LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Tocqueville, sömürgecilik ve biz01 Şubat 2020Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Sömürge denince akıllara gelen genellikle Batı Uygarlığı’nın yükselişidir. Sömürgeciliğe dair algı iyi de olsa kötü de olsa işin sonunda Batı’nın lehine gerçekleşen bir durum söz konusu. Sömürgeciliğe dair olumlu veya olumsuz bir yargının oluşmasının başlıca sebeplerinden birisi de bundan bir tarafın fayda diğer tarafın da zarar görmesidir. Peki bize zarar veren her şeyi kötü, fayda sağlayan her şeyi iyi kabul etmek ne kadar doğru? Şüphesiz, bunlar dürtüsel tutumlar olmakla birlikte bir tepkisellik sonucu meydana gelmişlerdir. O halde,"sömürgeciliğin iyi olup olmadığı nereden baktığına bağlı olarak değişmektedir" diyerek bir yere varabilecek miyiz? Pek de bir yere varabileceğimizi zannetmiyorum.

Fransız siyasetçi ve düşünür Alexis de Tocqueville'in sömürgeciliğe yönelik yaptığı çalışmalar ve ürettiği fikirler ufkumuzu bir nebze açmaktadır. Daha çok Amerika seyahati sırasında niyetsiz yazmaya karar verdiği 'Amerika'da Demokrasi' eseriyle tanınan Tocqueville, bu eserinde Amerikan demokrasisinin Fransız demokrasisinden neden daha özgürlükçü (liberal) olduğuna cevap aramaya çalışmıştır. Bulduğu cevaplar bu konu itibariyle bizi pek ilgilendirmiyor ancak şöyle bir durum var ki, Tocqueville ülkesi için dertlenmiş bir şahsiyettir.

Öyle ki, Fransız Devrimi'nden sonra Fransa'nın İngiltere karşısında geri düşüp biraz da silik duruma geçmesiyle birlikte ulusun şanının nasıl tekrar yüceltilebileceği üzerine kafa yormuştur. Tocqueville "Sömürmek modern devlet olmanın şartıdır" düsturundan yola çıkarak Cezayir'deki Fransız kolonisini desteklemiştir.

İlk başlarda yönetimde sorun çıkabileceği endişesiyle Türk unsurlar ülkeden ihraç edilmiştir. Ancak, uzun yıllar Fransız idaresi bir türlü sistemini oturtamamış ve ciddi sıkıntılar yaşamıştır. Bölgenin 'barbar' Türkler tarafından yönetilmesindense, Fransa'nın o haliyle yönetmesi daha uygun görülmüş. Ne var ki, Osmanlı'nın 300 yıllık hakimiyetinde bir kusursuzluk olduğunu görür Tocqueville, hatta "bu halk eskiden geriydi ama barbar değildi, onları biz barbarlaştırdık" itirafında bulunur.

Bunun üzerine Osmanlı Modeli'nin incelenmesini savunur ama burada gözden kaçırdığı çok önemli bir nokta var. Lütfi Sunar'ın da tespitiyle Osmanlı emperyalist gayeleri olan bir devlet değildi, dolayısıyla Osmanlı modelini örnek alması anlamsız olur. Hatta diyebiliriz ki, sömürmek nasıl ki modern devlet olmanın şartıysa, o halde sömürgecilikle suçlanaduran Osmanlı Devleti'nin dönemin en modern devleti olduğunu söylemek gerekir.

İşte burada bakış açısının ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Tocqueville için sömürgecilik, bölgedeki halkı medenileştirmekti, bu yüzden de ulus eski yüceliğine kavuşacaktı. O kadar normal görüyordu ki sömürgeciliği, sömürge uğruna kan akmasını da "tatsız" gereklilik olarak görüyordu. Bu tatsızlık da ileride halk medenileşince zaten telafi olacaktı.

Fakat, dediğimiz gibi halkın medenileşmesi diye bir durum olmadı tam tersi eskisinden daha kötü duruma düştü. Buna rağmen, Tocqueville için olan olmuştu bir kere ve bundan sonra ulusun şanı bir namus meselesi olduğu için her şeyi yapmak mübah olacaktı.

Şimdi asıl meselemize geri dönelim. Tocqueville'in gözünden bakıldığında bir an sömürgeciliğin meşru olabileceğini düşünüyoruz, en azından sömürgeciliğe karşı insanlar olarak. Fakat dönemin Osmanlı Devleti'ne bakıldığında birçok sosyal bilimcinin de ifadesiyle devlet sömürgeciliğe (kapitalizme) uzak durduğu için yıkılmak zorunda kaldı.

Batı Medeniyeti öyle bir küresel sistem kurdu ki, kendisi gibi sömürgeci olamayanın gelişemediğini görüyoruz. Osmanlı gibi bir devlet ki, kendi ruhunu kaybetmemek uğruna devletin kendisi yıkıldı. Bu nedenledir ki, şu an bizde sömürgeciliğe karşı bir tepki var ama ne acı çelişkidir ki, sömürgeciliğe karşı bir eğilim de var.

Nasıl mı? Sömürgeci olmak için illa bir devlet sahibi olmaya gerek yok. Neoliberal zihniyeti -kısaca, Amerikanlaşmayı- kabul eden bir insan sömürgeci bir zihniyet taşımaktadır. Neoliberalizm, birilerinin yoksullaşmasıyla zenginleşmenin mümkün ve gayet normal olduğu bir sistem. Onlara göre yoksul olmak, yoksulların suçudur. Bunun anlamı şu: Bir otobüse yaşlı veya engelli insanların geç binip, oturmak için yer istemesi üzerine, onlara "buraya benden önce oturmamış olmanız sizin suçunuzdur" demektir. Böyle bir insan en ufak ihtimalle parası var diye önüne gelen her şeyi satın alma hakkına sahip olduğunu düşünür, tıkanana kadar yemek yemekten ictinab etmez, dininin zekat ve sadaka emrini yerine getirmesi gerektiği esnada da,-bu emri yerine getirse de- eli cebine zor gider.

Böyle bir insana patronluk verilse işçiyi, devlet verilse halkını sömürür. Süper güç olan bir devlet verildiğinde ise Ortadoğu'nun herhangi bir ülkesini, emin olun rahatlıkla işgal etmekten imtina etmez. Çünkü, ruhunu kaybetmemek uğruna yıkılan bir devletin varisi olan toplumun ruhunu kaybetmiş çocuğudur. Sömürgeciliğe karşıdır ama neoliberal bir tarzda. Nasıl ki, Amerika'da yoksulluktan şikayet eden her yoksul fırsatı bulduğunda dünkü halini unutup bizzat kendisi sömürmeye başlıyorsa, işte ruhunu kaybetmiş olan çocuk da kendisine birilerini -mikro olsun makro olsun-, bir şekilde sömürme fırsatı verildiğinde hemen başlayacaktır sömürmeye.

Diyeceğim o ki, sömürgeciliği eleştirirken, bizzat sömürgeci sistemin çocuğu olarak eleştiriyorsak, sömürgeciliğe zarar değil fayda sağlıyoruzdur. Batı, modern devlet olmak için sömürgeci olma şartıyla işleyen bir sistem üretmişken, bizim sömürge karşıtları sömürgeciliği imkansız kılacak bir sistem üzerine bırakın çalışmayı, fikir bile üretmiyorlarsa kimsenin Batı'yı "sömürüyor diye" eleştirmeye hakkı yoktur.

Yazarın Diğer YazılarıKarantina günlükleri ve birkaç notGöçmenin poğaçayla, akademisyenin de göçmenle tanışmasıDevletlerin göçmen algısını belirleyen nedir?‘Azınlık’ kavramının klasik kategorileştirilmesine bir eleştiriBatı Trakya’da sosyo-kültürel yapının bölünmesi, kutuplaşması ve dağılmasındaki iç sebeplerGüncel Haberlerİskeçe Müftülüğü yardım kampanyası başlattıIMF: Koronavirüs pandemisi benzeri görülmemiş bir ekonomik krize neden olduDrogba'dan 'aşı' tepkisi: Afrika bir test laboratuvarı değildirAlmanya ve Hollanda'da Müslümanlara hoparlörden ezan jestiTürkiye'den Miçotatakis'e 'göçmen' cevabı
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech