LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Patrikhane ve Yunanistan Barış Pınarı Harekâtı'nın neresinde? (I)16 Ekim 2019Feyzullah Hasankâhya

Türkiye, uzun zamandan beri gündemde olan Fırat’ın doğusuna askerî harekâtı nihayet başlattı. Operasyon başlar başlamaz, bütün Batı dünyası, yıllardan beri bölgeyi kana bulayan terör örgütü PKK/YPG için ağlamaya başladılar. Bu azılı terör örgütleri için ağlayanların ve üzülenlerin başında Yunanistan ve İsrail gelmektedir. Terör sevici siyasetçiler, hahamlar ve papazlar, terör örgütlerinin zaferi için dua etmeye başladılar.

PKK ve YPG terör örgütlerine destek İsrail’de bakan düzeyinde verilirken, Yunanistan’da biraz daha dolaylı veriliyor. Ancak Yunan kamuoyunda büyük panik ve tedirginlik hâkimdir.

Bütün haçlı zihniyetli Batı ve haçlı zihniyetin gönüllü köleleri sözde Müslümanlar, topyekûn Türkiye’nin aleyhine harekete geçtiler. Arap Birliği, Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, bütün medya, kurum ve kuruluşlarıyla hep birlikte Türkiye’ye karşı karalama kampanyaları yürütmeye başladılar.

Türkiye’nin Suriye’deki PKK/YPG ve DAEŞ gibi terör örgütlerine karşı düzenlediği operasyonlardan en çok rahatsız olan ve panikleyen Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, “Türkiye Kürtleri öldürüyor” yalanı ve iftiralarıyla Avrupa ve Amerika’dan, Türkiye’nin terör örgütlerine karşı yürüttüğü operasyonları durdurmalarını istediler.

Yunanistan’da, iktidar partisi YDP milletvekili, Uluslararası Hukuk ve Diplomasi Profesörü Angelos Sirigos, Suriye ve Kıbrıs’taki gelişmeleri basına değerlendirirken: “Saldırgan ve hukuk tanımaz bir Türkiye ile karşı karşıyayız.” diyor.

“Erdoğan, uluslararası hukuku çiğneyerek hem Suriye’de koridor, hem Kıbrıs MEB’inde sondaj yapabileceğini sanıyor. Böyle bir yükün altına girmeyi göze alan Türkiye ile savaş çıkabilir. Türkiye, ipi çok geriyor. Kıbrıs açıklarında 7. Parselde, Yavuz sondaj gemisini gönderdi. Belli ki orada sondaj yapacak. Ancak bu çok tehlikelidir ve savaşa neden olabilir. Fransa’nın orada sondaj yapmaya hazır şirketi var. Fransa ile Türkiye karşı karşıya gelirse çatışabilirler. Biz de doğal olarak buradaki gelişmelerin içinde olan bir ülke olarak Fransa’nın yanında Türkiye ile savaşırız.” diyor Sirigos efendi. 

Türkiye’nin Suriye’deki terör örgütlerine karşı yürüttüğü operasyona karşı Kıbrıs Başpiskopos’u Hrisostomos da bir dizi hezeyanlarda bulunmuş. “Maalesef Amerika, Avrupa ve Rusya herkes kendi çıkarına bakıyor. Küçük ve zayıf olanın vay haline! Şu an zayıf olan Kürtler ve Suriyelilerdir. Ancak zaman gelecek ‘dostum’ Erdoğan da bütün yaptıklarının hesabını ödeyecek…” diyor Hrisostomos. Kıbrıs mitropoliti devamında: “Ordularını alıp, kimseyi takmadan istediğini yapmak olmuyor. Emniyet mi istiyor? Ordusu var! Koysun sınıra ordusunu. Başkasının ülkesine niçin giriyor bunu anlamıyorum…” diyor Hrisostomos efendi.

İşte zurnanın zırt dediği yer burası! Bütün kavga, gürültü ve anlaşmazlıkların temel kaynağı burasıdır. Suriye’de yuvalanan terör örgütlerini destekleyenler Türk Ordusunun Suriye’de kime karşı mücadele ettiğini ve ne yapmaya çalıştığını gayet iyi biliyor ve anlıyor. Ancak bütün dünyayı aptal yerine koyup anlamıyor numaraları yapmaya çalışmalarının, modası geçmiş eski bir Bizans oyunu olduğunu bütün dünya çok iyi biliyor. Bakalım, terör sevici haçlı zihniyeti bu tür çarpık algı operasyonlarıyla daha ne kadar dünya kamuoyunu kandırmaya devam edecek.

Rum Patrikhane menşeli terör sevici haçlı zihniyeti, tarih boyunca masum Müslüman kanı akıtmaktan geri durmamıştır. Balkanları, Anadolu’yu ve Kıbrıs’ı, dün kimler ve nasıl kan gölüne çevirdiyse, bugün de aynı güçler kana bulamak istiyorlar. Artık her şey ayan beyandır. Gizli kapalı hiçbir şey kalmamıştır. Patrikhane menşeli, terör sevici haçlı zihniyetin bütün maskeleri yırtılmıştır.

İstanbul Rum Patrikhanesinin uzun zamandan beri bütün dünyada çok yoğun bir şekilde örgütlendiği aşikârdır. Son zamanlarda, Türkiye’nin aleyhine her koldan saldırıya geçmek için tam bir seferberlik havası hâkimdir. Dünyanın en ücra yerlerine temsilci tayin ediyor. Batının bütün resmi, gayri resmi gizli örgütleriyle tam bir uyum ve bilgi alışverişi içerisinde faaliyet gösteriyor.

Belki bilmeyen bazıları çok abartılı bulacak, ancak takip edenlerin çok iyi bildiği gibi, günümüzde İstanbul Rum Patrikhanesinin faaliyetleri Birleşmiş Milletlerin faaliyetlerinden daha örgütlü ve daha etkilidir. Nitekim Bartholomeos Efendi, bir mecliste kendi konumunu tanımlarken; “Benim konumun Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin konumundan üstündür.” buyurmuştur. Batıdan ve pek çok İslâm ülkesinden Türkiye’ye gelen devlet adamları, diplomatlar, bilim adamları, iş adamları, sporcular, sanatçılar, dernek, vakıf,  ve aklınıza ne tür örgüt elemanı geliyorsa hepsi ekümenist Patrik’i ziyaret edip, teminat mektubu vermek mecburiyetindedir.

Ekümenist Patrik’in bütün dünyaya yayılmış özel temsilcileri ise görev yaptıkları ülkelerde tam bir “FETÖ İMAMI” gibi faaliyet gösteriyorlar. Yapılanma da FETÖ yapılanmasından çok daha profesyonel. Patrik’in bu özel görevlileri, bulundukları ortamlarda fazla görünmezler, tam bir takiyye içerisindeler. Görünüşte basit, mütevazı bir din adamı görünümünde, ancak din adamlığından başka her şey yapıyorlar. Görev yaptıkları bölgenin akla gelebilecek her şeyini küresel karanlık güçler adına kontrol ediyorlar. Hiyerarşik olarak kendilerine bağlı devlet adamları, diplomatlar, bilim adamları, iş adamları, yöneticiler, sanatçılar, sporcular ve başka ne varsa hepsi Patriğin bu özel temsilcisinden sorulur. Bunlar, İstanbul’daki merkezden gelen emirler doğrultusunda talimatlar veriyorlar.

Türkiye, Suriye’deki terör örgütlerine karşı başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’ndan sonra karşı çıkan ve tarafsız kalan ülkelere bakıldığı zaman açık ve net bir şekilde görülecektir ki, Rum Patrikhanesinin fazla etkili olmadığı ülkeler tarafsız kalmıştır. Rum Patrikhanesinin en etkili olduğu ülkeler ise, en çok karşı çıkan ülkelerdir. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde Rum Patrikhanesine direkt olarak bağlı olan; Yunan lobileri, Arhonlar, Baronlar ve daha ne varsa, hepsi Türkiye’yi bir kaşık suda boğmak için çırpınıyor.

Hayırlısıyla, bakalım Mevlâ’m neyler, neylerse güzel eyler.

Yazı devam edecek inşallah…

Yazarın Diğer Yazılarıİslâmolog Dudos, müteveffa tayinli müftüyü “Agios” mertebesine layık gördü – 2İslâmolog G. Dudos, müteveffa tayinli müftüyü “Agios” mertebesine layık gördü - 1Yunan yönetiminin müftüleri hangi dine göre fetva veriyor?Patrikhane ve Yunanistan, Barış Pınarı Harekâtının neresinde? - IIBatı Trakya’da Azınlık Sorunları çözülür mü?Güncel HaberlerIrkçı terör Almanya'da çok can aldıTrabzon'daki Kızlar Manastırı restore edilerek kültürel hayata kazandırıldıAlmanya'da terör estiren ırkçı yapılarAlmanya'daki ırkçı terör saldırısında oğlunu kaybeden baba: Selamlaştık 2 dakika sonra öldürdülerAlmanya'nın Hanau kentinde ırkçılık ve teröre karşı yürüyüş düzenlenecek
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech