LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
2040’ta Batı Trakya: Fikir, strateji ve siyaset18 Eylül 2019Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Selamlar değerli dostlarım. 2040’ta Batı Trakya’da olabilecekleri tahmin etmeye çalışırken, aslında o dönemde birbirimize soracağımız sorulardan en önemlisi; ‘’Nerede Yanlış Yaptık’’ olacak belki, ama biz yine de özeleştiriyi bir tarafa bırakıp suçlu aramaya devam edeceğiz. Kapısının önünü süpürmeyen komşunun, mahallenin pisliğinden şikayet etmesi gibi, sigara içen birinin sigaranın zararlarını anlatması gibi gülünç senaryolarla yine halkımızı ikna etmeye çalışacak belki siyasetçilerimiz... Keşkeler gündemde olacak, şimdilerde olduğu gibi, ama iş işten geçmiş olacak haliyle.

Bu bölümümüzde Dünyamin ile Bünyamin dedelerimizden daha baskın olarak Hüsmen Aga ortaya çıkacak ve Osman Aga’ma karyola dar gelir misali, 2019 ve 2020 de yaşayanların dünyasını dar edecek.

Hadi bakalım 2040 senemize hoş geldiniz...

Bizim dedeler hala parkta... Ne yapacak adamlar, iş güç yok bari biraz hava alsınlar, dedikodu yapsınlar... Tabii ya ondan güzel başka ne yapabiliyoruz ki? Bir şeyler üretmek mesela ya tarlada, ya da kafada güzel bir şey aslında, ama çoğumuz kafada kepekten başka bir şey üretemiyoruz son zamanlarda, çünkü her zaman daha önemli işlerimiz var. Mesela frapemiz bitmemiş, ya da ne bileyim ben, tuvalete gitmeyi geçiktirmişiz. Bunları çoğaltabiliriz de, neyse, fazla uzatmayalım ve dedelerimize geçelim. Dedikodu devam ederken...

İşte bu esnada bizim Hüsmen Aga geliverir, diğer dedelerin yanına...

-Marabayın bakam be ihtiyarlar, nasılsınız? Burada oturmaktan bir tarafınız tutulmadı mı? Kanınınız pıhtılaşacak.

Bünyamin: Yahu konuştuklarımız çok önemli, nerede yanlış yaptık, diye düşünürken vakit geçmiş anlamadık.

Hüsmen Aga: Geçer tabii, yaptığımız yanlışlar o kadar çok ki, sıraya koysak altımıza edeceğiz. Bakın size nerede yanlış yaptığımızı anlatayım.

Dünyamin: Hey be, Hüsmen abimiz tam zamanında yetişti, hızır gibi maşallah.

Hüsmen Aga: Akide ne demek bilir misiniz? Akide, inandığımız şeylerin tümü demektir, yani inandıklarına bağlılık, ya da başka bir deyişle, imzasız sözleşme. Sözün söz olduğu, iki yüzlülerin barınamadığı bir ilkedir ‘’Akide’’.  Fikir ve siyaset ise bunun devamında gelen diğer unsurlar. İnsan olmanın şartlarını bilen herkes için geçerli bir unsurdur bu. Burada esas alınan bağlılık, inanç ve sözünde durmaktır. Bunlar olmadan fikrin ve siyasetin önemi de yoktur belki ama, geçtiğimiz yıllarda  fikri olan da çoktu, siyaset yapan da. Birbirlerine ne kadar bağlıydılar veya ne kadar birlikte çalışabildiler siz de gördünüz. Zaten yanlış da burada başladı. Şimdi  sorulması gereken asıl soru şu: Bugüne kadar bizlere sunulan örneklerden ne kadar faydalandık ve kendimizi o zamanlar geleceğe hangi şartlar altında hazırladık, ya da yeni nesillere hangi dünyayı nasıl sunmayı düşündük? Tablanın içinde mi, fincanın içinde mi? Tahta kaşıklarla mı altın kaşıklarla mı?

Bünyamin: Sunmaya çalıştık evet haklısın, ama bu işler birey işi değildi, toplum olarak aynı fikirde hareket etmemiz gerekiyordu galiba.

Hüsmen Aga: Evet, bakıyorum da, fasulyenin faydalarını anlamaya başladınız. Evet, işte tam burada sohbetimize ister istemez  yine o dönemki önderlerimiz geliyor. Başta tabii ki milletvekillerimiz, ardından da kanaat önderlerimiz. Burada sorulacak olan soru şu:

Bu insanların birbirine güveni var mıydı ve birlikte ne kadar çalışabildiler? Yoksa sadece mecburiyetten veya ihtiyaçtan dolayı mı birlikte oldular? Benim gördüğüm şu, biz gençlere güzel imkanlar sunduğumuzu zannettik, ama öyle olsaydı çoğu üniversiteden sonra geri dönerdi, ya da ne bileyim ben bu azınlık için bir şeyler yapmak isterdi. Şimdi Yunanistan’ın politikası böyleydi, bizim suçumuz neydi, diyeceksiniz belki. Ama unutmayın birliği bozmalarına biz izin verdik, aramıza girmelerine ve içimizden insanları yalan bir gelecek uğruna kandırmalarına biz göz yumduk. Değerlerimizie bağlı kalamadık ve mesele sarı öküz hikayesine dönüşüverdi, çünkü herkes kendi poposunu kurtarmaya çalışıyordu. Çalışıyordu, çünkü öndekiler gibi onların başlarını koyacak bir çalıları bile yoktu . Güzel şeyler sunamadığımızı kabul etmesek bile, daha iyisini yapabilmek için de gayret göstermedik.

Temel mi sağlam değil, yoksa temel mi atılmak istenmedi o zamanlarda bilmiyorum, ama temellerin sağlam olmaması için uğraşan ve 20 sene sonraya dönük siyaset yapan bir devletin neler yapmak istediğini görememek büyük bir körlüktür. Akide temelinin sağlam atılmış olmamasının cezasını şimdi ödüyoruz, ama gelecekte daha ağır bir şekilde ödeyeceğiz.

Omurganın sağlamlığı, birbirimize güvenden, birbirimize hoşgörüden geçer, hedef yolunda bağlılık ve güven çok önemlidir çünkü. Boş yere fikir sahibi olmakla teoride bir çok şey gerçekleştirsek de, bunları pratiğe geçirmenin çoğu zaman bedeli ağırdır ve genelde bunların sadece  sözde kaldığını da hep görmüşüzdür.

Bünyamin: Tamam da arkadaş unutma ki, bir de ekonomik kriz geçirdik, o dönemde bir çok gencimiz yurtdışına gitti, parasızlık bizi karıştırdı.

Hüsmen Aga: Bu zorlu kriz sadece ekonomik değildi, ama maalesef bu ekonominin de verdiği zorluklarla, bizleri daha kolay dize getirmenin yollarını ararken denemeler yapıyorlardı ve bir çok insanımızı bu şekilde bize karşı kullandılar. Çünkü ekonomisi zorda olan bir toplumun, zorluklar karşısında eğilmesi ve düşmanla dostu karıştırması, normal  kişilere karşı daha kolaydı. Medet ummak ve beklediğini bulamamak, hayallerini yıkar insanın, doğruyu yanlışı karıştırmaya başlar ki, bu durum da farklı fikirler üretmesine ve farklı siyaset yapmasına sebep olur. Yaptığı siyaset belki de inandığı değildir ama, insan bu durumda artık kendi yalanlarına inanarak kendi beynini kendisi yıkamaya başlar farkında olmadan. Kötü tarafı ise, bu yalanlarına inandığından dolayı herkese de bunların doğru olduğunu ispat etmeye çalışır. Ta ki, o keşkeler başrolde oynamaya başlayıncaya dek. İş işten geçtiği zaman yani. Keşke olmasaydı, keşke yapmasaydım diyenler çoğunlukta olunca, geriye sadece siyaset kalmış oluyor. Ki, onu da bırakın siyasetçilerimiz yapsın. Bugüne kadar yaptılar da şimdi artık bir milletvekili çıkaramama durumuna geldiğimiz için aday olanlar da akıllandı. Oy toplamak için malzeme kalmadı çünkü…

Hadi bu kadar yeter, altıma etmeden eve gideyim, başka gün yine devam ederiz. Hadi şimdilik hoşça kalın…

Peki bu diyalogtaki anafikir neydi sizce?

Kafalardaki kriz boy göstermeden kafayı toparlayalım; kafada kepek üretmekten başka, ara sıra fikirler de üretelim, kendi stratejimizi bu hale gelmemek için kendimiz belirleyelim. Üretelim ki, bizden sonrakiler bize hayır dua etsin. Onlar en azından kendi ayakları üzerinde durabilsinler. Kendi kendilerine yetebilsinler. Bu doğrultuda adımlar atılmadığı sürece, hala hepimiz nefsimizin kurbanıyız demektir... Tabii başta olup da bu halka örnek olamayanlar. Çünkü bu problemleri uzun vadeye yaydığımızda zararlı çıkanlar kötülük yapmaya çalışıp da cebini dolduranlar olacaktır. Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner, misali 2040’ta balta sapını arar duruma düşmemek için hesabımızı iyi yapmak zorundayız.

Bu haftalık bu kadar ve devamını bekleyin, diyerek vedalaşalım.

Görüşünceye dek hoşça kalın, dostça kalın…

Yazarın Diğer YazılarıDuyarsızlaşma eşittir yalamalık...Dönme DolapGizli yeteneklerHariçten gazel okumakBatı Trakya 2040: İlişkilerGüncel HaberlerBatı Trakya Türklerine yapılan haksızlıklar AGİT bünyesindeki konferansta bir kez daha anlatıldıYunanistan'da 17 Kasım Direnişi'nin yıl dönümü anma etkinlikleri başladıSuların yükseldiği Venedik'te zarar yaklaşık 1 milyar euroBab'da PKK/YPG'den bombalı terör saldırısı: 18 ölüBatı Trakya Türklerine bir tuzak daha mı?
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech