LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
HAFTANIN İÇİNDEN KAHVE SOHBETLERİ 18507 Mart 2013Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

“KÖTÜLER KENDİLERİNE TAHAMMÜL EDİLDİKÇE DAHA ÇOK AZARLAR” Tolstoy

Bırakın azmayı, işi de daha güzel öğrenirler. Biz onlara tahammül ettikçe, zaman onların lehlerine çalışır. Sabreden derviş misali, sonunda hep gebermiş durumda olanlar da yine bizler olduk. Senelerdir bizleri hep böyle atasözleri ile kandırdılar. Faaliyet  şart artık arkadaşlar. Kalemle mi olur kılıçla mı bilinmez ama şart olduğu kesin. Öyle, yanındayım, arkandayım sözleri çok demode oldu.Biz arkandayız kelimelerinin hiçbir işe yaramadığını  seneler boyu gördük, duyduk, hatta yaşadık. Çeken bilir derler ya hep, çeken çekti zaten derdini, çamura batanın nasıl üstüne basıldığını, kendi menfaatleri için nasıl kendi insanını sattığını gördü bu millet. Zaten isyanımız sadece hükümete değil, kendi içimizdekilere de. Çünkü ne hükümetler geldi geçti bu memleketten ve biz değişmedik, dünya değişti, yollar değişti biz aynı yerde saymaya devam ediyoruz. Sonra bu hükümet bu devlet geçmişteki hatalarımızdan örnek almaz mı? Çıkardığı kanunları ona göre uygulamaz mı? Örnek mi istiyorsunuz? Dönün biraz geçmişe, Alevi’si Sünni’si, Pomak’ı Çingene’si, Gacal’ı Yoluç’u, hep biz ayırmadık mı bu insanları farklı farklı sınıflara? Biz bölücülük yapmadık mı hiç? Yaptık tabii ki. Yunanistan aynı oyunu azınlığı üçe bölmekle yapmak istedi yapamadı. Şimdi de çareyi dinimize saldırmakla bulduğunu sanıyor, fakat gerçek olan o ki işin içinedin girdiğinde senin mahallendeki veya köyündeki köy girdikten sonra, sarhoşu da dindarı da, Bektaşi’si de Sünni’si de bu olaya nasıl ve ne şekilde karşı çıkabilecekleri ve neler yapabileceklerinin farkında değiller. Böl yönet taktiğinin dinler üzerinde hiçbir zaman tutmayacağını, eski Yunan kültüründen gelen ve onların DNA’ sını taşıyanlar iyi bilir. Bu toplumların kendi dinlerine ve hatta başkalarının dini görüşlerine ne kadar saygıları olduklarını onlarla yaşayanlar iyi bilir. Meclistekiler mi bilmeyecek?

BASKI MI -, HANGİ BASKI?

Baskı olduğunda herkes birbirine destek veriyordu, asıl serbestlik başladığında olanlar oldu. Hadi ticaret tamam, komşuluk tamam ama, eğitiminden içki masasına kadar, alışverişinden eğlence merkezine kadar biz onların içinde onlar gibi yaşar olduk. Ötekileşme kelimesi, eskiden Yunan kültürünü öteki olarak görmek iken, şimdilerde kendi geleneklerini ve kültürünü yaşayan insanını, ötekileşmiş olarak görmeye kadar geldi… Suç kimin, suçu şimdi kimde arıyoruz? Seneler boyu rahatına bakmış, kendi insanını bilgilendirmemiş kişilerde mi, yoksa bize neler oldu nasıl bu kadar dağıldık diyen zihinlerde mi? Tabii ki suçu kendimizde bulabilmek için, ilk olarak kendi kültürümüzü, kendi örf ve adetlerimizi benimsememiz gerekir. Hala suçu başkalarının üzerine yıkmaya çalışıyorsak, o zaman kusura bakmayın, biz zaten çoktan kendi örf ve adetlerimizden uzaklaşmışızdır demektir… Bu durumda da tabii ki, başkalarının çıkarlarına hizmet edecek, başkalarının borazanını çalmaya devam edeceğiz. Tabii ki bu durumda işlerimize avukata havale edecek, tabii ki kendi içimizde yobazlaşarak yabancılaşmaya ve nitekim herkesi düşman görürü gibi birbirimize güvenmemeye başlayacağız. Normaldir. Ceza da bir yerlerden gelecek elbet. Bunun da bedeli bir gün ödenecek elbet…

ALTIN MADENLERİ Mİ?

Yahu gördüğümüz kadarı ile, bu madenleri ile kimsenin bir problemi yok. 10 yıldır koşanlar boşuna koşmuş. Adamlar zaten çoğu şeyi satın almışlar, parayı alan da daha fazla konuşmaya başlamış, madenlerin lehine değil yanlış anlamayın sakın, aleyhine. Çünkü ecnebi kesim, en kötü reklamın bile iyi bir reklama dönüştürülebileceğinin farkında. 20 sene 30 sene sonra ne olacak kimsenin umurunda değil. Dikkat buyurun arkadaşlar, araba alırız ya da evimize elektrikli bir ev eşyası alırız ya, her ne hikmetse hep garantisi bittikten sonra bozulurlar. Bu altın arama olayında da, ne olursa, onlar gittikten sonra olacak, onlar buradayken her şey güllük gülistanlık, bir de krize denk geldi ya, ooh var mı bana yan bakan. Geçen haftaki yorumlarıma Niyazi e-mail ismi ile bana cevap yazan arkadaşa da sesleneyim. Yazdıklarına bakılırsa sen zaten bu işin içindesin be arkadaş, benim e-mail adresime gönderdiklerinle benim beynimdeki düşünceleri değiştirebilecek veya yazdıklarını köşe yazımda kullanarak beni tuzağa düşürebileceğini sanıyorsan çok yanılıyorsun. Çünkü benim gözümde dürüst olan insan, konuşmak istediği insanın karşısına çıkabilen insandır, konuşmak istediklerini kimliğini ortaya koyaraktan konuşabilen insandır. Fakat senin için üzüldüm açıkçası, eğer bu bildiklerinle hakikaten bu işin içindeysen, bu işin uzmanı isen, o zaman bazı zehirlere benden daha önce maruz kalacağını da bilmen gerekir. Yine de uyarıların ve bilgilerin için teşekkürler. Bu konuda veya herhangi bir konuda bana e-mail atmak isteyenler olabilir, seve seve tartışabilir, seve seve yorumlar yapabiliriz. necatahmet@gmail.com

Biraz da TAYYİP ERDOĞAN

Yazımızı bitirmezden biraz önce, Yunanlı bir gazeteci olan Vaggelis Papadopulos’un, Recep Tayyip Erdoğan’ın biyografisi ile ilgili yazdığı kitabın tanıtımındaydık. Bir Yunanlı gazetecinin, Türkiye başbakanı için kitap yazması çok kişi için çok doğal olmayabilir. Zaten yazarın dediğine göre de, kendisine en çok sorulan sorulardan bir tanesi de bu imiş. Neden Tayyip Erdoğan? Cevap basit. Neden Türkiye’den başka bir gazeteci veya yazar Yunanistan başbakanları için bir şey yazmıyor?. Çünkü Tayyip’in başardığını şu an diğerleri başarmış değil. Örnek olabilsin, okunabilsin, komşuluğun ne kadar önemli olduğu anlaşılabilsin, halkı iyi tanımanın, halkın içinden gelmenin ne kadar önemli olduğu anlaşılabilsin diye Tayyip Erdoğan. Bu iltifatlara özellikle Yunanistan’da bile layık görülebiliyorsa, o zaman bu adam boş değil, bir şeyler yapmış demektir. Bu adam, adam gibi bir adam demektir. Bu adam, fakirlikten buralara, kendi gücü ve kararlılığı ile gelmiştir. En önemlisi de kendi grubu ile, ama dikkat buyurun, güvenilir ve birbirini satmayan bir grupla gelmiştir. Bu kitap, ilk olarak Yunanca dilinde yayınlanması bile benim için bir kıvançtır. Helal olsun o zaman böyle evlat yetiştiren analara, helal olsun  o zaman, böyle evlat yetiştiren öğretmenlere ve hocalara, başka bir şey demiyorum. Tarihi çok iyi bilen arkadaşım yine yorumlar yapacak bana bu yazım için ama, ona da helal olsun…

Arkadaşlar bu hafta o kadar geç kaldık ki, fıkra falan aramaya da zamanım kalmadı yazımı baskıya yetiştirmem lazım, hiç kusura bakmayın haftaya söz, size uygun, yazımıza uygun iki tane fıkra ayarlayacağım. Bu haftalık bu kadar diyorum. Haftaya görüşünceye dek, her şey gönlünüzce olsun, yüzünüz her zaman gülücüklerle dolsun. Hoşça kalın, Dostça kalın…

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerUEFA Avrupa Ligi'nde 12 karşılaşma yapıldıUEFA Avrupa Ligi'nde gecenin sonuçlarıAvrupa Parlamentosu Milletvekili bütçe nedeniyle açlık grevine başladı29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türkiye'nin Avrupa'daki birçok dış temsilciliğinde kutlandıKoronavirüs salgınında son 24 saat
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech