LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
“ARAMIZDAKİ BEYİNSİZLER YÜZÜNDEN BİZİ DE HELAK EDER MİSİN ALLAH'IM!” (Araf 7/ 155) 28 Şubat 2013Prof. Dr. Osman Eskicioğlu

Bu tercüme, bu şekliyle Mehmet Akif merhumun Safahat adlı kitabından alınmıştır. Sanki bir yakarış edası olması dolayısıyla insan ruhuna tercüman olmaktadır. Halbuki bu, tam bir ayet değil, ayetten bir parçadır. Diyanetin mealinden aldığımız ayetin tercümesi ise şöyledir:

“Musa, kavminden, belirlediğimiz yere gitmek için yetmiş adam seçti. Onları sarsıntı yakalayınca (bayıldılar). Musa, “Ey Rabbim! dileseydin onları da beni de bundan önce helak ederdin. Şimdi içimizden birtakım beyinsizlerin işledikleri günah sebebiyle bizi helak mi edeceksin? Bu, sırf senin bir imtihanındır. Onunla dilediğin kimseyi saptırır sın, dilediğini de doğruya iletirsin. Sen, bizim velimizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı. Sen, bağışlayanların en hayırlısısın” dedi.” (Araf 7/ 155)
Bu ayete baktığımız zaman sanki kurunun yanında yaş da yanacakmış gibi bir anlam çıkmaktadır. Kuranda buna benzer başka ayetler de vardır:

“Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah'ın azabı şiddetlidir.” (Enfal 8/ 25)

(Ey müminler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır.” (Bakara 2 / 214)

Bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi, nasıl yaz ve kış geldiği zaman sıcaklık ve soğuk her tarafa ve her şeye geliyorsa bu durum sosyal hayatta da böyledir. Huzur, refah ve mutluluk, ekonomik, sosyal ve siyasal krizler, her türlü stres, sıkıntı ve huzurluklar aynı zamanda toplum saldırlar. Bu da birey ve bireyler, toplumu korurken, toplumunda birey ve bireyleri koruyup kollamasını gösterir ki buna Kuran dilinde “velayet” denir. Onun içindir ki, ayette iman edip de Mekke'den Medine’ye henüz göçmemiş olan kimselerden farklı toplum olmaları dolayısıyla Medine’nin bir velayet sorumluluğu yoktur, buyrulmuştur. (Enfal 8/ 72) Hatta bir toplum olarak mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler, iyiliği emrederler ve kötülükten yasaklarlar denilmiştir. (Tevbe 9/ 71) Mesela kurtulmuş, huzur ve refah toplumu haline gelmiş olan bir devlet ve toplulukta bu göre fiili olarak devam eder. (Tevbe 9/ 111-112)

Bugünkü dünyada insanların ve vatandaşların birbirlerine “sen bana karışamazsın” tafraları karşısında içimizden bu düzen bozuk düzendir, bu düzen asla ve kesinlikle tabii, doğal ve fıtri değildir, diye haykırmak geliyor.

İşte bu ayetlerle aydınlatılan yaratılış yapısından dolayı, insan ve toplumda bunun iyi-kötü, faydalı- zararlı, yanlış-doğru, güzel-çirkin zıtlaşmaları insanları, yani iyi insanları bir ve beraber olmaya zorlamaktadır. Zaten ayette de “Ey iman edenler, Allah ile korunun ve doğrularla beraber olun”, buyrularak açıkça emredilmiştir.”

Netice olarak günümüzde insanı, bireyi ve toplumu, ferdi ve devleti, bireysel ve toplumsal, ekonomik, sosyal ve siyasi tüm yönleriyle yeniden ele almak zorundayız. Çünkü bu insan evi ve bu yapı eskimiştir ve bu düzen bozuk düzendir.

Yazarın Diğer YazılarıNamaz bizlere ne öğretiyor?‘Ne yapalım, alın yazım böyleymiş…’Millet ve ümmet bilinciKültür hala geçerli midir?Para karşılığı din satan kişileri dinlemeyinGüncel HaberlerAtina'da "17 Kasım" kutlamaları bir kez daha olaylı geliştiKilise, din adamlarının memurluktan çıkarılmasına itiraz ettiVaroufakis 'Ayyıldız Tim' tarafından hacklendiPKK AB'nin terör örgütü listesinde kalmaya devam edecekGrönland'de buz tabakası altında dev krater keşfedildi
© MİLLET MEDYA 2018 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech