LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Batı Trakya’da Azınlık Sorunları çözülür mü?25 Eylül 2019Feyzullah Hasankâhya

Batı Trakya’daki azınlık sorunlarını analiz ederken, meseleyi dar bir açıdan bölgesel ve basit bir sorun olarak görmemek lâzımdır. Olabildiğince geniş açıdan ve uluslar arası gelişmelere paralel olarak değerlendirmek gerekiyor. En başta yönetimin Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığına karşı baskı ve hak ihlâllerini artırmasının sebepleri ve sonuçları üzerinde durmak gerekiyor. Ayrıca Türk-Yunan ilişkilerindeki gerginlikler, Türk-Amerikan ilişkileri, Yunanistan-Amerikan-İsrail ilişkilerindeki gelişmelerin de Türk azınlığının sorularını büyük ölçüde etkilediğini görmek gerekiyor.

Yunanistan’da, özellikle son birkaç yılda Batı Trakya Müslüman Türklerinin azınlık haklarındaki gasp ve ihlâllerde büyük artış gözlenmektedir. Her gün ayrı bir azınlık sorunuyla karşı karşıya kalıyoruz. Azınlık haklarımız sürekli ihlâl ediliyor, başta Türk kimliğinin inkârı, eğitim ve müftülük sorunlarındaki hak ihlâlleriyle Yunanistan, bütün uluslar arası insan hakları antlaşmalarını, din ve vicdan özgürlüklerini ayaklar altına almaktadır.

Her sene olduğu gibi, 2019-2020 Eğitim öğretim yılının başlamasıyla, Türk okullarındaki kronikleşmiş eğitim yaraları bir kez daha acımasız bir şekilde deşildi ve kanatıldı. Okul binaları, sınıf yetersizlikleri, müfredat programlarındaki Türkçe derslerinin azaltılması, okul araç-gereç eksikliği ve kasıtlı bir şekilde üretilen diğer eğitim sorunları, azınlıkta büyük huzursuzluklara ve tartışmalara sebep olmaktadır.

Batı Trakya’da azınlık sorunlarının sebepleri ve felsefî altyapısı

Batı Trakya’da azınlık sorunları sadece son yılların sorunları değil, tarihî süreç içerisinde devam ede gelen kronikleşmiş problem ve sıkıntılardır. Azınlık sorunlarının pek çok haksız sebebi vardır. Ancak biz burada en çarpıcı olan sebepler üzerinde durmaya çalışacağız.

Yunanistan’ın samimiyetsizliği ve iyi niyet yoksunluğu, Azınlık sorunlarının kronikleşmesinin ana sebeplerinden biri, Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerine karşı takındığı tavırdır. Her türlü samimiyetten, ciddiyetten ve iyi niyetten uzak, aşağılayıcı, şeytanlaştırıcı ve düşmanlaştırıcı bir tavır takınmaktadır. Böyle dalga geçer gibi, saygısız ve ahlâksız bir yaklaşımla herhangi bir probleme çözüm bulmak söz konusu olamaz, aksine sadece ek problemler üretilir.

Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerini yanlış tanımlaması, Azınlık sorunlarının artmasının temel sebebi; Yunanistan’ın, Batı Trakya Müslüman Türkleri kendilerini tanımladıkları gibi Müslüman ve Türk olarak kabul etmemesi ve saygı duymamasıdır. Bu tanımlamayı Patrikhanenin dinî anlayışına ve Yunanistan’ın millî “Megali İdea” anlayışına aykırı buluyorlar. Bunun için Yunanistan, Batı Trakya Türklerini, Helenlerin dinî ve millî çıkarlarına uygun garip bir tanımlama biçimleri vardır. Yunanistan, Batı Trakya Türklerinin millî, kültürel ve tarihi kimliğini inkâr etmektedir. B.Trakya Türklerinin Türk kültürü, Türk tarihi ve Türklük köklerini inkâr ediyor. Anadolu Türkleriyle hiçbir tarihî ve akrabalık bağları olmadığını iddia ediyor.

Yunanistan’ın bu küstah tanımına göre: Batı Trakya Türklerinin aslı Helen’dir. Türkler tarafından zorla Müslümanlaştırılmış Helenlerdir. Dolayısıyla Batı Trakya’da yaşayan “Helen Müslümanlar” tekrar asıllarına yani Helenizm’e döndürülmeleri gerekiyor. Bu kutsal görev, Yunanistan’ın millî ve dinî bir görevidir. Bunun için Türkiye’nin hiçbir şekilde azınlık meselelerine karışmaya hakkı yoktur. Batı Trakya’daki azınlık sorunu Yunanistan’ın iç meselesidir. Türkiye Yunanistan’ın iç işlerine karışamaz. Bu, tipik bir Yunanistan demokrasi ve insan hakları anlayışıdır. Yani sizin kendinizi nasıl tanımladığınız ve ne dediğinizin hiçbir önemi yoktur. Önemli olan Yunanistan’ın ne dediği ve sizi nasıl tanımladığıdır. Sadece Yunanlıların dediği doğru kabul edilmelidir.

Batı Trakya Türklerini potansiyel tehlike olarak lanse eden düşman algısı ve Azınlık sorunlarının en temel sebeplerden biri de; Yunanistan’ın, B.Trakya Türklerini azınlık tarihi boyunca potansiyel bir tehlike ve düşman olarak algılamasıdır. Bu düşmanlık ve tehlike algısı sıradan, basit, değişebilecek ve tedavi edilebilecek bir sorun değildir. Bu algının mukaddes, dinî ve felsefî boyutu vardır. İstanbul Rum Patrikhanesi merkezli Yunanistan’ın Ehl-i sünnet İslâm’ı ve Türk düşmanlığı ta Bizans döneminden beri devam eden, Selçuklu-Osmanlı ve Türk düşmanlığına dayanmaktadır. Bu çarpık inanç ve sapkın felsefe, nesilden nesle tevarüs etmiş, değişmesi ve tedavi edilmesi imkânsız bir inanç ve felsefî boyuta dönüşmüştür. Hal böyle olunca Patrikhanenin ve Yunanlıların B.Trakya Türklerini şeytanlaştırmaları ve düşmanlaştırmaları dinî, millî ve felsefî mukaddes bir boyut kazanmış oluyor.

Batı Trakya Türklerinin haklı taleplerinin Türkiye’nin dayatmaları olarak algılanması, Azınlık sorunlarının çözülememesinin bir diğer sebebidir. Batı Trakya Türklerinin Yunan devleti tarafından haksız bir şekilde gasp edilen haklarını talep etmeleri ve korumaya çalışmaları, sanki Türk azınlığın haklı talepleri değil, Türkiye Cumhuriyetinin haksız dayatmaları ve müdahaleleri olarak servis edilmektedir. Böyle vicdansız bir yaklaşım, sorunlara çözüm değil, sürekli yeni problemlerin üretilmesine sebep olmaktadır.

Batı Trakya Türklerine böyle çirkin bir zihniyetle yaklaşan kişilerle konuşmak, anlaşmak mümkün değildir. Göstermelik bazı kandırmaca anlaşmalar yapılsa bile, yönetimin bu anlaşmalara uymasını beklemek beyhudedir. Tecrübe ve bugüne kadar bütün gelişmeler bizi böyle düşünmeye sevk etmektedir.

Batı Trakya Müslüman Türkleri, dünyanın en azılı ve kadim İslâm-Türk düşmanı bir zihniyetle yıllardan beri mücadele ediyor. Kendisini düşman belleyeni çok iyi tanıyor. Nerede hangi tuzakları kuracağını iyi biliyor. Onun için bugüne kadar akla hayale gelmez bütün Bizans oyunlarını bozdu ve bozmaya devam edecektir. Her türlü olumsuz şartlara rağmen bugüne kadar direndi ve dimdik ayakta kalabildi. Bundan sonra da her türlü haksızlık ve zulümlere karşı, hukuk çerçevesinde onurlu bir şekilde mücadelesine daha güçlü, daha canlı, daha örgütlü ve daha profesyonel bir şekilde devam edecektir.

Batı Trakya Müslüman Türkleri, azınlık sorunlarıyla mücadele hususunda, kışkırtma, tahrik ve taşkınlıklardan uzak çok samimi ve başarılı örnekler sergilemiştir. Geçen sene İskeçe’de kitap sorunuyla ilgili başarılı ve etkili bir protesto yapıldı. Gümülcine medresesinde Türkçe derslerinin azaltılmasıyla ilgili etkili ve ses getiren protestolar yapıldı. Bu eğitim yılının başında Gümülcine medresesine açılış töreni düzenlemek için, Yunan devletinin dayattığı kukla müftüye karşı yapılan direniş çok etkili oldu ve büyük ses getirdi. (23 Eylül Pazartesi) günü İskeçe’de Azınlık Ortaokulu ve Lisesinde yaşanan yetersiz bina ve derslik nedeniyle yapılan geniş katılımlı kaliteli ve çok ses getiren protesto yürüyüşü, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı’nın dimdik ayakta olduğunu ve her an her türlü mücadeleye hazır olduğunu ispat etmiştir.

Tuzaklar ve oyunlar ne kadar büyük olursa olsun, asla imkânsızlık yoktur. İman varsa imkân da vardır. İnançlıyız, azimliyiz, sabırlıyız, pes etmiyoruz, ümitsizliğe kapılmıyoruz, er veya geç zulüm sona erecek, zalimler hüsrana uğrayacaklardır. Zafer inananların ve sabredenlerindir.

 

 

Yazarın Diğer Yazılarıİslâmolog Dudos, müteveffa tayinli müftüyü “Agios” mertebesine layık gördü – 2İslâmolog G. Dudos, müteveffa tayinli müftüyü “Agios” mertebesine layık gördü - 1Yunan yönetiminin müftüleri hangi dine göre fetva veriyor?Patrikhane ve Yunanistan, Barış Pınarı Harekâtının neresinde? - IIPatrikhane ve Yunanistan Barış Pınarı Harekâtı'nın neresinde? (I)Güncel HaberlerIrkçı terör Almanya'da çok can aldıTrabzon'daki Kızlar Manastırı restore edilerek kültürel hayata kazandırıldıAlmanya'da terör estiren ırkçı yapılarAlmanya'daki ırkçı terör saldırısında oğlunu kaybeden baba: Selamlaştık 2 dakika sonra öldürdülerAlmanya'nın Hanau kentinde ırkçılık ve teröre karşı yürüyüş düzenlenecek
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech