LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Sözde Mitropolit Serafim’in Hz. Muhammed’e hakaretlerine cevaplar-II28 Ağustos 2019Feyzullah Hasankâhya

İslâm dininin birden fazla eşlilik ve aile ilişkileri ile ilgili ortaya koyduğu düzenlemeler, Patrikhane menşeli İslâm karşıtı Batı dünyası tarafından en çok saldırıya maruz kalan konuların başında gelmektedir. Sözde Mitropolit Serafim de, İslâm toplumunun birden fazla eşlilik ve aile ilişkileri ile ilgili ortaya koyduğu devrim niteliğindeki düzenlemeleri hedefine alarak, Yüce İslâm dini, Kur’an-ı Kerim, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’e (Sallellahü aleyhi ve selem) karşı kin ve nefretini kusmaktadır.

Batı dünyasında, İslâm dini, Hz. Muhammed ve Kur’an-ı Kerim ile ilgili yazılanların hepsi art niyetli ve maksatlı olduğunu söylemek insafsızlık olur. İslâm dini konusunda objektif yaklaşan ve sahih kaynaklardan istifade eden, bilimsel araştırmalar yapan bilim adamları da çoktur. Bunlardan birisi Maxime Rodinson’dur. “Ateist, radikal işçi ve komünist” olarak tanıtılan Rodinson, aslen bir Polonya Yahudi’si olup, 1915 yılında Paris’te dünyaya gelmiştir.

Maxime Rodinson, kaleme aldığı eserinde Hz. Peygamberi büyük bir devrimci ve hayat hikâyesini bir devrim tarihi olarak nitelendirmektedir. Rodinson, kendisini bir oryantalist olarak değil, bir toplum tarihçisi olarak tanıtmaktadır. Ön yargısız ve objektif bir şekilde araştırma yapan pek çok batılı bilim adamı, İslâmî konularda daha önce ön yargılı ve olumsuz kanaatlere sahip oldukları halde, İslâm dini ile ilgili araştırmalarını derinleştirdikçe, -Patrikhanenin çirkin algı operasyonları ve çamur propagandalarına inat- İslâm dinini seçenler günden güne artmaktadır.

Ancak işin en üzücü tarafı, İslâm toplumları içerisinde bazılarının kendi dinleri ve mukaddes değerleri ile ilgili bilgileri sahih kaynaklardan değil, batılı oryantalistler tarafından, (İslâm’ın mukaddes değerleriyle ilgili olumsuz algılar oluşturmak gayesiyle art niyetli ve maksatlı bir şekilde) hazırlanan kaynaklardan bilgi sahibi olmalarıdır. Ne yazık ki, Müslümanlar arasında İslâm dininin aile ilişkileri ve birden fazla eşlilik ile ilgili konularda olumsuz kanaatlere sahip olanlar, azımsanmayacak kadar çoktur. Bunun için bu konularla ilgili önce çuvaldızı kendimize, daha sonra iğneyi başkalarına batırmamız gerekmektedir.

İslâm dininin aile ilişkileri ve çok eşlilik ile ilgili konuları ileri sürerek, İslâm dininde, Hz. Muhammed ve Kur’an-ı Kerim’de kusur ve eksiklik aramak çok zayıf, tutarsız ve çok kötü bir çabadır. Bu konular parça parça değil olayları bir bütün olarak, Kur’an-ı Kerim’in ilgili ayetlerini, bu ayetlerin indirildiği ortam ve İslâm tarihi kapsamında ele almak gerekiyor. Aksi takdirde eksik veya tamamen yanlış anlamlar çıkarmak kaçınılmazdır. Ön yargılı ve art niyetli İslâm düşmanları ise kasıtlı olarak çarpıtıyor ve tahrif ediyorlar.

İslâm toplumunda çok eşlilik bir emir değil, zorunluluktan kaynaklanan bir ruhsat olduğunu unutmamak gerekir. Çok eşlilik ile ilgili ayetlerin indirildiği süreç dikkate alındığında, savaş şartlarında toplumda ortaya çıkan toplumsal yaraların kangrene dönüşmemesi için alınan bir önlem olduğu görülecektir. Çok eşlilik ile ilgili ayetlerin savaş şartlarında indirildiğini unutmamak gerekiyor. Savaş şartlarında ortada kalan dul kadınların ve sahipsiz çocukların zaman içerisinde o toplumda ne tür psikolojik travmalara sebep olabilecekleri ve o günün şartlarında dul kalmanın ölümden beter olduğu göz önünde bulundurulduğunda, çok eşlilik ruhsatının cinsel sapıklıktan beyni sulanmış sapıkların cinsel tatmini için değil, tam tersine fuhşun yayılmasını ve nesillerin karışmasını önlemek için bir şefkat ve merhamet evliliği olduğu açık ve net bir şekilde anlaşılacaktır.

İslâm dininin olağanüstü ve zaruret şartlarında verdiği birden fazla evlilik ruhsatını zaman içerisinde istismar edenler çok olmuştur. Ancak sırf cinsel tatmin için bu ruhsatı istismar eden sapıkların ayıpları İslâm dinine ve Hz. Peygambere hiçbir şekilde mal edilemez. Evlilikle ilgili ayetlere ve Peygamber efendimizin uygulamalarına baktığımız zaman, birden fazla evlilik değil, tek evlilik teşvik edilmiştir. Nisa suresinin üçüncü ayetinde Allah Teâlâ mealen; “…eşler arasında adaletli davranamayacağınızdan korkarsanız bir tane ile yetinin…” Bu ayetten de açık ve net bir şekilde anlaşılıyor ki, İslâm’da birden fazla evlilik değil, tek evlilik teşvik edilmektedir.

Peygamber efendimizin aile hayatına baktığımız zaman yine çok eşlilik değil, tek eşlilik teşvik edilmiştir. Peygamber efendimiz 25 yaşında kendisinden 15 yaş büyük, daha önce iki evlilik geçirmiş ve üç çocuk sahibi olan Hz. Hatice validemizle evlenmiştir. Hz. Hatice vefat edene kadar başka kadınla evlenmemiştir. Kendisinden 5 çocuğu olmuştur. Hz. Hatice’nin vefatından sonra Medine’ye göç edene kadar hiç evlenmemiştir.

Hicretin ikinci yılı ile yedinci yılı arasında sekiz evlilik geçirmiştir. Ancak bu evliliklerin hiçbiri iddia edildiği gibi (Hâşâ!) cinsel arzulu değil, tamamen stratejik ve zaruretten kaynaklanan evliliklerdir. Hz. Ayşe hariç, bütün hanımları daha önce evlilik geçirmiş, çoluk çocuk sahibiydiler.

Ahzap Suresinin 52. Ayetiyle Allah Teâlâ Hz. Peygamber efendimizin evlilik sayısına sınırlama getirmektedir. Bu ayetten de anlaşıldığına göre, Hz. Peygamberimizin bütün evlilikleri kendi arzu ve isteğiyle değil, tamamen vahyin kontrolündedir. İlgili ayetlerde, “ …Sana bundan sonra kadınlar helal olmaz… (Bunlardan başka kadınla evlenmek caiz olmaz)” ve “…Onları başka hanımlarla değiştirmen de olmaz (Yani bunları boşayıp yerlerine başka kadınlarla evlenmen de caiz olmaz).” buyurulmaktadır. Peygamberimiz aleyhisselâm da vefatına kadar sadece bu hanımlarla evli kalmış, vefatından sonra da onlar kıyamete kadar gelecek bütün müminlerin anneleri olarak kalmışlardır.

Hz. Peygamberin nikâhına aldığı hanımların bir kısmı İslâm adına çok büyük fedakârlıklar yapmış ve bunun için Peygamber eşi olmakla ödüllendirilmişler. Bir kısmı ile de bir takım ülke ve kabileleri kazanmak, İslâm’a karşı olan cepheleri azaltmak, onlarla yakınlık ve dostluk kurmak için evlilik bağıyla akrabalık ilişkileri kurmuştur.

İslâm toplumunun özel aile hayatıyla ilgili meseleleri Hz. Peygamber’imizin hanımları aracılığıyla aile ve akrabalık ilişkileri başta olmak üzere, ümmetinin ailenin özel hayatıyla ilgili bilmesini istediği konuları eksiksiz bir şekilde öğretilip yaygınlaşmasını sağlamak için de bazı evlilikleri gerçekleştirdiği bilinmektedir.

İslâm toplumlarının en büyük yanılgısı, Hz. Muhammed ve Peygamberlik kurumu ile ilgili yanlış tasavvurdur. Dünyada pek çok Müslüman tarafından, peygamberlik kurumunu Diyanet İşleri Başkanlığı gibi bir kurum, Peygamber Efendimizi de Diyanet İşleri Başkanı gibi bir din adamı olarak tasavvur edilmektedir. Peygamber efendimiz (s.a.s), sadece iman ibadet ve ahlâk konularında değil, kıyamete kadar gelecek bütün Müslümanların ve İslâm toplumlarının her türlü insanî ilişkilerini düzenleyen büyük bir devrimci ve kıyamete kadar sürecek İslâm medeniyetini vahiy yoluyla inşa etme göreviyle görevlendirilmiş olduğu pek dikkate alınmamaktadır.

Peygamber Efendimiz bir devlet başkanı olarak hem İslâm devletinin başında, hem de Bizans, İran, Mısır, Yemen ve Şam gibi ülkelerle uluslar arası faaliyetleri yürüten devlet adamıydı. Aynı zamanda İslâm Ordusu’nun başında başkomutan vasıflarına sahip bir peygamberdi. İşte bu peygamber tasavvuru göz ardı edilmekte veya kasıtlı olarak unutturulmak istenmektedir. Ne yazık ki Müslümanların çoğu da bu tuzağa kolayca düşmektedir.

Peygamber Efendimizin bir beşer olarak yapıp ettikleri Hıristiyanlar gibi aşırı kutsallaştırılıp değersizleştirilimekte ve maksadından saptırılmaktadır. Peygamberlik müessesesi genellikle sadece din işlerine hasredildiği için eksik analizler yapılıyor. Hz. Peygamber, Mekke ve Medine toplumlarında kültürel ve gelenek olarak var olan aristokrat ve kölelerden oluşan sınıfsal oluşumları zihinsel olarak dönüştürürken, devrim niteliğindeki büyük inkılâplar, İslâm dünyası tarafından yeteri kadar ön plâna çıkarılmamaktadır.

Tabi bu konularda art niyetli oryantalistler, İslâm toplumları aleyhinde yürüttükleri kirli algı operasyonları ve menfi propagandaları da göz ardı etmemek gerekiyor. Ancak bu tür olumsuz algı operasyonlarına ve çamur propagandalarına karşı doğru algıları ortaya koymak, İslâm dünyasının temel görevi olmalıdır. Bu konuda bugüne kadar yeterince bilimsel araştırma yapıldığını, çirkin iftira ve asılsız iddialara karşı argümanlar geliştirildiğini söylemek maalesef mümkün değildir. Bu tür görevlerden kaçmak İslâm davasına ihanetten başka bir şey değildir.

Sözde Mitropolit Serafim’in ve onun şahsında bütün Patrikhane mensubu İslâm düşmanlarının hezeyanlarına karşı cevaplarımız devam edecektir. Hak ile batılın mücadelesi Hz. Âdem’den günümüze kadar devam etmektedir. Bu mücadelede doğruyla yanlışı, Hak ile batılı karıştıran ve gerçekleri ters çevirerek bütün insanları saptırmaya çalışanlar İblis’in insanlar arasındaki temsilcileri mesabesindedir. Bu manada İblis gibi insanlar İslâm dinine, Kur’an-ı Kerim’e, Hz. Muhammed aleyhisselâma ve bütün İslâm mukaddesatına çeşitli saldırılar düzenlemektedirler. Hakkı batıl, batılı da hak olarak göstermeye çalışmaktadırlar.

Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde: “Ümmetim için en çok korktuğum, dili güçlü, ikiyüzlü olan kimselerdir.” buyurmaktadır. Yani gerçekleri saptırarak, yalan ve iftiralarla başkalarını kandırabilecek kadar ifade gücüne sahip sözde bilgi sahibi ikiyüzlüler, sadece Müslümanlar için değil, bütün dinler ve insanlar için tehlikelidirler. Allah bizleri insan kılığındaki iblislerden muhafaza eylesin!
Yazarın Diğer YazılarıSözde Mitropolit Serafim’in Hz. Muhammed’e hakaretlerine cevaplar - I‘Turkofagos’ ve ‘Bin-Lâdin’ zihniyetli Mitropolit SerafimBatı Trakya’da neden Türk’ün oyu Türk’e diyoruz?Batı Trakya’da DEB Partisinin seçim başarısıAyasofya’nın ibadete açılması ve Dimetoka Çelebi Sultan Mehmet CamiiGüncel HaberlerCIA Soğuk Savaş döneminde hayvanları gizli görevler için eğitmişAB adalet sisteminde ırkçılık olduğu kanıtlandıİngiltere, kaos senaryosu karşısında endişeli1 milyon sterlinlik altın klozet çalındıYunanistan'a kaçarken yakalanan 2 FETÖ'cü daha tutuklandı
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech