LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Erkekler öldü!13 Kasım 2019Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

“Tanrı öldü!” demişti Nietzsche, modern insanın yarattığı tahribata. Modern insan Ortaçağ Skolastiği’nin baskısına karşı sabrını yitirdikten sonra ortaya bir tepki koyma ihtiyacı hissetti. Rönesans, Reform, Aydınlanma... Hepsi birer tepki olarak çıktı ortaya.

İnsan artık aklı olduğunu hatırlamış ve aklının kudretinin farkına varmıştı. Eskiden “İnsan Tanrı içindir” denirken, artık “İnsan insan içindir” denmeye başlandı ve bunun adı hümanizm oldu. Hümanizm evrenin merkezine en değerli varlık olarak insanı koyar. Descartes “Düşünüyorum, öyleyse varım” diyerek insanın emin olabileceği tek şeyin bir özne olarak kendisinin var olduğunu ve bunu da aklı sayesinde yapabileceğini ilan etmişti.

Akıl, bu şekilde deney ve gözlem yapabilme yetisi sayesinde gerçek bilgiye ulaşma konusunda en uygun araç olarak kabul edildi. Akıl en değerli araç olarak kabul edilince de sadece aklın bilebileceği şeyler gerçek olarak kabul edildi. Bu noktadan sonra Tanrı’nın var olup olmadığı önemli değildi modern insan için, çünkü modern insanın aklı bir Tanrı’ya ihtiyaç duymuyordu, kendi kendisine yetiyordu.

Akıl kutsala böylesine karşı gelmişken kendisi kutsal hale gelmişti. İnsanlık akıl sayesinde birçok yeni gelişmeye imza attı fakat aklın hegemonyası beraberinde sıkıntıları da getirecekti. Aklın merkezde olduğu bir dünyada anlam, anlamlandırma, empati, sempati durumları ortadan kalkacaktı. Dahası insanın kendini merkezde görmesi “haddini bilmesine” de engel olacaktı. Tanrı’nın bilip de aklın bilemeyeceği şeyler vardı ve bunlar hayatın anlamı olmasına rağmen Modern insan bunları umursamıyordu. Böylelikle de dünyada insanların dinlerden uzaklaşmalarıyla yaşanan krizlere binaen Nietzsche “Tanrı öldü!” diyordu ve ekliyordu, “Onu biz öldürdük” diye.

Tanrı’nın ölmesi tamamıyla sembolik bir ifade olup insanın anlamını yitirmesine atıfta bulunmaktadır. Nedir insanın anlamını yitirmesi durumu? İnsanın anlamını yitirmesi durumu dünyada tutunacak dalının kalmaması durumu, dünyanın da çivisinin çıkması durumudur. Kendini merkezde gören insan aklı makineler icat edecek, doğasını bozacaktı, ardından Holokost, Bosna, Ruanda soykırımlarını işlemekten imtina etmeyecekti, çünkü insan anlamlandırma yetisini yitirmişti. Empati, sempati yeteneği kalmayan insan dedesi Descartes’ın öğrettiği üzere sadece kendi kendisinin bilincindeydi ve bu da kendisine yeter de artıyordu bile.

Nietzsche, modernitenin büyük umutlarla ortayan çıkıp fiyaskoyla sonuçlanmasını, Rönesans’ın doğal seyrinde değil reaktif (tepkisel) bir biçimde ortaya çıkmasına bağlıyor. Neye tepkiydi Rönesans? Rönesans, Skolastik Felsefe’nin baskılayıcılığına tepkiydi ve bu bağlamda, yani Skolastiğin bileşenlerini ortadan kaldırma bağlamında ortaya çıkmış olan bir akım, doğal olarak bu bileşenlerden biri olan dini yok etmek üzere seyrini sürdürecekti.

Bu tepkisellik, modern aklın hegemonyasıyla sınırlı değildi. Modernizmin sorgulanmaya başlandığı ve tek bir aklın egemenliği yerine birçok bilgi kaynağının doğru kabul edilebileceğine olan inancın yaygınlık kazandığı Modern sonrası dönemde değişen pek bir şey yoktu. Akıl egemenliğini yitirmişti ancak tepkisellik devam ediyordu. Nitekim tepkiselliğin kendisiydi aklın egemenliğini yerle bir eden.

Bu süreçte artık insanlar kaybettikleri anlamları arama yoluna koyulmuş her yerde hayatın anlamını sorgular olmuşlardır. Kimisi çevreci hareketlere, kimisi hayvanları koruma hareketlerine, kimisi de kadın hakları hareketlerine katılmaktadır. Ancak bütün bu yeni sosyal hareketlerin ortak özelliği tepkisel olmalarıdır. Çevre bilinci, hayvanı koruma/sevme bilinci, kadın haklarını savunma bilincinin yanlış bilinç olduğunu kimse söylemiyor ancak bu hareketlerdeki dinamiğin bir bilinç değil, bir tepkisel arzu mekanizması olduğunu söylemek gerek.

Kimse diyemez ki çevreciler, hayvanseverler ve feministler hayatın doğal seyrinde bir şeyleri savunmaktadır. Çevreciler, modern aklın icat ettiği makinelerin doğaya yaptığı katliama tepki olarak; hayvanseverler, duyguları yok eden modern rasyonel aklın hayvanların ölümüne göz yummasına tepki olarak; feministler de yine aynı şekilde modern aklın icadı olan fabrikalarda erkeğin kas gücünden yararlanmak için kadınların çalışmalarının önünün kapatılmasına tepki olarak ortaya çıktı.

Hepsi haklı tepkiydi, ama hepsi de sonuçta tepkiydi. Yani “Sen bana bunu nasıl yaparsın? Şimdi gösteririm gününü” ifadesinin sonucunda olabilecek şeyler bu hareketlerin de sonunda olacaktı. Bu anlamda, feminizm örneğinde feministlerin tepki göstermesinin altında çoğu zaman erkeklerin değil, sistemin etkisi bulunmaktadır. Tıpkı Aydınlanmacıların tepkisinde müsebbibin din değil, sistem olması gibi.

Böyle bir durumda kadın ezilmiş bir özne olarak, ayağa kalkmanın fırsatını buldu, erkek de destek verdi, çünkü kadının ezilmesi insanlık ayıbı bir şeydi. Kadınların tepkisi erkek egemenliğine, erkeklerin tepkisi de öyle. Fakat kimse bunlardan kendine pay çıkaran sistemi göremiyordu. Bilinçli –olduğunu zanneden- erkekler bu duruma çanak tutarak intihar ediyordu. Bütün bunların sonunda ortaya çıkan duruma diyebileceğimiz tek şey ise “Erkekler öldü!”den başka bir şey değildir.

Baktığınızda, ikililikler/zıtlıklar/düşmanlıklar bir sistem tarafından yaratılmaktaydı. Yani din kötü diye akıl iyi değildi. Erkek kötü diye kadın iyi değildi. Düalist Batı felsefesi ikililikler yaratma üzerine kurulmuş bir sistem olduğu için sürekli düşman arayışı içerisinde buluyoruz kendimizi. Modernite tepkisel arzular üreten bir makinedir adeta. İlk önce insana özne olduğunun müjdesini verir sonra bu özne, özne olmanın verdiği özgüvenle, özneliğine zarar verecek ne varsa ona düşman kesilir. Öznenin verdiği bu savaş Modernitenin zaferidir adeta. Modernite böylesine bir hercümerc ortamı yarattıktan sonra yine bu ortama son verecek başka özneler ortaya çıkartır. Böylesine bir kısır döngüde zafer her zaman Modernizmindir!

Yazarın Diğer YazılarıBatı Trakya’da sekülerleşmeToplumun ‘Starbuck’laşması (mı?)Ulus-devlet sisteminden küresel sisteme muhayyel cemaatler"Artık dünya böyle, biz ne yapalım?" diye soruyorlarBatı Trakya’da genç yokturGüncel Haberlerİsveç'te hastane mescidine ikinci kez ırkçı saldırıİran'ın Traktör takımı taraftarlarından Türkiye'ye destek ve taziye mesajıAlmanya darbeci Sisi'ye verilecek ödülü tartışıyor"Koronavirüsler hastalarla temastan kaçınarak engellenebilir"Müminlerin emiri: Hazreti Ali
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech