LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Yarının medeniyetini bugünden inşa etmek19 Aralık 2019Harun Halilharunhalilgr@gmail.com

Tarih ilmi kendisine has eğitici ve öğretici özellik taşımaktadır. Yeni olaylar öğrenmek daima insanların dikkatini cezbetmiştir. Tarih, bilim olarak insanların önüne yeni bilgiler sunmakla beraber paylaşıldıkça çoğalır, ilgi duyuldukça derinleşir, doğru bir şekilde yorumlandıkça değer kazanmakta olup gelecek kuşaklara miras olarak kalmaktadır.  Buradan hareketle diyebiliriz ki, toplumlar yüz yıllık bir misyon ve vizyon planlaması yapmayı kendilerine bir hedef olarak belirlemelidir.

Toplumlar tarihte özne olmak ile yüklem olmak arasında tercih yapmak zorunda kalırlar. Tarihte özne niteliği kazanmış ve günümüzde özne olmayı tercih eden toplumlar, gelecek yüzyıllarını tasarlamaya başlarlar ve yüzyıllar geçtikçe meyvelerini alacaklardır. Ancak tarihte yüklem rolünü tercih etmiş ve günümüzde tercih edecek olan toplumların yüzyıllık projeleri olmadıklarından diğer toplumları kendilerine ilk örnek olarak seçmişler ve seçmeye de devam edeceklerdir.

Günümüzde yaptığımız güncel faaliyetleri yüz yıl sonrasında yapacağı etkiyi hesaplamak zorundayız. Zira güncel olaylar yüz yıl sonra tarih sayfalarında yerini alacak, gelecek nesiller bugün yaptığımız hareketleri bizatihi göremeyecekleri fakat büyüklerinden dinleyecekleri ve eserlerden okuyacakları için yüz yıl önceki asrın ruhunu yakalamakta ve empati kurmakta zorluk çekeceklerinden dolayı atalarını prototip olarak alıp onların yolundan yürümeyi tercih edeceklerdir.

Bir neslin ortalama ömrü kırk yıla tekabül etmektedir. Bugünden ekilecek olan tarih ve medeniyet tohumları üçüncü neslin yarısında sonra  (40+40+20= 100 yıl sonra) yeşerip kemale erecektir. Zaman kaybetmeden bu günden itibaren şimdiden yaptığımız ve yapacağımız uygulamaların, yani yüz yıl sonrasını öngörü çerçevesinde şekillendirmeliyiz. Bunun için bir metod uygulaması gerekir. Bu metod şöyle açıklanabilir: Anne ve babalar çocuklarına karşı söyleyecekleri cümleleri çocukların bağrında tarihi gerçeklik içerecek şekilde olayları lanse etmeleri gerekir. Söz ve hareketleri giyim, kuşam ile de yüzyıl sonrasının ruhuna hitap edecek olan bir modaya dönüşmesi bir vizyonu amaç edinmelidirler ki, ancak bu şekilde uygulanan faaliyetler yüz yıl sonrası tarihe, iki yüz yıl sonra kültüre ve üç yüz yıl sonra medeniyete dönüşebilecektir.

Buluğ çağı öncesi çocuklara tarih hakkında anlatılan her kelime onların zihinlerinde yerleştikten sonra buluğa eriştikleri dönemlerde daha önce öğrenmiş oldukları tarihi bilgiler beyinlerinde bir takım çağrışımlar oluşturacaktır.  İlerleyen yıllarda çocuklar bu çağrışımlara cevap vermeye başlayacaklardır. Küçük yaşlarda öğrendikleri tarih bilgilerini kafalarında oluşan tarih, medeniyet, aidiyet ve kimlik gibi değerleri cevaplamaya başladıktan sonraki süreçte kişilikleri ve karakterleri üzerinde bir tarih şuuru şekillenecektir.

Tarih şuuruna ulaşan genç nesiller dini ve milli değerleri keşfederek bu değerleri hem kendileri benimseyip hem de kendinden sonra gelen kuşaklara aktarmayı misyon edineceklerdir. Böylelikle tarih bilinci sayesinde yarının medeniyetini bugünden inşa etmeye başlayabiliriz.

Yazarın Diğer YazılarıFransız idaresinde Batı Trakya (1919-1920)Tarihten ders alarak emin adımlarla geleceğe yürümekTarih bir çeşit ilaçtırSultan II. Abdülhamid’in İskeçe’deki İzleri 4Sultan II. Abdülhamid’in İskeçe’deki İzleri 3Güncel Haberlerİskeçe Müftülüğü yardım kampanyası başlattıIMF: Koronavirüs pandemisi benzeri görülmemiş bir ekonomik krize neden olduDrogba'dan 'aşı' tepkisi: Afrika bir test laboratuvarı değildirAlmanya ve Hollanda'da Müslümanlara hoparlörden ezan jestiTürkiye'den Miçotatakis'e 'göçmen' cevabı
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech