LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
İş yok, gösteriş var28 Kasım 2019Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Eski yıllara bir göz atıyorum, her şey daha zormuş gibi görünse de daha sağlıklı, para az olsa da mutluluk ve huzur daha fazla, teknoloji az olsa da, saygı ve güven daha fazla.

Sonra kıyaslama yapıyorum, aslında şimdi kaybettiklerimiz galiba daha fazla diyorum.

Düşünsenize çöldeki deveye döndük resmen. Nedir devenin yaptığı? Kendi kanının tadından sarhoş olmak ve farkına varmasa da kendine zarar vermek. Nasıl mı? Okuyun...

Develere çöl gemileri derler bilirsiniz. Bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür, o kadar dayanıklıdır yani. Ama bu hayvanların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır ve çiğnemeye başlarlar. Diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu devenin daha çok hoşuna gider. Nitekim ağzı kanadıkça yer deve bu dikeni ve yedikçe de kanamaya devam eder yaralar ve bir türlü tadına varamaz, ta ki kansızlıktan ölünceye kadar. Yani engel olunmazsa kan kaybından diker nalları deve. Bunun da adı Arapça’dan gelir ve ‘’Harese’’dir. Harese  hırs, ihtiras kelimelerinin türemesinde yardımcı olan kelimedir aslında. Bilinçsiz bir hırs ve ihtiras da insanın kendisini öldürür aslında ve farkına vardırmadan. Dilini kültürünü hiçe sayarak, etrafındaki insanların ezilmesine hatta ölmesine göz yumduran bu ihtiras ve gururun adıdır aslında Harese. Ve bu deve örneği de bunun en güzel anlatımıdır. Bu örneği istediğiniz her yerde kullanabilir, şimdiki hayatımızla ilgili kıyaslamalar yapabilirsiniz.

Bir de topluma ve modern dünyaya uyum var tabii ki. İnsanların duyguları sosyal medyada bir satır yazıya kaldıysa, his ve merhamet duygusu da ölmüş demektir. İnternetten arkadaş, sevgili edinen bir toplum bunu marifetmiş gibi görmeye devam ettikçe, optik kabloların sunduğu hayatı da hayat bilmeye devam edecektir. O eski günlerdeki komşuya güven, saatlerce dışarıda oynarken insanlarla kaynaşmak, büyüğe saygı, yok artık. Resmen yabancılaştırdılar insanları birbirleriyle, kopardılar o birliklerini, yalnızlaştırdılar. Kimse kimseyi tanımıyor artık, onun için de zaten güven yok oldu. Eskiden yaralanırdı çocuklar belki, ama anne korkusundan eve geri dönmemek için söyleyemiyordu, katlanıyordu acılara. İşte, bu da o dönemin çocuklarını daha güçlü yaptı, tek başına hayatla mücadeleyi öğretti. Şimdi öyle mi?

Herkes göçten bahsediyor. 80’li yıllarda başlayan beyin göçü şimdilerde ise ekonomik göç. Biri Yunanistan’ın politikasından, diğeri ise kapitalizmin orta halli aileleri fakirleştirmesinden…

Şimdi eskilere bakıp bir sormak gerek… Yurtdışında çalışanlar buradan giderken meyve ve sebzesini, turşu ve tarhanasını, kurutulmuş meyvesinden hoşafına kadar her şeyi yanında götürüyor. Bunları yapanlar kimler? Anne ve babalar, yani o eski dönemden kalan insanlar. Bunlar zaten aç kalmaz. Az ile mutlu olan insanlardı çünkü bunlar. Şimdilerde bakıyorum, ekmeğini, yumurtasını, meyve ve sebzesini market veya bakkallardan temin eden, bunları bırakın sütünü bile köye gelen sütçüden bekleyen bir nesil nasıl aç kalmayacak? Biz ilk olarak doğayı bırakmışız, doğal yaşamayı bırakmışız, toprağı kendimizden uzaklaştırmışız, sonra gidip Avrupa ülkelerinde bize göre daha az toprağa sahip yerlerde toprak işlerinde para kazanmaya çalışır hale gelmişiz. Masrafları hesap etmeden sadece alınan maaşı düşünerek burasıyla kıyaslama yapıyoruz.  Ama maalesef toplanıp bir kooperatif veya şirketle uğraşmıyoruz. Neden? Çünkü emir vermeye veya proje üretmeye değil, emir almaya ve denileni yapmaya alışmışız.

Yani artık bu sistem insanın doğa ile ilişkisini mahvetti, insanın doğa ile ilişkisi değişti. İnsan yeni bir doğa kurgusu yaptı, kendini doğanın dışına aldı, doğayı alınır satılır mal yaptı, sentetikleştirdi ve tüketime sundu. Hal böyle olunca insan kendinin de doğal bir varlık olduğunu unuttu. Ve nihayetinde kendine en çok zarar veren bir varlık olarak tarihe geçti. Az çalışarak çok kazanırım mantığı ile yürüyen insanoğlu, aslında yine kendi teknolojisi yüzünden işinden oldu, sosyal medyadan edindiği bilgiler ve satın aldığı ürünler sayesinde sağlığından oldu, kendi ürettiği kimyasal ürünlerden kendi dostlarının Azrail'i oldu. Ve neticede sabretmeyi ve şükretmeyi unuttu, bu da onun sonu oldu. Yabancılaşma ve yalnızlaşma politikasında daha güçlü olabilmek için savaş verdi ve ne yazık ki sadece güçlü olunduğunda hayatta kalabilir mantığı ile güveni mahvoldu, insanlığını unuttu. Hal böyle iken bakın biz insanlar hala nelerin peşinde koşuyoruz?

İbn-i Haldun ne demiş? Bir toplumun çöküş nedenleri; dayanışmanın yok olması, üretimin yok olması, tüketimin çoğalması, adaletsizliğin yaygınlaşması, umutların kırılması, göçün hızlanması, gösteriş ve ikiyüzlülüğün artmasıdır, demiş. Ve en kötüsü de bunların tümünü görüp de görmezlikten gelen bir toplumun olması. İşten kurtulayım derken kendi hayatını mahveden bir toplum. İş varken çalışmayan fakat her gün iş arayıp da bulamayan bir nesil.  Piyasanın isteklerine göre kendini yetiştirmeyi düşünmeyen bir topluluk. Ve tüm bunların gerçek suçlusu da, kendisinin nasıl güçlü olacağını öğretmeyen, zorluklarla tek başına bırakmayan ve her defasında en küçük bir problemde çocuğunun yanında olup onun yapması gerekenleri yapan bir aile.

Çok mu kırıcı olduk acaba? Pek sanmıyorum çünkü bu problemleri hepimiz yaşıyoruz. Onun için düşünce ve hedef aynıysa aynı yoldan yürümek için bir sorun yok demektir. Gösteriş değil iş yapma zamanı geldi de geçiyor bile. Başarılı olmak için engebeli yollardan geçilecek tabii ki, burada yorulup pes edersek hedefe tabii ki ulaşamayız.

Allah herkesi işini güzel ve dürüstçe yapanlardan eylesin…

Bu haftalık da bu kadar diyelim. Görüşünceye dek hoşça kalın dostça kalın…

Yazarın Diğer YazılarıTekrarlanan yalanlar gün gelir gerçeğimiz olurDuyarsızlaşma eşittir yalamalık...Dönme DolapGizli yeteneklerHariçten gazel okumakGüncel HaberlerEtiyopya'da Aksum Krallığı dönemine ait kayıp şehir bulunduDoğu Akdeniz'deki yetki alanlarının belirlenmesinde adaların rolüİngiltere erken seçim için sandık başındaBM'den Türkiye-Libya mutabakatına ilişkin açıklamaİdadiye Azınlık İlkokulu Aile Birliği’nden bilgilendirme
© MİLLET MEDYA 2019 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech