LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
HAFTANIN İÇİNDEN KAHVE SOHBETLERİ 18428 Şubat 2013Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

ALTIN MADENLERİ VE TÜTÜN

Sadece tütün değil tabii ki, toprakta yetişen tüm ürünler. Tütün diyoruz çünkü çoğunluk geçimini tütünden sağlıyor. Son zamanlarda da tütün üreticilerinin yüzlerinde bir tebessüm ki, sormayın gitsin. Haksız da değiller hani. Düşünün bir kere, koskoca Philip Morris Yunanistan’ın tütününün % 50 sini almak için imzaları atmış, hem de bölgemizde yetişen basma tütününün % 50 sini, Trakya’mızda alıcı şirketler çoğalmaya başlamış, yani işler tıkırında gibi görünüyor, çünkü herkese göre tütün fiyatları artacak, bizim halkımız da rahat bir soluk alacak. Allah vere de öyle ola. Ama gel gelelim ki, hükümet altın madenlerinin açılması için onay vermek hazırlığında ki bu olursa, sadece tütün değil, tüm tüccarların gözünde topraktan çıkardığımız bütün ürünler değer kaybedecek. Yanlış anlamayın sakın, zehirli olduğundan, mikroplu olduğundan değil, Halkidiki’de ve başka yerlerde olduğu gibi,  altın madenlerinde kullanılan siyanür yüzünden. Kısacası, insanın sorası geliyor, bu tütün toplama şirketlerinin aniden bu bölgeye olan ilgisinin sonucunda tütünün fiyatı artacak mı, yoksa bu tilkiler buraya siyanür kokusu aldıklarından dolayı mı geldiler? Ürünlerin her yerde olduğu gibi değer kaybedeceğini bildiklerinden dolayı, daha fazla zengin olmaya mı geldiler? Belki bu sene veya daha 2 sene tütünün fiyatını yüksek tutabilirler, amaç güvenimizi kazanmak, ondan sonra da suçu yine siyanüre atabilirler. Yani yine çıkar meselesi yüzünden, olan bizim üreticimize olabilir. Onun için kurban olayım, ya çayı görmeden paçaları sıvamayalım, yada  işlerimizi başkalarına havale etmeyelim. Çünkü bu çıkar dünyasında verilen savaşlarda sadece birlik olunduğunda kazanç sağlanabilir. Bizden söylemesi.

GEL SENİNLE BİRLİKTE AĞLAYALIM

Hatta geçmişimize geleceğimize birlikte ağlayalım. Şu anda yaşananlara, yaşanmışlara ve hiç bir zaman yaşanamayacaklara. Gençlerin işsizliğine, altın madenlerinin açılışına, kimliğimizin tanınmamasına, çocuklarımızın eğitimindeki bilinçsizliğe, vakıf mallarımızın talan edilmesine, imam olanlara olmayanlara ve ileride arkamızda bırakacaklarımıza… Çünkü ağlamak, en azından bu problemleri ciddiye aldığımızın bir ispatı. Ağlama bir olduğumuzun, dir olduğumuzun bir ispatı. Ciddiye almadığımız hiç bir şeyin arkasından koşmadık, seneler sonra bunlar karşımıza her defasında daha büyük problem olarak çıktı. Şimdi ağlasak ne olacak? Yoksa her defasında çözümün kendisinden geleceğini mi hayal ettik? Neden hiç umursamadık, neden her defasında işimizi avukata havale ettik? Çünkü televizyonlarda ve internet dünyasında bizlere her zaman arzu ettiklerimizi, görmek ve duymak istediklerimizi verdiler. Onlarla avuttular, sen büyüksün, sen yaparsın dediler. Ne oldu? Kendimize zarar vermekle  kaldık.. Şimdi ciddi ciddi düşünmemiz gereken şey, tamam mı devam mı olmalı ki, onun da tarihi yavaş yavaş doluyor...

ÖĞÜT VERENLER ÇOĞUNLUKTA, ÖRNEK OLANLAR NEREDE?

İşte bu öğüt verenler çoğunlukta olduğu sürece, öğütlerle peynir gemisini yürütmeye çalışanlar da çoğunlukta olacak. Hadi eskiden iş güç vardı, harcamalar azdı, halkta daha bir huzur vardı, en önemlisi de zamanı vardı. Öğütleri  dinler ve inanırdı. Problemler çözülmese de en azından rahattı. Lider konumunda olanların da tabii ki işleri daha kolaydı. Gemiyi bugünlere kadar yürüttüler. Ya şimdi? Şimdi boş öğütlere kanan bir halk yok ortada, çünkü bunun bedelini ağır ödedi. Şimdi örnek alacak, güvenebilecek, işinde dürüst insanlar arar oldu. Değişik internet sayfalarında, onu yaparım bunu yaparım, benim sayemde oldu sözleri de artık demode olmaya başladı. Halk artık masa başından kumanda veren, masa başında öğütler yağdıran kişileri de takmaz oldu. Rençper prim bekledi olmadı, veliler eğitim bekledi olmadı, gençler güzel bir gelecek bekledi olmadı, havada uçuşan vaatler yerini bulmadı. Bundan sonra örnek olacak, verdiği sözleri yerine getirebilecek ya da o sözü vermeyecek liderler aranacaktır. İşsizliğin son safhada olduğu, vergilerin sel olup savrulduğu bu memlekette, halkın artık boş sözlere, öğütlere karnı tok. Gerçek anlamda karnı doyarsa, o zaman öğüt dinlemeye de vakti olur. Yani bundan sonra ya halkın karnını doyuracak yöntemler bulup öğüt vereceksin, ya da yanından gelip geçeceksin…Facebooklarda kahraman olma zamanı geçti artık…
 
Sıra bu haftada  fıkramıza geldi galiba.

Adamın biri, yeni açılan lüks büyük mağazaya gitmiş, satıcı kıza yaklaşmış;
-Bir kravat almak istiyorum..
Satıcı kız son derece şirin bir tavırla:
-Beyefendi, bizde müşteriyi memnun etmek esastır. Kravat ipekli mi olacak yünlü mü?
-İpekli..
-O zaman lütfen bir kat yukarı buyurun, ipekli kravatlar bir kat yukarda..
Adam bir kat yukarı çıkmış, başka bir satıcı kız..
-Ben ipekli bir kravat almak istiyorum.
-Beyefendi, kravat düz mü olacak, desenli mi?
-Desenli..
-Bizde müşteriyi memnun etmek esastır, desenli kravatlar bir kat yukarıda, lütfen üst kata buyurun..
Adam bir kat daha çıkmış.
Yeni bir satıcı kız..
-Ben ipekli ve desenli bir kravat almak istiyorum..
-Desenler çizgili mi, çiçekli mi olacak?
-Çizgili..
-Bizde müşteriyi memnun etmek esastır, çizgili kravatlar bir kat yukarıda, lütfen bir kat yukarı buyurun..
Adam bir kat daha çıkmış..
Çizgiler kalın mı, ince mi, bir kat yukarı. Zemin açık mı, koyu mu, bir kat yukarı derken 18. kata gelmiş. Öfke ile satıcı kızın yakasına yapışmış..
-Ben ipekli, ince çizgili, zemini koyu, bir kravat istiyorum.
-Kravatı bu elbiseyle mi kullanacaksınız?
-Hayır, evdeki elbisemle.
-Beyefendi, bizde müşteriyi memnun etmek esastır, bir uyumsuzluk olursa firmamızın prensiplerine ters düşer, lütfen evden obur elbisenizi alır gelir misiniz?"
Adam büyük bir öfkeyle asansöre gitmiş.
O sırada asansörün kapısı acilmiş, içinden gene çok sinirli bir adam çıkmış. Bir elinde bir klozet kapağı, belden aşağısı da çıplak:
-İşte popom, iste evdeki tuvaletin klozet kapağı.
Verecekseniz verin artık ulan şu tuvalet kağıdını!..

Evet bizim şu yukarıdaki fıkra misali günlerimiz geliyor hazırlıklı olun. Alacaklar almasına da nasıl ve ne biçimde alacaklar, ilk olarak onda  bir karar vermemiz gerek. Kalitemizi bozmadan, fiyatlarda ödün vermeden, tüccarların oyununa gelmeden…

Bu haftalık ta bu kadar değerli dostlar, değerli arkadaşlar, anlayanlar anladı. Haftaya dek her şey gönlünüzce olsun. Hoşça kalın Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerYüksek Tahsilliler Derneği'nden lise öğrencilerine yönelik çevirimiçi söyleşiFransa'nın İslam düşmanlığına Arap ülkelerinden tepkiler devam ediyorBatı Trakya'da koronavirüs vakaları artıyorYunanistan'da günlük vaka sayısı bine yaklaştıMilletvekili İlhan Ahmet iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech