LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Gizli yetenekler23 Ekim 2019Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Nasıl bir çocuk yetiştirmemiz gerekir?” sorusuna herkes takılır aslında, anında cevap veremez, düşündükçe de aklına bir çok şey gelir.

Sahi nasıl bir çocuk yetiştirmemiz gerekiyor?

Çocuklar muhakkak anne ve babaların prens ve prensesleridir. Farkındayız, ama onlar normal hayatta yani bu dünya üzerinde normal birer fert, normal birer insan olarak yaşayacaklar, hatta siz olmasanız da yaşamaya devam edecekler. İşte o zaman sorumluluklar ve zorluklarla karşı karşıya kalacaklar. Bizler bu duruma çocuklarımızı ne kadar hazırlıyoruz?

Çocukların yıkılmasına, ezilmesine, üzülmesine, mutlu olmasına, heyecan duymasına veya acı çekmesine aile olarak izin verdik mi? Bu hayatta başlarına gelebileceklerin küçüklerini onlara yaşattık mı? Ya da duygularını kendilerinin kontrol etmesini öğrettik mi? Çünkü duygu kontrolü hayatla mücadele demektir. Bu dünya için sıradan olduklarının farkına varan çocuklar, yalnız kaldıklarında da daha kontrollü ve daha sorumlu olurlar. İnisiyatif alabilen, tek başına karar verebilen, yanlış yaptığında bile üzülmeyip yoluna devam edebilen çocuk artık güçlüdür, kontrol mekanizmasını gerektiği gibi kullanabilen bir bireydir. Ama nedense bu çocuklar hep tek başına hayatı öğrenmiş ve kazıklarla tecrübe edinmiş olan çocuklar oluyor. Burada da ailelerin eskiye oranla ne kadar büyük yanlışlar yaptığı ortaya çıkmış oluyor.

Herkesin çocuklarını doktor, mühendis, avukat olarak görmek istediği bir dünyada yaşıyoruz. Yeteneklerini görmezden gelip, sadece kendi hayallerimizi süsleyen çocuklar yetiştirmek istiyoruz. Ondan sonra mesleğini icra edemeyen, iş bulamayan, ya da kendi yetenekleri haricinde işlerle uğraşan bir genç kuşak çıkıyor ortaya. Havuz problemlerini çözen bir çocuğun hayattaki tüm problemleri de çözer düşüncesi mevcut anne ve babaların beyninde. Aslında bu şekilde onlara neler yapabileceklerini değil, neleri yapamayacaklarını öğretiyoruz. Sınavdan sınava koşuşturan çocukların hayat dersinde sınıfta kaldıkları aşikâr. Yazılıda yıldızlı 10 alan çocuklarımızın hayatta da çok başarılı olacağını zannederiz ya işte tam da burada onlara aslında en büyük kötülüğü yapmış oluyoruz.

Seneler önce radyoda bir ay süren bir yarışma gerçekleştirmiştik. Gizli yeteneklerinizi bizlerle paylaşır mısınız, başlıklı yarışmamızda bizim bile hayal edemeyeceğimiz nitelikte farklı yeteneklere sahip kardeşlerimiz çıkmıştı ortaya. Unutuldu mu, hayır. Fakat hiç biri kendi yetenekleri üzerine tahsil görmedi, aile baskısına boyun eğip onların isteklerini kırmamak için okudular. Şimdilerde ne kadar mutlular bilemem, tek bildiğim şey kendi hayalleri peşinde koşamadılar.

Şimdi soruyorum, doğurup dünyaya getirdiğiniz bu çocukların hayallerinin gerçekleşebilmesi için ne yapıyorsunuz? Bizden sonra hayatlarına devam edecek bu çocuklar yalnız başlarına ne kadar güçlüler ve tabii ki zorluk anında ne kadar kendi ayakları üzerinde durabiliyorlar? Biz bunların gerçekleşmesi için neler yapıyoruz?

El bebek gül bebek büyütüyoruz olayı, artık demode. Sorumlulukları biz üstleniriz, o üzülmesin düşünceleri artık demode, benim için o hiç büyümedi ki, kelimeleri artık demode. Biz de bunların farkına varmamız gerekiyor artık…

Unutulmaması gereken bir gerçek de öğretmenlerle ilgili. Evet, ailelerin çocukların gelişimi ve hayata tutunmaları konusunda çok büyük önemi olabilir, ama öğretmenlerin de bu konuda büyük bir sorumluluğu olduğu da bir gerçek. Onların o küçük ve öğrenmeye açık beyinlerinde nelerin olduğu, olayları nasıl algıladıkları, ne kadar yetenekleri olduğu da öğretmenler tarafından anlaşılması ve bu konuda onlara yardımcı olunması yine öğretmenlere düşüyor.

İyi bir öğretmen, yetenekli öğrenciyi eğiten değil, sıradan bir öğrencinin gizli cevherlerini ortaya çıkarabilendir. Bu konuda da çocuklarla yakından ilgilenmek, gözlemlemek, gerektiğinde onlar gibi düşünebilmek gerekmektedir.

“Peki, böyle öğretmen nerede bulacağız?” diyebilirsiniz, ama bu şekilde kendini yetiştirmiş olan öğretmenlerimizin olduğuna ben eminim. Önemli olan aileler bu öğretmenleri anlayabiliyor mu? Yoksa çocuğumu benden ne kadar uzak tutabilirse benim için o kadar mı daha iyi, diyor. Çalışan aile fertlerinden bahsediyorum, ya da çocuğun sızlanmasından dolayı eline hemencecik tableti veya telefonu sıkıştıran anne ve babalardan bahsediyorum. Kitap satın alıp okumayı öğreteceğine, Aleyna Tilki’nin şarkılarını dinleten anne ve babalardan bahsediyorum. Doğal beslenme yerine zaman kazanmak için her gün hazır yiyeceklerle çocuğunun sağlığını mahveden ailelerden bahsediyorum. Ne zaman akıllanacağız?

Unutmayın:

Ne ekersek onu biçeriz, nasıl yetiştirirsek karşılığını o şekilde alırız. Kreşlerde ve çocuk kulüplerinde yetişen bir çocuğun daha sonra ailesini huzur evine yerleştirmesi çok normaldir.

Kendi kültürü, ailesi tarafından kendisine aşılanmamış bir çocuğun ileride farklı kültürlere aşık olması çok normaldir.

Kendi yaşayış tarzından utanarak büyüyen bir çocuğun ileride anne ve babasına isyan ederek buralardan uzaklaşması çok normaldir.

Baskı ile yetiştirilen bir çocuğun, yalana sarılması da çok normaldir.

Korkak olarak yetiştirilen bir çocuğun ileride başkalarının kölesi olması da hayatın kaçınılmazlarındandır.

Ve yine unutmayalım ki, hayat ana bunların tümünü bizlere aslında öğretmektedir. Yeter ki, yalnız başımıza da başarabileceğimize inanalım. Hayallerimizin peşinden koşabilelim.

Bu dünya Kanuni Sultan Süleyman’a kalmadı, der Barış Manço’nun şarkısı ve evet çok doğru. Belki en fazla 100 yıl sonra şu an yaşayan bizlerin bir çoğu hatırlanmayacak. Hatırlanacak olan ve hafızalarda nesilden nesile taşınacak olanlar arkanda bıraktığımız eserler ve insanlara yaptığımız iyilikler, hayatlarına kattığımız mutluluklar ve huzurdur. İşte bunlar hatırlanacak ve yetiştirdiğimiz çocuklar da bu gibi güzelliklerin geleceğe taşınmasında büyük bir rol oynayacaklar.

O zaman değer mi çocukların hayalleri ile oynamaya, değer mi onların yeteneklerini hiçe saymaya? Cevap sizin, çocuk sizin, ama bu dünya ve hayat hepimizin.

Hoşça kalın,dostça kalın…
Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerUEFA Avrupa Ligi'nde 12 karşılaşma yapıldıUEFA Avrupa Ligi'nde gecenin sonuçlarıAvrupa Parlamentosu Milletvekili bütçe nedeniyle açlık grevine başladı29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye'nin Avrupa'daki birçok dış temsilciliğinde kutlandıKoronavirüs salgınında son 24 saat
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech