LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Bu aşırılığın sonu felakettir28 Kasım 2019Cengiz Ömercengiz.omer8@gmail.com

Çoğu Atina’da olmak üzere Yunanistan’a sığınmış veya göç etmiş ve artık vatandaşlık alarak yerleşmiş ve yerleşmeye çalışan yüz binlerce Müslüman yaşıyor. Yani göçmenler ve kimlikleri artık ülkenin bir gerçeği ve onunla savaşmak yerine onu anlamaya çalışmak en doğrusu. Ancak ne yazık ki ülkede hakim zihniyet birincisini tercih etmektedir. Konuya ilişkin raporlarda ırkçı muamele ve eylemlerin artması dikkat çekiyor.

Araştırmalara göre ülkede (Müslüman) göçmenlere yönelik müspet yaklaşım giderek kayboluyor. Yunanistan'ı göçmenlerden temizleme vaadinde bulunarak parlamentoya girmeyi başaran partiler ırkçı söylemlerle göçmen ve Batı Trakya Müslüman Türk Azınlık karşıtlığını körüklüyor. Özellikle Batı Trakya Türkleri sığınmacılar üzerinden son haftalarda açıktan hedef gösteriliyor. Önceki dönem meclise giren Altın Şafak partisi lideri ve çok sayıda milletvekilinin ırkçı saldırı ve cinayetlerle ilgili yargılanması ve hapse gönderilmesi konusu gündemdeki tazeliğini koruyor. Malum parti yeni dönemde mecliste yok, ama onu aratmayacak başka bir parti (Yunan Çözümü/Elliniki Lisi) girdi ve adeta ateşle oynuyor. İktidar partisi de söylemleriyle yangına körükle koşuyor. Bu sağduyudan uzak siyasi anlayışla ülkeyi kurtarma hevesinde olanların gözü o kadar kör olmuş ki, aslında ülkeyi batırdıklarının farkında bile değil.

Memleketteki yabancı düşmanlığı gibi aşırılıkları sadece Altın Şafak gibi örgütlere bağlamak yanlıştır. Bu, en azından meselenin altında yatan sebeplerin anlaşılmasını zorlaştırır ve hakikatler örtbas edilmiş olur. Altın Şafak ve ırkçılık bu memlekette ne kadar hakikat ise, mevcut hükümetin ve özellikle de demokrasi kisvesine bürünmüş ırkçı siyasilerin ve aydınların aşırılıkları ve ırkçılığı körükleyen tutumları da bir o kadar hakikattir.

Evet, ne yazık ki, Yunanistan’ın şu anki acı gerçeklerinden biri ırkçılık ve onun tetikçisi olan aşırı sağcı partiler, bir diğeri de ırkçılığa meydan veren ve onu körükleyen hükümetteki sözde merkez sağ partidir. Hükümetin sığınmacı sorununa yönelik düzenlemeleri ve azınlığımızı hedef alan ırkçı gösteriler endişeyle izleniyor. Vurgulamak istediğim husus, sağın merkezinden en sağına doğru şekillenen siyasi yelpazede yer alan partilerin neredeyse tümünün YDP’den türedikleri ve aynı eksende seyrettikleridir.

Yani, memlekete bela olan ırkçılığın kaynağının büyük bir kısmı memleketi kurtarmaya çalışan partinin içinden çıkmaktadır ve ırkçılığı kurutacağına ne yazık ki beslemektedir. Parti başkanının konuşmaları ve birçok bakan ve milletvekillerinin açıklamaları bunun en açık kanıtıdır. YDP, bu ülkede aşırı sağ politikanın dallanıp kökleşmesine sebep olan besleyici bir parti olmuştur. Ancak bu demek değil ki, aşırı sağ politikalar sadece YDP tarafından beslenmiştir. YDP bu işin piri, ama PASOK ve SİRİZA gibi sol görünümlü ve komünist KKE gibi siyasi oluşumlar da “milli” kaygılarla aşırılığı beslemekten ve ondan beslenmekten kaçınmamıştır.

Bu ülkede özellikle Türk ve İslâm düşmanlığı söz konusu olduğunda, en sağından en soluna kadar istisnasız bütün partiler adeta yarışıyorlar. Örneğin, Komünist partisi Batı Trakya’da Azınlık konularında aşırı sağı aratmayan tavırlar sergilemiştir.

Baştan aşağıya bütün kurum ve kuruluşlarda hâkim olan bu aşırı zihniyet ve eserleri yüzünden ırkçılıkla mücadele örgütleri, Yunanistan'da yabancı düşmanlığının giderek sistematik hale geldiği uyarısında bulunuyor. Bu zihniyet değişmedikçe ülke ekonomik ve sosyal krizlerden sağlıklı bir biçimde asla kurtulamayacaktır. Irkçılık denen “hastalığın” kökünü kazımak yeni bir zihniyetin inşa edeceği bir siyasetle mümkün olabilir. Ancak şu an bunu ortaya koyabilen irade yok. Yunanistan’ın sağı da solu da bu anlamda hasta.

Göçmenlerin ırkçı saldırıya uğramadığı, Batı Trakya Türklerinin hedef gösterilmediği bir Yunanistan istiyorsak, iktidar olacak partilerin hükümetleri ülkeyi zihinsel olarak formatlayacak kapasiteye erişmesi ve hastalıklı zihniyeti tedavi edecek bir cesarete sahip olması şarttır. Yoksa kara bulutlar ülkenin aydınlığını engellemeye devam edecektir.

Yunanistan’ın alışılagelmiş kronik aşırı siyasi kalıplarından sıyrılması aciliyet arz etmektedir. Gerek hükümetler ve gerekse entelektüeller, “Ya asimile olun, ya da defolun” gibi aşırı sağ sloganları barındıran dünya görüşü ve dar politik kalıpları aşmalıdır. Irkçı partilerin yükselişi ve parlamentoya girmesinin nedenleri araştırılıp bu hastalıklı durumun nasıl aşılacağı tespit edilmelidir. Dar siyasi kalıplara sıkışmış siyasilerin ve söylemleriyle fanatizm ve ırkçılık hastalığının şiddetini artıran Kilise mensuplarının sağlıksız tutumları, sağlıklı toplum tarafından bertaraf edilmelidir.

Ülkeyi düze çıkarması beklenen siyasi zihniyetin aşırılıktan arındırılması, ırkçı siyasetçilerin önünün kesilmesi ve sağduyulu olanların yönetime geçmesinin zaruri olduğu aşikârdır. Mevcut hükümetle bunun başarılamayacağı ortada…

Son söz: Allah sonumuzu hayır etsin!

Yazarın Diğer YazılarıYunanistan’da Türklerle yan yana oturmak dahi hainliktirYunanistan’da Türk ve İslam düşmanlığına devamBatı Trakya Türkleri kalkınmasın diye ülkeyi batırıyorlarBatı Trakya'da Türk yoktur diyenler, Türkiye'de Helenizm ile meşgulDavasına sahip çıkan Medrese öğrencilerine Azınlık sahip çıktıGüncel HaberlerGümülcineli 15 yaşındaki Nafiye Almanya’da kayıpDer Spiegel, Yunanistan'ın düzensiz göçmenleri zorla geri gönderme görüntülerini yayınladıSerrac: Libya'yı üssünüz yapmayı hayal etmeyinİngiltere Başbakanı Johnson: AB'den 31 Ocak'ta ayrılacağızİngiltere'de Johnson tek başına iktidara geldi
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech