LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Birlik, beraberlik; bolluk ve bereketin simgesi: Aşure07 Eylül 2019

İslam inancına göre peygamberlerin hayatına dair birçok önemli hadisenin yaşandığı ve aşure aşının/tatlısının yapıldığı muharrem ayının onuncu gününe denk gelen "Aşure Günü" Türk ve İslam dünyasında idrak ediliyor.

Anavatan Türkiye'de olduğu gibi onun bakiyesi Balkanlar ve Türk-İslam kültürünün yaşatıldığı Batı Trakya'da aşure geleneği yaşatılıyor.

Muharrem ayında pişirilip ikram edildiğinde birlik, beraberlik, bolluk ve bereket yayan aşure, özellikle Balkanlar ve Batı Trakya’da 10 Muharrem ile başlayan aşure ay boyunca tencerelerde kaynamaya devam ediyor.

İnanca göre Hz. Nuh'un tufan sonrası karaya bastığında elinde kalan son malzemelerle yaptığı aşa da denilen, bolluk ve bereketin simgesi aşure, muharrem ayında gönülleri tatlandırmaya devam ediyor.

Peygamberler tarihi açısından önemli bir gün olup, Arapçada on anlamına gelen "aşara" kelimesinden türeyen Aşure Günü, hicri yılın ilk ayı muharremin onuncu gününe denk geliyor.

Hadis kaynaklarına göre, Hz. Nuh'un gemisinin tufandan kurtulması ve Hazreti Musa'nın Kızıldeniz'den geçerek İsrailoğulları'nı Firavun'dan kurtarması hadiseleri de bu günde gerçekleşti.

Ayrıca kültür tarihine ait birçok esere göre, Hz. Âdem’in işlediği günahtan sonra tövbesinin kabul edilmesi, Hz. İdris'in diri olarak göğe yükseltilmesi, Hz. İbrahim'in ateşte yanmaması, Hz. Yakup'un, oğlu Yusuf'a kavuşması, Hz. Eyyub'un hastalıklarının iyileşmesi, Hz. Yunus'un balığın karnından çıkması ve Hz. İsa'nın doğumu ve ölümden kurtarılarak göğe yükseltilmesi gibi hadiselerin de bugün yaşandığı kabul ediliyor.

Aynı zamanda Emevi Devleti'nin ikinci Halifesi Yezid bin Muaviye tarafından 10 Ekim 680'de Hz. Muhammed'in torunu Hz. Hüseyin ve 72 yakınının şehit düştüğü "Kerbela olayı" da bugün yaşandı.

Bu olayların muharrem ayının onuncu gününde yaşanması dolayısıyla dini gelenekte bugüne büyük önem atfediliyor. Müslümanlar bugünü özellikle nafile oruç tutarak ifa ediyor.

Hz. Nuh ve onun çağrısına uyarak gemiye binenlerin, aşure aşı tüketmeleri dolayısıyla Müslümanların aşure yaparak paylaşma geleneği bugün de yaşatılıyor.

Muharrem: Saygı gösterilmesi gereken dört aydan biri

İslam inancına göre muharrem saygı gösterilmesi gereken dört aydan biridir.

Muharrem, savaşın yasaklandığı ve ayrıca Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye hicret ettiği haram aylardan biridir.

İslami kaynaklardan elde edilen bilgilere göre muharremin onuncu günüyle ilgili iki ana anlayış bulunmaktadır ve peygamberlerin kurtuluşunu ifade eden bütün unsurlar bugün gerçekleşti.

Hz. Hüseyin ve 72 yakınının Kerbela'da bugün şehit edildiği için, bu, aynı zamanda Kerbela şehitleriyle beraber bütün şehadet tarihini anlamamız ve Kerbela'yı daha iyi kavramamız için ne tür bir gayret ortaya koymamız gerektiğini anlatan da bir gündür.

Aşure yapma ve dağıtma geleneği: Sembolik bir değer

Aşure aşı aslında mümin olmanın, peygamberlerin çağrısına kulak vererek kurtulmanın sembolik bir değeridir.

Toplumların, aynı ortamda yaşamasına rağmen farklı yaratılış, milliyet ve dini algılardadır. Bu bakımdan Aşurenin bize sembolik bir mesajı var. Nasıl ki aşurede farklı farklı nimetler kendi özelliklerini korumak suretiyle aşure kazanına ve aşureye ayrı bir tat katıyorsa, burada farklı farklı dini algılar, milliyetler, görüşler, düşünceler olsa da bu farklılıklar muhafaza edilir, ama topluma o aşure aşındaki kıvam ve tat verilmeli. Bu anlamıyla bir sembolik değeri görmek gerekiyor. Farklılıklar bir ayrıştırma vesilesi değil, bir zenginlik olarak görülmesinin de ötesinde, toplumu daha iyiye daha ileriye taşımak adına hayırda yarış vesilesi kılınmalıdır.

Muharrem ayında nafile oruç

İslam dininde muharrem ayına özgü bir orucun bulunmaktadır. Hz. Muhammed, Medine'ye hicret ettiğinde oradaki Yahudilerin Aşure Günü'nde oruç tuttuğunu gördü.

Yahudilerin Hz. Musa'nın Kızıldeniz'den geçerek Firavun'dan kurtulduğu için oruç tuttukları bilinmektedir.

Hazreti Peygamber de 'Biz Musa'ya sizden daha layığız' diyerek sırf o geleneğe benzememek adına sadece onuncu gününde değil, onuncu günün öncesinde veya sonrasında oruç tutulmasını tavsiye ediyor. Bu, ramazan orucu farz kılınmadan önceki bir uygulama. Ramazan orucu farz kılındıktan sonra ise bu serbest bırakılıyor. Dini metinler böyle ama bizim geleneğimiz 9,10 ve 11. günü oruçlu geçirmeyi sünnet veya nafile bir oruç olarak kabul etmiştir.

Bir de tasavvuf geleneğine mensup gruplar da 1-10 Muharrem arasında oruç tutma geleneğini sürdürmektedir. Bu da müstehap bir oruç olarak tutulur. Hatta Hazreti Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilmesiyle beraber özellikle iftar yapıldıktan sonra su içmeme, zevk veren şeylerden uzak kalma gibi tasavvuf erkanına ait birtakım hassasiyetler de vardır. Yine aynı şekilde Anadolu'da bu orucu 12 güne tamamlayarak tutan gruplar da var. Onun için muharrem ayı bir nevi nafile oruçlarla da bezenmiş, ibadet yönü olan bir zaman dilimini ifade etmektedir.

Diğer HaberlerCIA Soğuk Savaş döneminde hayvanları gizli görevler için eğitmişAB adalet sisteminde ırkçılık olduğu kanıtlandıİngiltere, kaos senaryosu karşısında endişeli1 milyon sterlinlik altın klozet çalındıYunanistan'a kaçarken yakalanan 2 FETÖ'cü daha tutuklandı
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech