LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Cumhurbaşkanı Pavlopulos Batı Trakya Türklerinden özür dilemelidir09 Ekim 2019Bilal Budurbbudur@hotmail.com

İskeçe'nin Yunanistan'a ilhakının 100. yılı münasebetiyle 3-4 Ekim tarihlerinde bir dizi kutlamalar gerçekleştirildi. Ülkemizin Cumhurbaşkanı Sayın Prokopis Pavlopulos da bu çerçevede 4 Ekim Cuma günü İskeçe'ye gelerek kutlamalara iştirak etti. İskeçe'deki resmigeçit törenine, hava muhalefetine rağmen İskeçeliler (Hıristiyan Yunanlı - Müslüman Türk) büyük ilgi gösterdi.

Törenlere katılan Cumhurbaşkanımız Pavlopulos, burada yaptığı açıklamalarda Türkiye'ye de mesajlar göndermeyi ihmal etmedi. Türkiye'nin Uluslararası ve Avrupa mevzuatını ihlal ettiğini ileri sürerek özür dilemesi gerektiğini belirten Pavlopulos, yine uluslararası ve Avrupa hukukuna dayanarak Trakya'nın Yunanlılığını, Trakya sakinlerinin haklarına ve dini özgürlüklerine tam ve örnek nitelikte saygı göstererek savunacaklarını ifade ederek bu konudaki kararlılıklarının altını çizdi.

Burada Pavlopulos’un, "dini özgürlüklerine tam ve örnek nitelikte saygı göstererek" ifadesi ile ilgili birkaç söz söylemek yerinde olacaktır.

Sayın Cumhurbaşkanı, İskeçe'de nüfusun yarısına yakını Yunan vatandaşı Müslüman-Türk Toplumundan oluşmaktadır. Buna binaen şehrimizin Yunanistan'a ilhakının 100. yılı kutlamalarında en azından dini hassasiyetlerimize saygı gösterilmesini beklerdik. Hadi Türk kimliğimizi zaten bu devlet her halükarda inkâr ediyor. Bu noktada zaten bir gelişme görmediğimiz için beklentilerimizin olmadığını da söyleyebilirim. En azından iddia ettiğiniz "tam ve örnek nitelikteki dini özgürlük" kavramının yansımalarını bu etkinliklerde görmek isterdik. İskeçe'nin Yunanistan'a ilhakının 100. yıl kutlamalarında tek gördüğümüz, bize zorla dayattığınız tayinli müftü naibinizin çelenk merasiminde boy göstermesiydi. Sizin "tam ve örnek nitelikteki dini özgürlük" ifadenizden kastınız kendi tayin ettiğiniz müftü naibinizin etkinliklerde boy göstermesi ise, bu bile ayrıca büyük bir ayıptır. Etkinliklerin hemen her aşamasında onlarca Hıristiyan din adamı yer aldı. Kiliselerde ve program çerçevesinde birçok ayin yapıldı.

İskeçe belediyesi tarafından ilan edilen kutlama etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirilen dini içerikli tüm programlar Hıristiyan Yunanlılara yönelik törenlerdi. Programın hiçbir yerinde bu şehirde yaşayan Müslüman vatandaşlara yönelik dini bir tören yer almadı ve böyle bir törenin düzenlenmesi için gereken girişimler yapılmadı. Tayin ettiğiniz ve bize zorla dayattığınız resmi müftülüğünüz dahi törende boy göstermekten öteye gidemedi. Bu şehirde birlikte yaşıyorsak, İskeçe'nin havasını birlikte teneffüs ediyorsak, dini özgürlüklere tam ve örnek bir saygı varsa, yapılan etkinlikler her yönüyle gerek Hıristiyan gerekse Müslüman vatandaşlara yönelik kapsayıcı nitelikte olmalıydı.

Ancak maalesef programın hiçbir yerinde bu şehirde Yunan vatandaşı Müslüman Türklerin varlığı dikkate alınmadı veya buna kimse cesaret edemedi. Kutlama etkinliklerinin tamamı bu şehirde Müslüman Türk varlığı yok sayılarak gerçekleştirildi. Hadi Türk olarak varlığımızı zaten inkâr ediyorsunuz, bu açıdan bir beklenti içinde olmak nafile. En azından Cumhurbaşkanımızın ifade buyurduğu gibi "tam ve örnek nitelikteki dini özgürlük" kavramına uygun olarak bir takım dini merasimlerin düzenlenmesi sağlanabilirdi. Çelenk koyma merasiminde onlarca Hıristiyan din adamı vardı. Bu merasime en azından İskeçe şehir merkezinde görev yapan imamlar da davet edilseydi, onlar da sarık ve cübbeleri ile törene iştirak ederek Hıristiyan papazlarla beraber yan yana bulunsalardı, bu bile tek başına en azından görüntü itibariyle örnek bir manzara olarak hafızalarda yer alacaktı. Ancak biz ne gördük? Onlarca papaz ve bir tane tayinli müftü naibi (Resim 1). Allah selamet versin. Bu yapılan "Dini özgürlüklere saygısızlığın" daniskasıdır. Bu yapılan dinimizi, değerlerimizi, varlığımızı hiçe saymaktır.

Zaten İskeçe Belediyesi tarafından yayınlanan 100. yıl kutlama programı broşüründe, İskeçe'nin Yunanistan'a ilhakı ile ilgili bazı tarihi bilgilere de yer verilmektedir. Buradaki bilgilere de göz attığımızda birçok çelişki ile karşı karşıya kalmaktayız. Bu broşürü yabancı biri eline alıp gerek kutlama programını, gerek verilen tarihi bilgileri okusa, İskeçe'de ne geçmişte ne de şimdi Müslüman ve Türk olan bir toplumun yaşadığını anlayamaz.

Belediyenin broşüründe yer alan bilgilerde de çok büyük çelişkilere rastlanmaktadır. Beş buçuk asırlık "Osmanlı esaretinden" sonra Temmuz 1913'te İskeçe'nin bir müddet Yunanistan'a bağlanmasından bahsedilmektedir. Daha sonra 1913 ile 1919 arasında İskeçe'nin Bulgaristan'a bırakıldığı belirtilmektedir. Bu bilgilerin ardından çok enteresan ve çelişkili bilgilere yer verilmektedir. Tarihi bilgilerin başında "Beş buçuk asırlık Osmanlı esareti" denmesine rağmen, Osmanlı Devleti dönemindeki İskeçe'de Yunanlıların ne kadar güçlü olduğundan bahsedilmektedir. Yunanlıların o denli güçlü olduğu ifade ediliyor ki, dışarıdan bir ziyaretçinin İskeçe'ye gelmesi durumunda Türklerin elinde olan bir şehirde olduğunu anlamasının mümkün olmadığı ifade ediliyor (Resim 2). Çelişkiye bakar mısınız? İskeçe hem Osmanlı'da esaret altında, hem de dışarıdan biri gelse bu şehrin Türklerin elinde olduğunu anlaması mümkün değil. Yani "Osmanlı esaretinde" dahi bu denli "Yunanlı" bir şehir... Nerede bir de Osmanlı hâkimiyeti olmasaydı.

Tarihi bilgilerin devamında ayrıntılar verilerek Osmanlı İskeçe'sinde Yunalıların gerek ekonomik gerek sosyal alanda çok güçlü olduklarından, yeterli sayıda kiliselerin varlığından, tütün ticaretinin ve İskeçe'deki dükkanların çoğunun Yunanlıların elinde olduğundan, eğitim, dernekleşme ve sosyal yaşamın diğer alanlarında ne denli güçlü olduklarından bahsedilmektedir. Yani bugün Batı Trakya Müslüman Türk Toplumunun bu demokratik ülkede elde edemediği bir takım hakların tamamının "Osmanlı esaretinde" İskeçe'deki Hıristiyan-Yunan toplumunda var olduğunu kendilerinden öğrenmiş oluyoruz.

Yunanlılar, Osmanlı tebaası olarak tarih boyunca hiçbir dinî veya etnik ayırıma tabi tutulmamıştır. Dil, din, eğitim, vakıf, her türlü kurumsallaşma ve ekonomik özgürlüklerden istifade etmiştir. Refah ve huzur içinde yüzyıllarca bu topraklarda varlıklarını sürdürmüşlerdir. Osmanlı hâkimiyetinde, Yunanistan’daki Rum esnaf ve tüccarların sahip oldukları servet ve güç, ne Roma İmparatorluğu zamanında, ne Bizans İmparatorluğu zamanında ve hatta ne günümüzde, Osmanlı döneminde olduğu kadar istikrarlı ve uzun süreli bir güce sahip olamamıştır.

Ancak ne yazık ki, bugün Yunan vatandaşı olan biz Batı Trakyalı Müslüman Türkler demokrasinin beşiği olduğunu iddia eden bu ülkede dini ve milli kimliğimizden dolayı birçok ayrımcı uygulamaya ve haksızlığa maruz kalmaktayız. Yakın döneme kadar birçok vatandaşlık hakkından dahi mahrum bırakılan Batı Trakya Türkleri, halen dini, milli ve kültürel özgürlükler noktasında birçok haksız uygulama ile karşı karşıyadır.

Bugün ülkemizin Cumhurbaşkanı, hafızamızla alay dercesine "tam ve örnek nitelikteki dini özgürlük" ten bahsedebilmektedir. Cumhurbaşkanı, elini vicdanına koyarak 4 Ekim Cuma günü sadece çelenk merasimindeki fotoğrafa baksa, bu şehirdeki Müslümanların dini özgürlüğüne ne denli saygısızlık yapıldığını anlayacaktır. Onlarca papaz ve bir tane sarıklı, o da zorla dayatılan tayinli. Sadece bundan dolayı dahi Cumhurbaşkanı İskeçe'deki Müslüman Türk toplumundan özür dilemelidir. En başta Cumhurbaşkanı ve ardından buna vesile olan tüm yetkililer.

Yok, eğer sizin "tam ve örnek nitelikteki dini özgürlük" anlayışınız bundan ibaret ise, biz böyle bir özgürlük istemiyoruz. Size iade ediyoruz. Varlığımızı hiçe sayan her türlü anlayışı reddediyoruz. Bizler, Yunanistan vatandaşı Müslüman Türkleriz, ELHAMDÜLİLLAH. Bundan ötesi yoktur. Bu topraklarda yıllardır bu özelliklerimizle yaşamaya gayret ediyoruz. Yaşadığımız tüm haksızlıklara rağmen kimsenin hakkına, hukukuna tecavüz etmeden mücadele ediyoruz. Bu mücadelemiz de devam edecektir. Bu topraklarda, bu şehirlerde gerçek manada barış ve özgürlüğün hâkim olmasını istiyorsanız varlığımıza, dinimize, kimliğimize ve her türlü özelliğimize saygı göstermek durumundasınız. Bunun başka da yolu yoktur.

Son söz: Cumhurbaşkanı Pavlopulos'tan tam ve örnek nitelikli bir özür bekliyoruz.
Yazarın Diğer YazılarıOkullarımıza sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktırGececi de yapsanız İNADINA AZINLIK EĞİTİMİBatı Trakya Türklerinin din ve vicdan özgürlüğüne bir darbe dahaYaklaşan seçimler ve dikkat edilmesi gerekenlerEylem, sonrası ve azınlık olarak mücadelemizGüncel HaberlerRodop Engelliler Derneği’nden Yassıköy Belediyesi'ne ziyaret'ABD'li politikacıların YPG-Kürt ayrımı yapmamalarını anlamak zor'Gümülcine Belediyesi ana muhalefeti vergi zammına hayır diyorAlmanya'da camiye ırkçı terör saldırısıKüresel ısınma El Nino'ları güçlendiriyor
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech