LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Kendine kadar Türk, kendine kadar Müslüman olacaksın, fazlası yasak19 Aralık 2019Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Çok geriye gitmeye gerek yok, Yunanistan’da 100 sene geriye gidildiğinde bile her şey apaçık ortaya çıkıyor zaten.

1919 buraların Yunanistan’a bırakılma kararının alındığı tarih. Türk nüfus % 80. Toplanan komisyonun üçte ikisi Türk, ama karar Yunanistan lehine. Çünkü o dönemler Bulgarların gaddarlığı, Türkün bitmeyen savaşları, derken o dönem için en uygunu entrikası ve kalemi kuvvetli Yunan. Hem zaten o dönemlerde Yunan da Bulgar ile anlaşamıyor, Türkler ile daha bir dost. Komşunun biri olmazsa diğeri olsun mantığı ile başlayan ve sınır bütünlüğü garantisinden sonra bozulan bir dostluk. İhtiyaç var iken dost, ayaklarımızın üstünde durmaya başladığımızda ise düşman.

Tarihi uzun uzadıya anlatmamıza gerek yok, onlar tarih kitaplarında var zaten. Bizim anlatmaya çalıştığımız gerçekler, buradaki insanların sefa ve cefaları. İnce siyasetinin kurbanları da diyebiliriz aslında.

Venizelos ve Atatürk’le başlayan barış-dostluk ve iyi niyet gösterileri, ehliyet, diploma ve benzer evraklarda Türkçe Yunanca, okul tabelalarında büyük harflerle “Türk” ifadesi, Türk kurumlarında aynı şekilde, Türklerle Yunanların birlikte top koşturduğu, aynı dernek çatısı altında oldukları dönemler.

1951 Kültür Anlaşması ve nihayetinde beklenilen eğitim. Bu dönemler 1955’lere kadar bu şekilde devam ediyor. Küçük gerilimler yaşansa da, komşuluk ilişkileri en azından iyi sayılacak seviyede cereyan ediyor.

1955 ve 1974 yılları, Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığının zorluklarının başladığı ve devam edeceği yıllar. Bir de 1967 Albaylar Cuntası var ki, o yıllar da Yunanistan’ın azınlık için daha önceden yapamadığı kanunların devreye girdiği yıllar ve ondan sonra da bugüne kadar cuntanın başlattığı uygulamaların devam edip bu günlere kadar geldiği yıllardır. Askeri yönetim istemiyoruz, ama kendi vatandaşlarımız için istemiyoruz, farklı ırk ve dinden olanlara yaşasın cunta dönemi misali bir tavır. Krallıkta yapamadıklarımızı helal olsun cunta yaptı dercesine bir sevinç.

Ve işte Yunanistan’ın demokrasi yıllarının tarihçesiKrallık döneminin başlattıklarının alabora edilmesi, ya da işimize gelenlerin kabul görmesi, ama cuntayla başlayanların baş tacı edilmesi…

1967 Selanik Pedagoji Akademisi ile eğitime vurulmaya çalışılan darbe,1983 yılında isminde Türk kelimesi bulunan tabelalarının indirilmesi ve Türklüğün artık çoğuldan tekile geçirilmeye çalışılması. Başarılı olunması durumunda da bunların farklı alanlarda da devam ettirilmesi… Çünkü kimlik inkârının devamında Lozan’a sarılan devlet, 2007 yılında ağını din alanına da kullanıma sokmaya başladı ve ağına tutulacak olan balıkları küçük olsalar da kendi hizmet ağı için kullanmaya hazır duruma getirmek için çaba verdi. İşimize geldiği kadar Lozan, işimize geldiği kadar Avrupa misali bir tavır yani…

İstenilen aslında basit... Biz istediğimiz kadar Türk, bizim ihtiyaç duyduğumuz kadar Müslüman olacaksınız diyor aslında bize, daha fazlası yok. Yani kontrolün bizde olması gerek diyor adamlar.  Kısacası, Lozan’ın işlerine gelen bölümünü okumaya ve ezberlemeye çalışıyorlar, bütününü değil. Hâlbuki önceleri Türk dostluğunu kendileri seçmiş, cunta dönemine kadar bununla iftihar etmiş, sonrasında da bunu reddetmişler. Bu biraz abdestsiz, sadece gösteriş için namaz kılmaya, oruçluyken sigara içmeye benziyor. Ne yapsanız nafile... İki tarafı kirli değnek, neresinden tutsanız nafile.

Dünya üzerinde, ben Türk’üm deyip de biz ailece Türk’üz denilemeyen tek yer de burası herhalde. Kendine kadar Türk olmak, kendine kadar Müslüman olmak, herhalde sadece Yunanistan’da geçerli özel bir durumdur. “Ne hissediyorsan osun” diyor, ama “Sadece kendin için konuş kendin için karar ver” diye ekliyor tabii. Sanki senden doğan çocuk kendiliğinden farklı bir ırka geçecek. “Mucizeler dünyası” bir memleket yani… İçten dışa farklı mesajlar, içeride yapılan farklı kanunlar. Taktik güzel, strateji gelecek için de hazır. Önemli olan biz ne yapıyoruz?

1919-1922 yıllarında Yunanistan’ın kalemine güvenenler haklı çıktı. Uzun vadede bunu zaten herkes anladı. O dönemki dedelerimizin güvenine biz de layık olmak için bizlere yapılan tüm haksızlıklara katlanmaya çalışıyoruz. Biz öyle tükürdüğümüz yeri kolay kolay yalamayız. Yeri de biz verdik sözü de. Ne o yani, sözümüz yerde mi kalsın? Şimdi katlanacaksın, emanete hıyanetlik edenler düşünsün. “Kendine kadar Türk kendine kadar Müslüman” bile olamayanlar ise bu dünyada yaşasın, çünkü öbür taraf biraz karışık. Bir tarafta sefa, bir tarafta cefa, ya da tam tersi, her şey tercih meselesi…

Bir dahaki sefere kadar her şey gönlünüzce olsun. Hoşça kalın dostça kalın.

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerEyalet Meclisi toplantıyı bugün telekonferansla yapacakYunanistan ekonomik krize rağmen hızla silahlanıyorAntonis Liakos: Macron'un İslam'a yönelik politikası saldırgan ve hakaret ediciMaske kullanmayan 438 kişiye polis ceza kestiOPEKA açıkladı: Yardım paraları yarın hesaplara yatacak
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech