LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Keskin sirke küpüne zarar04 Eylül 2019Cengiz Ömercengiz.omer8@gmail.com

“Türk ve İslam düşmanı Pire Mitropoliti Serafim’den Hz. Muhammed’e hakaret” başlıklı haberimiz ve gazetemizin başyazarı Feyzullah Hasankahya’nın fanatik sözde din adamı Sefarim’e cevap veren yazı serisinin, kamuoyu tarafından takdirle karşılandığını görmek bizleri sevindirdi. Okuyucularımızın “Toplum vicdanının sesi olduğunuz için Allah sizlerden razı olsun! Fanatikleri değil, fanatik zihniyeti hedef alarak toplumun haksızlıklar karşısında tavrını ve safını bir kez daha hatırlattığınız için teşekkür ederiz.” şeklindeki mesajları bizlere bu anlamda yol gösterici oluyor.

Demek ki, basın olarak toplumun saldırıya uğrayan değerlerine sahip çıkınca, hakkını-hukukunu savununca onun sesi oluyorsunuz.

“Batı Trakya Türklerinin Gazetesi” sloganıyla yayımlanan Millet, sadece ticari kaygılarla hareket eden popülist bir haber gazetesi değildir. Bu gazete her şeyden önce bir misyon gazetesidir. Bir misyon gazetesi olarak da öncelikli görevlerimizden biri, bağrından çıktığımız Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın doğru bir şekilde bilgilendirilmesi ve toplumsal konularda farkındalığının artırılmasında katkıda bulunmaktır. Bu doğrultuda Azınlık ve İnsan Hakları Mücadelesine ışık tutarak toplumumuzun her türlü hak ve hukukunu savunmak, değerlerinin yaşatılmasına katkıda bulunmak ve saldırılar karşısında bu değerleri savunmak temel görevimizdir.

Misyon gazetesi olmak, “birileri acaba ne der” kaygısı taşımadan “ne pahasına olursa olsun” haksızlıkları duyurmak ve hakkı savunmayı gerektirir. “Millet” olarak bizler de bu anlayışla Patrikhane’nin fanatik papazlarının saldırıları ve devletin baskıcı politikalarıyla mücadele eden Türk Azınlık toplumunun maruz kaldığı haksızlıları dünyaya duyurmaya çalışıyoruz.

Misyon gazetesi olmak, hedefler doğrultusunda “Kimden ve kime yapılırsa yapılsın, bedelini göze alarak haksızlıklara karşı olmak” demektir. Gazete olarak yayımlanmaya başladığımız günden beri bu misyonumuzdan sapmadan bedel ödeye ödeye bugünlere geldik.

Tabii bu meşakkatli yolu mazlum ve mücadeleci toplumumuzun desteği olmadan asla kat edemezdik. Aslında toplumumuzla el ele vererek bu yolda yürüdük ve yürüyoruz. Toplumumuzun desteği ve dayanışması devam ettikçe de, bedeli ne olursa olsun hak yolunda yürümeye devam edeceğiz. Buna inancımız tamdır.

Yıllardır yürüdüğümüz yolu yürünemez hale getirmek için türlü engellerle karşılaşıyoruz. Ancak şimdiye kadar pes etmediğimiz gibi bundan sonra da pes edecek değiliz. Millet gazetesinin sahiplerine ve yazarlarına yönelik açılan onlarca ceza ve tazminat davaları neticesinde azınlık tarihinde görülmemiş para ve hapis cezalarına çarptırıldık. Ömür boyunca çalışsak ödeyemeyeceğimiz yüz binlerce euroluk para cezalarının faizleri birikmeye devam ediyor. Bunları ara ara bizlere mahkeme tebliğleriyle hatırlatarak gözdağı vermeye çalışıyor ve nerede yaşadığımızı hatırlatıyorlar.

Azınlığımızı “Türk Azınlık”, gazetemizi “Batı Trakya Türklerinin Gazetesi”, Türk Azınlığı’nın ayrılmaz bir parçası ve omurgasını teşkil ettiği için bölücü devlet politikası gereği “Helen Pomakları” olarak nitelenen dağlık bölgesindeki azınlık mensuplarını “Pomak Türkleri” olarak nitelediğimiz için ve haksızları korkusuzca duyurduğumuz için Avrupa Birliği’nin bu köşesinde azınlık basınına yönelik az rastlanır türden sindirme yöntemleri ve baskılara maruz kalmaktayız.

Neye maruz kalırsak kalalım, bedeli ne olursa olsun, tarihi boyunca zulme rıza göstermemiş, haksızlıklara boyun eğmemiş mazlum ve mücadeleci bir toplumun devamı olan Azınlığın basını olarak asla hak yolundan ayrılmayacağız.

Patrikhane’ye bağlı Yunanistan Kilisesi’nin ırkçı ve saldırgan papazlarının, onların ipi ve gazıyla azan iktidar ve politikacıların son zamanlarda ayyuka çıkan hakaretleri, saldırgan ve tehditkâr tavırlarının sebebi bizim dik duruşumuzdur. Biz bunları takmayarak dik durdukça, milli ve manevi değerlerimize sahip çıktıkça onlar daha da kuduracaklardır.

Azılık olarak, bize dokunmayanlarla hiçbir sorunumuz olmadı, olmaz. Bizler barışçıl bir toplumuz. Azınlık olarak kaldığımız tarih boyunca bunu gösterdik. Tek derdimiz, bu memlekette değerlerimizle barış içerisinde herkesle kardeşçe yaşamaktır. Karşılığımız olan Türkiye’deki Rum Azınlığı’nın azınlık haklarına sahip olmak istiyoruz. Ne fazla ne eksik… Bunlar bizim Lozan Antlaşması ile kazanılmış haklarımızdır. Ama ne yazık ki, yukarıda zikrettiğim Türk ve İslam düşmanı zihniyet bunu hazmedemiyor. Doğal olarak da değerlerinden ve haklarından vazgeçmeyen Türk Azınlık iradesi karşısında kuduruyor. Ancak keskin sirke küpüne zarar…

İstedikleri kadar kudursunlar. Biz onlara boyun eğmedik, eğmeyeceğiz. Bunun için boşuna uğraşıp ülkemizi kin ve nefretle zehirleyeceklerine, sevgi ve hoşgörüyle barış ve huzura hizmet etmeliler. Bu şekilde ülkelerine daha çok yararlı olurlar. Özellikle Patrikhane’ye bu konuda çok iş düşüyor. Aslında Patrikhane istese Azınlık Sorunları veya Türk-Yunan Sorunu diye bir sorun kalmaz. Bu konuda ayrıca bir yazım olacaktır inşallah, ama bilinsin ki, bugün sorun varsa, Patrikhane’nin çözüm noktasında hiçbir samimi gayreti olmadığından veya çözüm istemediğindendir. Belki de en büyük sorun Patrikhane’nin gizli gündemidir. Belki de bütün sorunların kaynağı Patrikhane’dir.

Patrikhane çok güçlü bir kurumdur. Yunan anayasasına göre devletin ve bütün Yunan Ortodokslarının bağlı olduğu ilahi müessesedir. Bu sebeple “sözü” her yerde kanun gibidir ve ona rağmen milli ve dini öneme sahip bir iş yapılamaz. Bu noktada Çipras döneminde devlet-kilise ilişkilerinin yeniden belirlenmesi çalışmalarında neler yaşandığını hatırlayalım. Kilisenin devlet üzerindeki etkisini azaltmak isteyen hükümet, Patrikhane’nin hışmına uğramış ve çalışmalar dumura uğramıştı. Haberlere göre İstanbul Rum’u olan Çipras hükümetinin Eğitim Bakanı Kostas Gavroğlu, Patrikhane’den habersiz hareket ettiği için Patrik Bartholomeos tarafından fena halde azarlanmıştı. O dönemde şimdiki hükümetinin ağır toplarından Türk Azınlık düşmanı Rodop Milletvekili Evripidis Stilyanidis, sıkça Patrikhane’de ağırlanıyor ve Türkiye ile Batı Trakya Türk Azınlığı’nı hedef alan kitapları Bartholomeos tarafından büyük iltifatlara mazhar oluyordu. Bu şekilde Patriğin Çipras hükümetine tavır aldığı ve tercihini YDP’den yana koyduğu anlaşılıyordu. Daha sonra yapılan ilk seçimlerde Çipras hükümeti hezimete uğradı ve yerine Miçotakis hükümeti geldi. Bu hükümetin kilise-devlet ilişkilerinin yeniden yapılandırılması konusunda Patrikhane’ye rağmen adım atıp atmayacağını bekleyip göreceğiz.

Son söz: İnşallah en yakın zamanda ülkemizi ve coğrafyamızı zehirleyen fanatik zihniyetin kökü kurutulur ve gerek ülkemiz gerekse bölgemiz gerçek huzura kavuşur.
Yazarın Diğer YazılarıHer şeye rağmen Azınlık Eğitimi için direnişe devamHaksızlıklara karşı topyekûn mücadele15 Temmuz 2016 Destanı: Unutmuyoruz, unutturmuyoruz!Çipras, 'Batı Trakya Türk Azınlığı' demedikçe, ne dese boşturHitler kafası: Beğenmiyorsan defol git!Güncel HaberlerCIA Soğuk Savaş döneminde hayvanları gizli görevler için eğitmişAB adalet sisteminde ırkçılık olduğu kanıtlandıİngiltere, kaos senaryosu karşısında endişeli1 milyon sterlinlik altın klozet çalındıYunanistan'a kaçarken yakalanan 2 FETÖ'cü daha tutuklandı
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech