LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
On parmağımızda on marifet01 Şubat 2020Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Günlerden Pazar, Karacaoğlan’da bir işim var, yolumun üstünde de Yüksek Tahsillilerin Genel Kurulunun olduğu otel.  Vay anam o ne?  3 otobüs, yüzlerce araba sanki 29 Ekim resepsiyonu var. Karacaoğlan'a varıncaya dek içim içimi yedi. İmkanı mı var diyorum içimden, Başkan bu kadar çok insanı nasıl getirebilir, bu kadar büyük kalabalık yıllardır olmadı, Hüseyin kardeşim bunu nasıl başardı diye düşünerek köye vardım, işimi hallettim dönüşte de otele uğramaya karar verdim. Uzun lafın kısası arabamı kolayca park ettim çünkü her yere sığıyor mübarek ve içeri girdim. Resepsiyondaki hanım hoş geldin beş geldin derken – Kapi mi Yüksek Tahsilliler mi dedi. Yani huzur evi delikanlılarının partisine mi yoksa genel kurula mı dedi. Yüksek tahsilliler dedim arka salonu gösterdi. O anda hayallerim suya düşüverdi. Ne güzel hayaller kurmuştum yolda gelirken, bu kadar çok insan ne iyi olmuş ya,İskeçe ve Gümülcine artık birliğin ne anlama geldiğini öğrenmişler ve bu toplumun yararı için çalışan insanlara destek olmaya karar vermişler derken, aslında bu memlekette ihtiyarların çoğunlukta olduğu, gençlerin ise yarı yolda kaldığını bir kez daha anladım. Emeklilerin çok olmasına mı yanarsın, faal olan gençlerin vurdumduymaz olduğuna mı çözemedim.

Arkadaş cümbüş veya beleş yiyecek varsa herkes orada, çıkarları var diyeceğim o da değil. Biraz günlük mü yaşıyoruz acaba bizler? Tarikatçılara kızıyoruz ama adamlar en azından birbirine destek oluyor. Aşiretlere bakıyoruz aynı. Hadi birinde korku diğerinde çıkar var olabilir ama en azından sergiledikleri tablo birlik beraberlik. Bir de bize bakıyorum içler acısı. Yahu bu tarikatlaşmanın daha modern bir ismi var 'Lobileşme'. Bu kadar zor olmasa gerek bu lobileşme diye düşünüyorum ama biz her şeyi zorlaştırmayı çok sevdiğimizden çözüm yollarını yine kendimiz kapatıyoruz ona acıyorum.

Nedir destek olmak bize göre? Depremzedelere veya fakirlere yardım etmek mi? Burs vermek mi? Yoksa sadaka ve fitre vermek mi?

Evet bunların hepsi belki de destek olmak anlamına geliyor anlıyoruz. Ama bir de farklı pencereden bakın. Esnafı ayakta tutmak için müşterisi olmak, kendi vatandaşına destek olmak için ona müşteri göndermek, okumasa bile gazete veya dergi satın almak veya radyolara reklam vermek, kooperatifler kurmak, başkalarının yapmadığı işleri yapabilmek, senin hakkını birileri ararken ona destek olmak, azınlık davası için gerekirse yollara inmek, kısacası her yerde tek ses olabilmek. İşte lobileşme budur. Her ağızdan farklı ses çıkmaz, yararımıza olan neyse o yapılır. Bunu becerebilmek için herkes üstüne düşeni en iyi şekilde yaparsa muhakkak ki herkes kazanır, toplum kazanır, azınlık kazanır. Daha fazlası da zaten can sağlığı.

Peki biz tüm bunları neden beceremiyoruz? Çok mu beceriksiziz? Tabii ki hayır. Tam tersine aslında çok becerikliyiz, on parmağımızda on marifet. Güzel bir şey olduğunda sahipleniyor, yanlış yapıldığında sıyrılmayı çok iyi beceriyoruz. İşin içinde para varsa gönüllü, gönüllülük varsa paraya ihtiyacımız olduğuna herkesi inandırıyoruz, gerektiğinde ağlanmayı, gerektiğinde ise hava atmayı çok iyi beceriyoruz, protokol olan yerde en önde, yardım gereken yerde en sonda olmayı iyi biliyoruz. Ali Cengiz veya Bizans oyunlarından her defasında nefret ettiğimizi haykırır fakat gizli gizli oynamaya bayılırız. Yapılması gerekenler zor geliyorsa, kolay olanları yapar sonra da  bayram havası yaratmaya çalışırız. Eften püften şeyleri çok büyük bir iş becermiş gibi reklam yapar, kendi yanlışlarımızı örtmek için ise başkalarını karalamayı seçeriz. Ondan sonra da kalkıp bağımsızlık taslarız. On parmakta on marifet dedik ya, yeterli değilse daha devam edebiliriz aslında, ya da siz kendinizden ekleyin artık. Bu eleştirileri  gerçekten inanarak yaparsak zaten o zaman kendimizi eleştirmiş oluruz ki bu da bizi önyargılarımızdan kurtarmış olur.

Düşünsenize 'Lobileşme' olayında Müslüman Türk ayrımı  yapılmadan, fakir zengin ayrımı yapılmadan sadece Batı Trakya için yapılacak işler, söylenecek sözler, verilecek destekler v.s. olacak.

İçinde kötülük olmayan her azınlık ferdi bu dediklerimin doğru olduğunu çok iyi bilir fakat ne yazık ki insanların arasına fitne sokmaya çalışan şeytanın oyunlarına esir düşmüş kişilerin de olduğu aşikar. Önemli olan bu kişileri her zaman azınlıkta bırakabilmek. Kime göre ve neye göre iyi olmak gerektiğini  sizler  de tabii ki çok iyi biliyorsunuz. Hayat sizin yol sizin, karar vermek de yine size düşüyor, hadi kalın sağlıcakla.

Haftaya dek her şey gönlünüzce olması temennisiyle Hoşça kalın, Dostça kalın…

Yazarın Diğer YazılarıGöç yolunda kırlangıç misali bekleyişAzınlık Eğitimi: İhtiyatlı olmak, ön yargılı olmamakYaptıklarımızla mı, söylediklerimizle mi anılmak istiyoruz?Kendine kadar Türk, kendine kadar Müslüman olacaksın, fazlası yasakİş yok, gösteriş varGüncel Haberlerİskeçe Müftülüğü yardım kampanyası başlattıIMF: Koronavirüs pandemisi benzeri görülmemiş bir ekonomik krize neden olduDrogba'dan 'aşı' tepkisi: Afrika bir test laboratuvarı değildirAlmanya ve Hollanda'da Müslümanlara hoparlörden ezan jestiTürkiye'den Miçotatakis'e 'göçmen' cevabı
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech