LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Şehirlerimizin kimlikleri var mı?09 Ekim 2019Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Baktığımızda İskeçeli veya Gümülcineli olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğimiz insanlarımız var mı? Var veya yok... Bu meseleye girişmeden evvel bir insan hangi şartlarda şehrinin kimliğini taşır, bunu anlayalım. En basitinden bir insana baktığınızda, onunla en ufak diyaloğa giriştiğinizde bu kişi İskeçeli veya Gümülcineli diyebiliyorsanız, o kişi şehrinin kimliğini taşıyordur. Tam tersi o kişinin nereli olduğunu pek de kestiremiyorsanız, şehri kimliğini yitirmiş veya en azından yitirmeye başlamış demektir.

Şehirlerimizin kendilerine özgü kimlikleri olduğunu söylemek mümkündür. Ancak bu durumun azınlık insanı için daha çok geçerli olduğunu söylemek zorundayım. Azınlık insanı bölgenin yerlisi olduğu için şehrin özelliklerini kendisi üzerinde daha fazla yansıtma imkânına sahip. Azınlık dışında kalanlara ise dışarıdan bakıldığında, bu kişi İskeçeli veya bu kişi Gümülcineli demek biraz zorlaşıyor.

Bir İskeçeli ilk başta Türkçesinin Gümülcinelilere göre farklı olması, bir Gümülcineli ise İskeçelilere göre Yunancasının farklı olmasıyla kendini belli eder. Gümülcineli’nin Türkçesi şivelidir, ama yerellik barındırır. İskeçeli’nin konuştuğu Türkçe ise deformasyona uğramıştır. Türkçe’de Özne-Tümleç-Yüklem şeklindeki cümle yapısı, bir İskeçeli konuştuğunda Özne-Yüklem-Tümleç şekline dönüşür. Öyle ki, İskeçeli “Yapmak istiyorum” demez; “İstiyorum yapayım” der.

Tipik şehir kimliği konusunda dilin dışında sayılabilecek çok belirgin unsurlar olup olmadığını düşünmek lazım, ama bunun dışında bazı köylerimizin de kendine özgü kimliklerinden söz etmek lazım. Köy olarak bildiğimiz, ama resmiyette ilçe statüsünde olan Şahin’in de bir şehir kimliği mevcut. Bir insanın Şahinli olduğu tabir yerindeyse bir kilometre uzaktan belli olur. Dayanışma anlamında dünyada benzeri görülmeyecek sıkı bağlara sahiplerdir, ama bunun yanında dışarıya da kapalıdırlar. Yardım faaliyetleri konusunda Batı Trakya’nın örnek gösterilecek köylerindendir, ama bunun yanında lükse de meraklıdırlar. Mekâna özgü bu gibi örnekler, mekânın içinde bulunan insana da aynı şekilde bir kimlik sunar.

Bu anlamda mekânın sunduğu olumsuz nitelikler bile kimliğin sürdürülmesi anlamında çoğu zaman işlevseldir. Önemli olan, var olan davranış örüntülerimizi sürdürebilecek hale gelmektir. Bu şekilde de mekânlardan türeyen kimlikler bir araya geldiğinde, otantik bir Batı Trakya Türk’ü tipini çıkarır.

Eğer bu tipin zamanla yozlaşmasını istemiyorsak -ki bu zamanda bu durum kaçınılmaz gibi gözükmektedir-, davranış örüntülerimizin sürekliliği konusunda azami çaba göstermek mecburiyetindeyiz. Tabii bu durumda, lükse meraklı olmak gibi olumsuz davranış örüntüleri her ne kadar işlevsel olsa da, bunların sürekliliğini isteyecek durumda değiliz. Bunu aşma girişimi belki kimliği zedeleyecekmiş gibi görülebilir, ama bu durum kamuoyu tarafından ortak bir şekilde gerçekleşirse kimliğe katkı sağlayacak yeni bir müşterek davranış örüntüsü şekillenmiş olur.

Yazarın Diğer YazılarıKarşımdakinin kötü olması beni iyi yapmazKüreselleşmeye direnmenin veya boyun eğmenin sonuçları“Benim bedenim, benim kararım”Vardiyalı eğitim veya eğitimde sınıf eşitsizliğiHakikat-mutluluk arasındaki ilişkinin yapıçözümüGüncel HaberlerRodop Engelliler Derneği’nden Yassıköy Belediyesi'ne ziyaret'ABD'li politikacıların YPG-Kürt ayrımı yapmamalarını anlamak zor'Gümülcine Belediyesi ana muhalefeti vergi zammına hayır diyorAlmanya'da camiye ırkçı terör saldırısıKüresel ısınma El Nino'ları güçlendiriyor
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech