LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Türkiye'deki Rum Azınlık Okullarında Helenizm yeniden doğuyor02 Ekim 2019

Yunanistan'ın ana akım medya organlarından Ethnos gazetesi, Türkiye'de Gayrimüslim (Rum) Azınlığın yaşadığı Gökçeada'daki (İmvros) Rum Azınlık Okullarında Helenizm’in yeniden doğduğunu yazdı. 

Türkiye’de, Gökçeada-Bozcaada ve İstanbul'daki Gayrimüslim (Rum) Azınlığına Lozan Antlaşması ile kazandığı bütün hakları ile birlikte ilave haklar verilmektedir. Türkiye’nin sağladığı esneklikle adadaki Azınlık imtiyazlı bir konuma sahip olmuştur. Bunun bir sonucu olarak aslında 50’li yıllarda Yunanistan’a göç etmesiyle Gayrimüslimlerden boşalan ada, 2000’li yıllardan itibaren sağlanan kolaylık ve tanınan ayrıcalıklarla Yunanistan desteği ve Patrikhane sayesinde yeniden Helenleşmeye başladı.

Özellikle İstanbul’daki Fener Rum Patriği Bartholomeos’un sistemli çalışmalarından sonra, gerek adada ve gerekse Türkiye çapında Bizans kalıntıları tespit edilerek ihyasına başlanmış ve kilise kalıntılarına dahi dini temsilci atanarak kültürel etkinlikler ve turizm ile Helen ruhu yeniden canlandırılmıştır.

Yunan medyasına göre Türkiye’de Helenizmin yeniden canlandığının bir göstergesi de Bartholomeos’un doğum yeri olan Gökçeda’daki Agion Theodoron İlkokulunun yeniden açılmasıdır. 50 yıl önce kapanan okul, 2013’te Türkiye’nin de desteğiyle yeniden faaliyete başlamıştır. Tüm derecelerde okul ihtiyacının karşılandığı adada yeni ve donanımlı anaokul, ilkokul, ortaokul ve lise binalarının mevcudiyeti, buralarda 53 Gayrimüslim Rum çocuğun devam etmesi, adadaki Helenizmin yeniden doğuşunun bir işareti olarak değerlendiriliyor.

Ethnos’un haberine göre bir zamanlar bitme noktasına gelen ada nüfusunun özel çalışmalarla bugün 600’u bulduğu belirtiliyor. Burada yıllarca sistemli bir şekilde çalışan Patrik Bartholomeos’un Helenizme nasıl hizmet ettiği anlaşılmakta ve Yunanistan başta olmak üzere dünyadaki bütün Helenler tarafından takdirle karşılanmaktadır.

AZINLIKLARA TANINAN HAKLAR AYNI, AMA ÜLKELERİN YAKLAŞIMI FARKLI

Lozan’daki karşılıklılık ilkesi gereği Batı Trakya Türk Toplumu da aynı haklara sahipken, Yunanistan hükümetleri, bırakın Türk Azınlığı eğitim haklarından yararlandırmak, kimliğini inkar ederek Yunan(ruhlu) Müslüman Azınlık olarak nitelemekte ve bu yapay kimliği dayatmaktadır.

Yunanistan’ın Türk kimliğini inkar politikası gereği, Türkçe ve Türkçe Eğitim de sistematik olarak yok edilmektedir. Bu sebepten dolayı Batı Trakya'da her geçen gün kapanan Türk okullarının sayısı artmaktadır. Bu noktada Yunan basını ve devletinin paradoksal yaklaşımı manidardır. Yunanistan Türkiye’de Gayrimüslim Azınlığı soydaş olarak nitelemekte ve onlara ait eğitim ve diğer azınlık haklarına sahip çıkmakta, maddi ve manevi olarak desteklemekte ve bunu Lozan Antlaşmasına dayandırmaktadır. Fakat Yunanistan bunun yanında aynı haklara sahip Batı Trakya Türk Toplumuna farklı ve haksız bir yaklaşımla zulmetmektedir. Yunan basını da buna çanak tutmakta ve onaylamaktadır.

TÜRKİYE'DE İLAVE HAKLAR, YUNANİSTAN'DA ÇİFTE STANDARTLAR 

Türkiye’de, Rumlara öğrenci azlığına rağmen yeni okullar yapma hakkı ve hatta ilave haklar tanınırken, Batı Trakya’da Türk Okulları sıradan bahanelerle kapatılmakta ve talep edildiğinde yeni okul binaları yapılmamaktadır. Üstelik bunlar yapılırken bu zulme dur diyen bir Patrik, Rum Azınlık üyesi veya Rum ve Yunan medya organı çıkmamıştır.

Türkiye'de İstanbul Gayrimüslim Azınlığın kendisini Türk olarak tanımlama hakkına kimse bir şey demezken, Batı Trakya'da Müslüman Azınlığın kendisini Türk olarak tanımlaması suçtur. Cezası vardır ve ağır bedel ödetilmektedir. Türkçe yayın yapan Türk Azınlık basını, Türk kimliği başta olmak üzere Azınlığa yapılan haksızlıkları cesur bir dille eleştirdiği için Yunanistan adaleti tarafından cezalandırılmaktadır. Türkiye’de ise Rum basını, mevzuata aykırı olmasına rağmen Basın İlan Kurumu tarafından desteklenmektedir. Kapatılmak üzere olan Rum Azınlık gazetelerinin yayın hayatına devam etmesi için de çok sayıda Türk vatandaşı abone olarak örnek bir dayanışma örneği sergilemişlerdir.

Batı Trakya'da Türkler müftülerini seçemezken, Türkiye'de Gökçeadalı Patrik yüzyıllar önce Rumların yaşadığı bölgelerdeki kilise kalıntılarına dahi Mitropolit atamaya devam ediyor. Her ne hikmetse mevzuata göre Fatih Kaymakamlığına bağlı dini bir kuruluş olan Fener Rum Patrikhanesinin ulusal ve uluslararası Helenizm faaliyetleri Türkiye’de gündeme dahi getirilmezken, bunları normal karşılayan Yunanistan yönetimi ve basını, Batı Trakya’da Türk Azınlığını Türk olarak nitelendiren ve yardım etmek isteyen Türk siyasilere her fırsatta veryansın ediyorlar.

YUNANİSTAN'DA YAŞAYAN HERKES YUNAN OLMAK ZORUNDADIR

Yunanistan'da, Türkiye’nin Batı Trakya hassasiyeti Yunanistan'ın egemenlik haklarının ihlali olarak değerlendirilirken, Batı Trakya Türklerinin kimlik ve Anavatan Türkiye hassasiyeti de vatan hainliği olarak değerlendirilmektedir. Bu konuda tavizsiz duruş sergileyen basın mensupları, siyasiler ve din adamları hedef haline getirilerek "Burası Yunanistan, Yunanistan'da yaşayan herkes Yunan'dır. Müslüman Azınlık da Yunan Müslüman Azınlık'tır. Kendisini Türk olarak tanımlayanlar ülkeyi terk edip Türkiye'ye gitsin." propagandasına maruz kalmaktadırlar. Yunan kamuoyu da medyanın buna alet olmasıyla fanatize edilmekte ve Türk İslam düşmanı bir aşırılık çizgisine çekilmektedir.  

Yunanistan'daki Türk Azınlık karşıtı anlayışa göre, bir ülkede yaşayan herkes soydaş veya ruhdaş olmak zorundaysa, o zaman bu zihniyete göre Türkiye'de yaşayan Rum Patriği, Mitropolitler ve Rum Azınlık mensupları da Türk olmak zorundadır. Ancak kendilerine bu husus hatırlatıldığında aşırı tepki göstererek itiraz etmektedirler. Bu kez bölgede yaşayan Müslümanların Türk olmadığını, Osmanlı Türkleri tarafından kılıç zoruyla Müslümanlaştırılmış ve Türk bilinci kazandırılmış eski Bizanslılar olduğunu iddia etmektedirler. 

Görüldüğü gibi, Yunanistan'da devlet politikasına yön veren gözü kararmış elit bir kesimin aşırı sağcı politikaları ile Türk Azınlık hedef haline getirilerek türlü baskılara maruz kalırken, Türkiye'de Lozan Antlaşması'nın da üstünde ekstra haklarla Rum Azınlık el üstünde tutuluyor. İstanbul ve Gökçeada'da her türlü Rum Azınlık Okulunun açılmasına izin verildiği gibi Türkiye'den göç etmeyen, hatta yaşamları boyunca Türkiye topraklarından dahi geçmemiş kişiler Yunanistan ve Patrikhane tarafından Gökçeada'ya yerleştirilerek, evlilik ya da başka yollar ile işgal altındaki unutulmayan vatan olarak isimlendirdikleri Anadolu'da Helenizm yeniden canlandırılmaktadır. 

Böyle bir uygulamanın Yunanistan'da hayata geçirilmesi değil, düşünülmesi dahi mümkün değildir. Medya ve sağdan sola tüm siyasi yelpaze tek ağızdan koro halinde Batı Takya'daki Türk Azınlığın hak mücadelesine ve garantörü Türkiye'nin haklı ilgisine yönelik barışa hizmet etmeyen aşırı tepkileri bunun en büyük göstergesidir.  

Türkiye, Yunanistan'da Batı Trakya Türklerine yapılan haksızlıklara ve Yunanistan'ın her şey normalmiş gibi davranmasına  rağmen Rum Azınlığına en güzel şekilde muamele etmeye devam ediyor. Bu birileri tarafından eleştirilse de, Türkiye, adalet konusunda kötü örnek olan Yunanistan'a ısrarla iyi örnek olmayı sürdürüyor. Belli ki, Türkiye haksızlıklarda değil, hayırda yarışmayı tercih etmektedir. 

Sonuç olarak, insanlığı kurtaracak olan hayırda, yani iyilik ve güzellikte, barış ve sevgide yarışmaktır. 

 

Diğer HaberlerRodop Engelliler Derneği’nden Yassıköy Belediyesi'ne ziyaret'ABD'li politikacıların YPG-Kürt ayrımı yapmamalarını anlamak zor'Gümülcine Belediyesi ana muhalefeti vergi zammına hayır diyorAlmanya'da camiye ırkçı terör saldırısıKüresel ısınma El Nino'ları güçlendiriyor
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech