LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Dünden bugüne sinemanın yolculuğu08 Ekim 2019

İlk filmin 1895'te, ilk renkli filmin 1902'de yapıldığı, bugüne kadar büyük gelişmelere sahne olan dünya sinemasının 120 yılı aşkın tarihinde, ilk sesli film olan "The Jazz Singer"ın üzerinden 92 yıl geçti.

Tarihte sessiz sinema döneminden sesli sinemaya geçişin kilometre taşı olarak gösterilen "The Jazz Singer (Caz Şarkıcısı)" adlı filmin ilk gösteriminden bu yana 92 yıl geçti.

New York'ta 6 Ekim 1927'de izleyiciyle buluşan, ilk kez görüntülerin ve seslerin beraber kaydolduğu, aynı zamanda ilk uzun metraj film olma özelliği taşıyan yapımın yönetmenliğini Alan Crosland üstlendi. ABD yapımı filmin başrollerinde ise Warner Oland, Al Jolson ve May McAvoy yer aldı.

İlk filmin çekildiği 1895'ten, gerçek sinemanın doğum yılı olarak gösterilen ve yapımcılığını Warner Bros'un gerçekleştirdiği "The Jazz Singer" filmine kadar bütün filmler diyalogsuz olarak çekilmişti. "Sessiz Sinema" diye adlandırılan bu dönemde senaryodaki diyaloglar ara yazılarla veriliyor ve tüm filmler müzik eşliğinde gösteriliyordu.

Sessiz sinema döneminde birçok başyapıta imza atıldı

Charlie Chaplin'den Einsenstein'a, "western" türünden komediye kadar pek çok klasiğin ve ilkin başladığı, aynı zamanda sinemanın sanat haline gelmesinde büyük payı olan ve başarılı eserler çıkartan sessiz sinema dönemi, birçok başyapıta da sahne oldu.

Louis ve Auguste Lumiere kardeşlerin kamera ve projektörün bir arada olduğu "Sinematograf" aletini icat ettikten sonra sanattan çok bir belgeleme aracı olarak keşfedilen dünya sinemasında, ilk film gösterimleri de Lumiere Kardeşler'in çektikleri kısa filmlerle birlikte 1895'te başladı.

Lumiere kardeşlerin aynı yıl yaptıkları "Duvarın Yıkılışı", filmin tersten gösterime sunulmasıyla, ilk özel efekt kullanılan film olarak kayıtlara geçti. İlk komedi filmi ise Lumiere kardeşler’in çektiği "Islanan Bahçıvan" oldu.

Bu filmleri izleyenler arasında yer alan marangoz ve sihirbaz George Melies, gördüklerinden çok etkilenerek sinemaya adım attı ve 1902'de çektiği "Ay'a Yolculuk" adlı film, sinema tarihinin hem ilk senaryolu filmi hem de ilk bilim kurgu filmi olarak kabul edildi.

Aynı yıl İngiliz mucit Edward Raymond Turner tarafından çekilen, papağan, Japon balığı ve ayçiçekleriyle oynayan çocukların bulunduğu görüntüler, dünyanın ilk renkli sinema filmi olarak kayıtlara geçti.

Bu dönemden sonra ilk sinema salonlarının adı olan Nikelodeon, 1905'te ABD'de açıldı. 1906'da Avustralya'da "The Story of Kelly Gang" isimli 70 dakikalık bir film gösterime girdi ve o zamana kadar yapılmış en uzun film oldu.

Sessiz sinema döneminde ayrıca 1911'de ilk kez filmlerin başında jenerik yayınlanırken, sektör yavaş yavaş Hollywood'a kaydı ve Oscar Apfel ve Cecile B. De Mille’in yönettiği 1913 tarihli "The Squaw Man" Hollywood Yapımı ilk film olarak kabul edildi.

Sessiz sinema döneminin en parlak yıldızı olarak gösterilen Charlie Chapline ise 1914'te Keystone Stüdyolarında üretilen "Kid Auto Races at Venice" isimli filmdeki "Küçük Serseri" karakteriyle sinema dünyasına adım attı.

Bugünün sinema anlatımını başlatan kişi olarak gösterilen ABD'li yönetmen David Llewelyn Wark Griffith, bu dönemde 2 saati geçen, devasa dekorların kullanıldığı, bol oyunculu başyapıtlara imza attı.

"King Kong" filmiyle sinemada ilk kez çift kanallı ses kullanıldı

"Sessiz Sinema" dönemini sona erdiren "The Jazz Singer" filminin hemen ardından, Warner Bros tarafından 1928'de tamamı sesli film olarak çekilen "New York'un Işıkları", yaklaşık 1 milyon dolar hasılatla dönemin gişe rekorunu kırdı.

Her ne kadar sesli sinemaya karşı bir direnç olsa da yeni bir sinema kavramının sorgulandığı bu yıllar daha sonra sesin sinemayı tamamlayan bir öge olduğu düşüncesine dönüştü ve 1933'de "King Kong" filmiyle sinemada ilk kez çift kanallı ses kullanılarak ses tasarımı yapıldı.

Dünya sinemasında sesin sağladığı gerçeklik duygusuyla toplumsal konulara değinen filmlerin yanı sıra birçok türde film, yapım şirketlerinin ürünleri arasına girdi. Bunların arasında kent argosunun ve çatışma sahnelerinin gerçeğe uygun biçimde kullanıldığı gangster filmlerinin yanı sıra ünlü kişilerin yaşamlarını ele alan biyografik filmler yer aldı.

Sesli sinemayla birlikte izleyici sayılarındaki artış, ABD'de büyük şirketlerin egemenliğini ve bu şirketlerin kitlesel olarak film çektikleri stüdyo sistemini güçlendirdi ve 1930-1945'te yaklaşık 7 bin 500 film stüdyo sistemi içinde çekilirken, yapım şirketleri de belli tarzlarda uzmanlaştı.

O dönemde uluslararası alanda en parlak gelişmeyi ise Rene Clair, Jean Vigo ve Jean Renoir adlı yönetmenlerle Fransız sineması gösterdi. Alman sineması da bu dönemde Hitler'in iktidarda olması sebebiyle Leni Riefenstahl'ın çalışmaları gibi propaganda filmlerine imza attı.

Sesli sinema dönemine en geç geçen Japonya da daha sonra sinema sanayisinde tekelleşmeye ve kitlesel film üretmeye başladı.

Sesle birlikte Hindistan'da da sinema sektöründe bir patlama yaşandı ve o dönemde çoğu mitolojik ve tarihsel konulan ele alan, sözlü, danslı ve şarkılı yaklaşık 230 film bir yıl içerisinde gösterime çıktı.

Diğer HaberlerRodop Engelliler Derneği’nden Yassıköy Belediyesi'ne ziyaret'ABD'li politikacıların YPG-Kürt ayrımı yapmamalarını anlamak zor'Gümülcine Belediyesi ana muhalefeti vergi zammına hayır diyorAlmanya'da camiye ırkçı terör saldırısıKüresel ısınma El Nino'ları güçlendiriyor
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech