milyara yakın insan büyük bir sevgi ve saygıyla inanmakta olduğu ve saygı duyduğu bilinciyle bütün sıfatları ve özellikleriyle değerlendirmek insanlık gereğidir.

Aksi takdirde, sözde mitropolit Serafim gibi insanlıktan nasibini almamış sözde din adamlarının, yüce İslâm dini, kutsal kitabımız Kuran’ı Kerim'i, ulu peygamberimiz Hz. Muhammed’i necis ağızlarına almaya hiç hakları yoktur. Bu tiplerden daha kör, daha sağır ve daha vicdansız mahlûklar olabileceğine inanmıyorum.

Allah Teâlâ Kuran’ı Kerim’de A’raf suresinin (7/179) ayetinde bu tipleri şöyle tanımlamaktadır: “Biz cehennem için cinlerden ve insanlardan öyle kimseler yarattık ki, onların kalpleri vardır ama bu kalplerle idrak etmezler, gözleri vardır onlarla (hakikati) görmezler, kulakları vardır onlarla işitmezler (gerçekleri duymazlıktan gelirler.) Hâsıl onlar hayvanlar gibidir, hatta (bakış açısı ve hayat felsefesi bakımından) onlardan da şaşkındırlar. İşte asıl gâfil olan onlardır.”

Bu tip ucubeler; sözde medeni batı dünyasının örnek din adamları, hukukçuları ve bilim adamları... Bunların örnek din adamları, hukukçuları ve bilim adamları böyle ise gerisini siz düşünün. (Tabi istisnaları vardır. Ancak hâkim zihniyet bu. Maalesef istisnalar bu tip barbarların şerrinden korktukları için seslerini çıkaramıyorlar.)

Bu sözde medeni Avrupalılar, insanlığı kurtuluşa ve huzura götüreceklerini, sevgiyi, saygıyı, barışı, adaleti ve demokrasiyi getireceklerini iddia ediyorlar. Ne diyorlar: Hıristiyan Batı uygar, Müslüman Doğu barbar. Dünyanın en büyük yalanı ve en sahtekâr uygarlığıdır bu… İşin tuhaf tarafı bu koca yalanlara yalan olduğunu bilerek inanıyorlar ve bütün dünyaya da silâh zoruyla inandırmak ve kabul ettirmek istiyorlar.

Tarih boyunca Hıristiyan dünyasının sebep olduğu katliamların vahşetlerin ve göçlerin haddi hesabı yoktur. Son iki yüz yılın sadece bir kısım vahşet ve katliamları dehşet vericidir. Milyonlarca kişinin ölümüne sebep olan Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’na, Birinci ve İkinci Balkan Savaşları’na Müslümanlar değil, Hıristiyanlar sebep olmuştur. 17 milyon insanı Almanlar katletmiştir. 15 milyon insanı Ruslar katletmiştir. 1 milyondan fazla Cezayirli masum Müslüman’ı Fransızlar vahşice şehit etmiştir. 1821’den 1922’ye kadar Patrikhane’nin güdümünde ve fundamentalist Ruhban Okulu Talibanları önderliğinde, Balkanlar'da ve Anadolu’da 101 yıl boyunca vahşice Müslüman Türk kanı akıtılmıştır.

Bütün bu vahşet ve katliamlar ortada dururken, kalkacak, İslam’a küfrü ve hakareti dua ve ibadet sayan bir sözde din adamı, yüce İslâm dinine, kutsal kitabımız Kuran’a, ulu peygamberimiz Hz. Muhammed’e, Müslümanlara, Türklere ve dünyanın en saf, en temiz, en medenî toplumu olan Batı Trakya Müslüman Türklerine dil uzatacak öyle mi?

Tabi Yunanistan’da hukuk olsa, adalet olsa bunun hesabı sorulur. Ama nerde? Bu sözde din adamı açıktan Yunan anayasasına, uluslararası hukuka, bütün insan haklarına meydan okuyor. Üstelik bu sözde hukukçu, sözde mitropolit, sözde örnek bilim adamı Helen Ortodoks halkı doğrudan Batı Trakya Müslüman Türklerine ve milletvekillerine karşı kışkırtıyor, kin ve nefrete sevk ediyor, bölücülük yapıyor. Doğrudan Batı Trakya Müslüman Türklerini ve milletvekillerimizi hedef gösteriyor. Milletvekillerimiz Atina’da yolda yürürken, sözde mitropolit Serafim’in kustuklarından beslenen bir fanatik Ortodoks milletvekillerimize saldırsa hesabı kimden sorulacak, kim suçlu olacak?

Batı Trakya’da sözde mitropolit Serafim’in ve Batı Trakya’daki sözde mitropolitlerinin kustuklarından beslenen Helen Hıristiyan Ortodoks palikaryalar ve “diktio 21” Batı Trakya Müslüman Türklerine Hristos-Panagia aşkına Kıbrıs’ta Makaryos’un palikaryaları yaptığı gibi vahşet ve cinayetler işlemeye başlarlarsa, sözde mitropolit Serafim ve Batı Trakya’daki sözde mitropolitler suçlu olmayacak mı?

Ben bir gazeteci olarak görevimi yapıyorum. Eğer Yunanistan’da İsonomia-İsopolitia olduğunu iddia eden varsa, demokrasi ve insan hakları varsa, hukuk ve adalet varsa, kilise savcılarının savcısı olan ve kutsallarımıza karşı büyük bir terbiyesizlik ve saygısızlık sergileyerek açıkça suç işleyen Serafim’i sorgulayabilecek savcılar varsa, "Buyursunlar!" diyorum. Sözde mitropolit Serafim ve Batı Trakya mitropolitleri hakkında, Helen Hıristiyan Ortodoksları sürekli olarak Batı Trakya Müslüman Türkleri aleyhine kışkırttıkları, kin, nefret ve bölücülüğe sevk ettikleri için suç duyurusunda bulunuyorum!

Konu Millet gazetesi ve yazarları olunca, en basit bir eleştiriden dolayı savcılar hemen harekete geçiyor, Millet gazetesi ve yazarlarına hayali suçlardan dolayı yüz binlerce euroluk tazminat davaları açılabiliyor. Sıra Helen Ortodoks Mitropolitlerine gelince onlar “Agios”.

Sözde mitropolit Serafim’e cevap yazıları devam edecek.
Yazarın Diğer YazılarıSözde Mitropolit Serafim’in Hz. Muhammed’e hakaretlerine cevaplar-II‘Turkofagos’ ve ‘Bin-Lâdin’ zihniyetli Mitropolit SerafimBatı Trakya’da neden Türk’ün oyu Türk’e diyoruz?Batı Trakya’da DEB Partisinin seçim başarısıAyasofya’nın ibadete açılması ve Dimetoka Çelebi Sultan Mehmet CamiiGüncel HaberlerCIA Soğuk Savaş döneminde hayvanları gizli görevler için eğitmişAB adalet sisteminde ırkçılık olduğu kanıtlandıİngiltere, kaos senaryosu karşısında endişeli1 milyon sterlinlik altın klozet çalındıYunanistan'a kaçarken yakalanan 2 FETÖ'cü daha tutuklandı
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech