LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Vardiyalı eğitim veya eğitimde sınıf eşitsizliği18 Eylül 2019Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Herkesin erişebilmesiyle meşhur olduğu modern eğitim anlayışında bir önemli husus da fırsat eşitliğidir. Herkes eğitime bir şekilde erişebiliyor, ama hangi eğitime, nasıl erişiyor? Azınlık eğitimini ele aldığımızda her çocuk bir şekilde hakkı olan azınlık ilkokuluna başlayıp bitirebiliyor. Sonrasında ise işler biraz karışık.

Ortaokula geçmek üzere önünde bir sürü seçenek bulunmakla birlikte azınlık insanının istediği seçeneklerden herhangi birini değerlendirmesine lafımız yoktur. Fakat, yine bir azınlık okulunda devam etmek isteyenler için sıkıntılar başlamaktadır. Hele ki, İskeçe Muzaffer Salihoğlu Azınlık Lisesi’nde devam edecekse. Çünkü İskeçe Azınlık Lisesi’ndeki şartlar eğitimde fırsat eşitliğini sağlamıyor. Birkaç sene önce uygulamaya sokulan, bu sene ise tekrarlanacak olan vardiyalı eğitim sistemini de göz önünde bulunduracak olursak, eğitimde fırsat eşitsizliğinden önce eğitimde sınıf eşitsizliğinin ortaya çıktığını görmek gerekir.

Vardiyalı eğitim uygulamasına ilk bakıldığı zaman, şehir merkezinde ikamet eden öğrencilerin okula öğleden sonra gidecek olması, bu yüzden de diğer dershanelerde olan programın düzensiz hale gelmesi ve ayrıca öğretmenlerin ders yükünün artması gibi sorunlar göze çarpmaktadır. Oysa ki, bu sorunlar gerçek sorunların yanında dekor, pastada çilek gibi bir şey.

Öncelikle vardiyalı eğitimde sadece sabah-akşam ayrımının yapılmadığını görmek gerekir. Vardiyalı eğitimde merkez-taşra ayrımı yapılmaktadır. Yani merkezden uzakta oturan öğrenciler, öğrenci fazlalığı bahanesiyle okula sabah gelecek, merkezde oturanlar ise okula ulaşım yürüme mesafesinde olduğu için akşam gelecek. Bu sistem tamamen iki grubun ayrıştırılması anlamına geliyor. İki grup, yani iki sınıf...

Neden mi sınıftan bahsediyorum? Daha önceki yazılarımda, özellikle de “Okulda kimler başarılı olur?” başlıklı yazımda şehirde yaşamanın, en azından köydeki liseler yerine şehirdeki liseleri tercih etmenin eğitime büyük katkısı olacağından bahsetmiştim. Ben de köyde doğup büyümüş biri olarak köylüleri aşağılamak gibi bir niyetim yok, ancak diyebilirim ki, köy insanının kitlesel anlamda (bireysel gelişimi kastetmiyorum) gelişmesi bir yere kadar mümkün. Köy insanının bilgiye erişmesi bir yere kadar mümkündür, bakmayın herkesin elinde akıllı telefon olduğuna. Akıllı telefon size bilgi değil enformasyon sunar. Sanat ve kültüre erişimi de yoktur köylünün, gerçi bizim şehirlilerimizin de sanat ve kültüre erişime isteği olmasa da, bu alanda kapıları açıktır. Köylü gibi 30-40 km yol gitmeleri gerekmemektedir.

Velhasıl, şehirli insan okul dilini gündelik yaşamda kullanmaktadır, köylü insan ise okula ilk gittiğinde önce okul dilini öğrenmesi gerekir. Bu iddiamı test etmek isteyenler, özellikle de öğretmenler ortaokul birinci sınıftaki öğrencilerin hangilerinin daha kaliteli olduğunu gözlemlesin. Derslere katılım, kitap okuma oranı, dili kullanım biçimi... Bunların hepsinde şehirli öğrenci köylü öğrenciye karşı 1-0 öndedir.

O halde vardiyalı eğitim ne demek? Vardiyalı eğitim, köylü çocuğun durumunun aynı şekilde devam etmesi demek, bir arpa boyu yol katedememesi demek. Nüfusumuzun yüzde 70’inin kırda bulunduğunu da göz önünde bulundurduğumuzda, sadece öğrencilerimizin değil toplumumuzun tamamının arpa boyu yol alamaması demektir.

Ancak yine de buna karşılık, bu sefer de şehirli çocuğun köylü çocuğun yanında gelişememesi tartışması doğabilir. Öncelikle belirtmeliyiz ki, okunan okul belli bir kapasiteye sahip olmakla birlikte, öğrencilerin tamamının üstün başarılı olması durumunda bile okul bir yere kadar eğitim verebilecektir. Bu konuda okulun seviyesinin düşük olduğunu söylemeye çalışmıyorum. Tam tersinden baktığımızda ise köylü öğrenci, diğer köylü öğrencilerle birlikte olduğunda okul var olan kapasitesini de kullanamayacaktır. O yüzden özel öğrencilerin eğitilmesi amacını güden seçkinci bir eğitim modelinin bizim okullarımızda şu an itibariyle mümkün olmadığını söylemeliyim.

Hülasa, city (şehir) Batı’da civilization’u, medine (şehir) ise İslam’da medeniyet’i kurmuştur. Medeniyet dediğimiz olguya şehrin katkısını da tarih boyunca çeşitli ilim adamlarının önemsediğini görüyoruz. O halde bilmeliyiz ki, okumaya giden öğrenci medeniyete katkı yapmaya, dahası şehirli olmaya gitmektedir. Bunun farkında olmadan okuyanlar ise gerçek anlamda şehirli olamamış olanlardır.

 

 

Yazarın Diğer YazılarıKültür değişmesine karşı bayram temizliğiBir “istisna hali” olarak pandemide azınlık olmakMüzik Üzerinden Ulus Devlet Eleştirisi: “İtalyan Hissetmiyorum”Salgın sonrası bizi bekleyen etik anlayışıKarantina günlükleri ve birkaç notGüncel HaberlerLouisville'de polisin öldürdüğü siyahi kadın için düzenlenen gösteride ateş açıldıMinneapolis'teki olayları haberleştiren CNN ekibi, canlı yayında gözaltına alındıYunan yat acenteleri Türkiye ile deniz yolunun açılmasını istiyor"Yunan devleti önce kendi 'barbarlığından' kurtulmalıdır"Yunanistan'daki mülteciler evsiz kalma riskiyle karşı karşıya
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech