LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Karşımdakinin kötü olması beni iyi yapmaz21 Ekim 2019Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

İyi olma gayretinde olmayan bireyler, kurumlar veya toplumlar iyi görünme gayretinde bulunur. Ama özünde iyi olmayan insan iyi görünmek için bir kötüye ihtiyaç duyar. Halihazırda ortalıkta bir kötü olmayınca da çoğu zaman kötüyü kendileri inşa eder.

Böyle yaparlar çünkü karşılarında bulunanı, yani ötekiyi, yani kendilerinin zıddı olarak tanımladıkları kişi kötü ilan edilince kendileri otomatik olarak iyi olacaklardır. Kötünün zıddı iyidir çünkü ben ısrarla karşımdaki hakkında ben onun gibi değilim diye bas bas bağırırken aynı zamanda kötü olduğunu haykırıyorsam, bu aynı zamanda kendimi iyi göstermek istediğim anlamına gelir.

Batı Felsefesi de nitekim bu temel üzere kurulu. Düalizm adını verdikleri bu sisteme göre doğru tektir, onun dışında kalan da kötüdür, pistir, lanetlidir. Bu anlamda Modern bilim anlayışında maddenin önemsenip, mananın neredeyse aforoz edilmesi bundandır. Bu inanç sistemi beraberinde bir sürü sıkıntıyı da getirmiştir. Örneğin, Modern dönemdeki Yahudi Soykırımı örneği ötekine tahammülsüzlüğün sonucudur. 20. yy’da kadınlara lütuf sunarcasına kafeteryalarda “Tables for Ladies” yazılması da bundan. ABD’de 1950’lere kadar bazı barlara zencilerin alınmaması da bundan.

Bauman Yahudi Soykırımının sebeplerini Moderniteye dayandırırken bir Bahçıvan Metaforu kullanıyordu: Modern devlet bir bahçıvan gibiydi Bauman’a göre. Vatandaşlar da o bahçenin bitkileri. Ancak bahçede çeşit çeşit bitkiler var. İstenen bitkiler olduğu gibi istenmeyen ayrık otları da mevcut. İşte modern devlet, yani bahçıvanın amacı devleti tektipleştirerek bahçeyi bütün ayrık otlarından temizlemek ve homojen bir görüntü oluşturmak.

Peki ne olacak homojen bir görüntü oluşunca? Homojen bir görüntü oluşunca öncelikle Machiavelli’nin “Amaç uğruna her yol mübahtır” yöntemi izlenmiş olmakla birlikte, devletin çıkarları için (Bu çıkarların ne olduğunu siz tahmin edin) insanların katli normal görülecek. Daha doğrusu insan olarak görülmeyenlerin katli.

Günümüzde Modern Batı Felsefesinin eleştirisini yapan birçok filozofa göre Amin Maalouf’un deyişiyle “Çivisi Çıkmış Dünya”nın müsebbibi Batı Felsefesi’nde mevcut olan özdeşlik ilkesidir. Özdeşlik ilkesi yani, bir şeyi sadece olduğu şey olarak kabul eden, o şeyin başka bir şey olabileceğini reddeden ve bunun dışında üçüncü bir ihtimali de mümkün görmeyen mantık sistemi. Formüle dökersek: A) A A’dır, B) A A olmayan değildir ve C) Üçüncü bir hal imkansızdır.

Yani bu mantığa göre, sözgelimi karşınızda gördüğünüz masa sadece masadır ve o masa, masadan başka bir şey olamaz. Halbuki masa deyince perspektif olsun, kullanım biçimi olsun, yapıldığı malzeme olsun akıllarda bir sürü tasavvur canlanır. Öyle ki bazıları için ders çalışılacak yerdir masa, bazıları içinse yemek yenilecek. Batı Felsefesi uzun yıllar bunu reddetti, şimdi de bunu kabul ederek kendi kendini parçaladı, şu anda da “nasıl toparlanırım” sorusuna cevap arıyor.

Masa örneği üzerinden devam edecek olursak, Edward Said’e selam ederek Oryantalizm tartışmaları üzerinden ilerleyelim. Edward Said, aslında bütün dünyanın zihninde var olan Doğu tasavvurunun Batı’nın kendisi tarafından inşa edildiğini ileri sürmüştür. Neden böyle bir girişimde bulunmuş Batı? Yazının başından beri dile getirdiğim gibi kendisini iyi, yüksek, yüce göstermek için. Oryantalistler Doğu’yu çalışırken sürekli irrasyonel, tembel, hayalperest, zevkdüşkünü insanlardan bahsediyordu. Batı, Doğu’nun zıddıysa, o halde Batı da tam tersi rasyonel, çalışkan vs. olmalıydı.

Halbuki bakıldığında, özellikle bir Semerkant örneği var ki Doğu’nun irrasyonel ilan edilmesiyle Semerkant’taki kültürel geçmiş asla izah edilemez. Tam tersi Doğu, Hint örneğindeki Binbir Gece Masalları üzerinden hayalperestlikle itham edilirken, Batı’daki Vampirler nedense sorun teşkil etmiyordu.

Lafı fazla uzatmadan bir uyarıda da bulunayım. Batı’nın bu tavrını eleştirirken, Batı’yı tamamen şeytan, öcü olarak görürsek aslında Batı’nın yaptığı yanlıştan başka bir şey yapmış olmayız. İslam filozofları bize düalist yerine, bütüncül bakışı öğretti. Batı’nın bunca sorunlu tarafının yanında Doğu’nun da şu an sefil durumda olduğunu görmek gerek. Şu anki gidişatla da Batı’yı geçmeyi bırak, yanına yaklaşılamayacağını da kabul etmek gerek.
Yazarın Diğer YazılarıErkekler öldü!Batı Trakya’da genç yokturRefleksif Sosyoloji’den Arif Sosyoloji’yeKitap izlemek ve film okumakŞehirlerimizin kimlikleri var mı?Güncel HaberlerBatı Trakya Türklerine yapılan haksızlıklar AGİT bünyesindeki konferansta bir kez daha anlatıldıYunanistan'da 17 Kasım Direnişi'nin yıl dönümü anma etkinlikleri başladıSuların yükseldiği Venedik'te zarar yaklaşık 1 milyar euroBab'da PKK/YPG'den bombalı terör saldırısı: 18 ölüBatı Trakya Türklerine bir tuzak daha mı?
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech