LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
'Bayrak bir milletin şerefidir'05 Şubat 2020Cengiz Ömercengiz.omer8@gmail.com

Neonazi suç örgütü gibi hareket eden ve bu yüzden de liderleri başta olmak üzere yöneticileri hapse atılan ve halen yargı süreci devam eden Altın Şafak partisinin elebaşlarından Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili İoannis Lagos’a tepkiler sürüyor.  

Türk düşmanı Lagos, geçtiğimiz hafta AP oturumunda bir fırsatını bularak elindeki Türk bayrağını yırtarak Türkiye ve Türk milletine menfur hakaretlerde bulundu. Ardından Türkiye’den gerek devlet nezdinde ve gerekse topyekûn millet olarak tepkiler yağdı ve yağıyor.

Aslında Lagos ve onun zihniyetindekilere en güzel cevap Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 9 Eylül 1922’de Yunan işgalinden kurtarılan İzmir’e girişinde verilmiştir. Atatürk'ün İzmir Karşıyaka'daki Yunan bayrağı ile ilgili anısını tekrar hatırlayalım. Atatürk İzmir'e geldiğinde konaklaması için Karşıyaka'daki İplikçizade Köşkü ayrılmıştı. Karşıyakalılar Atatürk’ü buraya davet ediyorlardı çünkü işgal döneminde Yunan Kralı da burada kalmıştı. Atatürk köşke geldiğinde yerde Yunan bayrağı görür ve efsane olan o tarihi konuşma yaşanır.

Gazi sormuş: 

– Nedir bu?

Halk cevap vermiş:

– Yunan Kralı bu eve girerken bu basamaklarda Türk bayrağını çiğnemişti, Paşam! …

Gazi kaşlarını çatmış ve demiş ki:

– Hata etmiş!  Ben bu hatayı tekrar edemem. Bayrak bir milletin şerefidir, ne olursa olsun yerlere serilmez ve çiğnenmez, kaldırınız!

Fazla söze ne hacet... Atatürk’ün ders niteliğindeki barış ve huzurun teminatının özü niteliğindeki bu anlamlı sözleri umarız herkesin kulağına küpe olur. Dünya bu anlayışın benimsenmesiyle ancak birbirine saygı duyar ve barış temin edilir.

** ** **

Lagos, Yunan vatandaşlarının yüzde 70'inin düzensiz göçmenlere karşı olduğunu, ülke halkının göçmenler tarafından saldırılara uğradığını iddia ederek Yunan halkını adeta kendi ırkçı görüşlerine alet etmeye çalıştı. Bu, faşist bir yalandır. Yunan halkının çoğu sağduyuludur ve savaştan kaçan mazlum göçmenlere insanca yaklaşarak acılarını paylaşmaya meyillidir. Basında sıkça göçmen düşmanlığıyla gündeme gelen ve ırkçı faaliyetlere imza atanlar sadece Lagos ve onun çarpık zihniyetine sahip olanlardır. Onların da sayısı 3 aşağı 5 yukarı bellidir. Bunlar, ne yazık ki devlet içinde anayasal olarak yerini garanti eden ve derin bir yapılanmaya sahip olan Yunanistan Kilisesi ve onun büyük bölümüne etki eden Rum Patrikhanesi tarafından desteklenmektedir. Bunların büyük bölümünün Neonazi Altın Şafak partisinin yanında durduğu ve onu desteklediği, basına yansımakta ve eleştiri konusu olmaktadır. Kilise mitropolitlerinin aşırı sağcı partilerle ilintisi, ayinlerde ve yazılarında Türkiye, Türk Azınlığı ve İslam karşıtı söylemleri gündemden düşmüyor. Medyada bu anlamda mebzul miktarda malzeme mevcuttur. Sanal ortamdaki arama motorlarında arama yapmanız yeterlidir. 

Irkçı Lagos, "Bir tarafta da Türkiye var, her istediğini yapabiliyor. Ülkemize akın akın göçmen geliyor. İşte bu Türk bayrağı, bununla ne yapılır, yırtıp atılır. Artık buna bir son vermeliyiz." dedi ve kâğıttan yapılmış Türk bayrağını yırtarak büyük bir kışkırtmaya imza attı.

Lagos’un görüşlerinin ve zihniyetinin Yunan halkının yüzde 70’i tarafından paylaşılmadığı kesindir. Çünkü öyle olsaydı şu an eski partisi Altın Şafak parlamento dışı kalmazdı. Sağduyulu Yunan halkı, daha önce ülkedeki siyasi sistemin çarpıklığı ve siyasi irade boşluğundan yararlanarak meclise girme fırsatı bulan aşırı sağcı yapılanmayı ferasetiyle meclis dışında bırakmıştır.

Evet, Yunanistan’da aşırı sağcı ve hatta sosyal düzeni tehdit edecek boyutta radikal sayılabilecek zihniyetin etkisinde kalarak hareket edenlerin sayısı az değil. Ama bunlar çoğunluk da değildir. Öyle Lagos’un iddia ettiği gibi hiç değil. Bence bunların sayısı hiçbir zaman yüzde 20’yi geçmez. Ancak ne var ki, bu oran da bir ülkenin istikrarlı barış ortamı ve huzurunu bozan bir orandır. En azından mide bulandırmaya, gündemi kirletmeye ve ülkenin istikrarını olumsuz anlamda etkilemeye yetiyor. Yunanistan ne yazık ki gerçek anlamda laik bir ülke değildir. Kilise devlet protokolünde önemli bir yere sahiptir ve aynı zamanda gerek maddi olarak ve gerekse siyasi/iradi anlamda devlet içinde çok etkili bir konuma sahiptir. Yunan halkının büyük bölümü ırkçı değildir, ama Yunanistan devlet olarak papazerkil bir yapıya sahiptir ve Kilise ve onun zihniyet babası Patrikhane, derin devletin önemli bir ayağını teşkil ettiği için devletin Türkiye ve Türk İslam düşmanlığını bir iç ve dış devlet politikası olarak benimsemesinde etkili olmaktadır. Rum Kilisesi öğretisine göre İslam ve onun yegâne hamisi Türkler/Türkiye yok edilmesi gereken en büyük şeytan ordusu olarak görülmektedir.

İşte Lagos’un cesareti bir devlet politikası olarak benimsenen çarpık ideolojinin akıl babalarına dayanmaktadır. Devlet ve hükümet yetkililerinin Türkiye, Türk Azınlık ve İslam karşıtlığının kaynağı da aynıdır. Hükümetin “ezeli ve ebedi düşmanımız Türkiye nerdeyse biz kayıtsız şartsız karşısında olmalıyız” veya “düşmanımın düşmanı dostumdur” anlayışıyla hareket etmesi buna dayanmaktadır. Her fırsatta demokrasinin ve medeniyetin beşiği olduğunu dile getiren hükümet yetkililerinin demokrasi ve medeniyetle bağdaşmayan politikaları da bu anlayışın bir tezahürüdür. Son yıllarda Yunan siyasi tarihine kara bir leke olarak yer alacak gelişmelere şahit olunmaktadır. Yunanistan, sırf Türkiye düşmanlığı nedeniyle hareket ederek, medeni dünya tarafından zalim olarak tescil edilmiş yöneticilerle ittifaklara imza atmıştır. Bunların en bariz olanları da Libya’daki darbeci ve katil Hafter ile Mısır’ın darbeci ve katil diktatörü Sisi’dir. Yunanistan’ın başbakanı ve bakanları bu halkını katleden zalim diktatörlerle kameralar karşısında sırıtarak boy boy pozlar veriyorlar. Yunanistan, dünyadaki zalim diktatörler ve onların finansörleri olan Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan ile aynı safta yer almaktadır. Bunlar şu an Müslümanların kırmızıçizgisi sayılan Kudüs ve Kutsal toprakları, bir diğer ifadeyle İslam dünyasını Siyonizm’e peşkeş çekmeyi kabul etmiş kukla Arap yöneticilerin elindedir.

Ülkemiz Yunanistan’ın izlediği “Türkiye karşıtı siyaset” ve uluslar arası konumlanması ne yazık ki bu. Bunun en azından uzun vadeli olarak menfi ve mantıki bir gerekçesi yoktur. İyice araştırıldığında daha çok bir ezeli ve ebedi bir ideolojik kine dayalı bir tercih olduğu anlaşılmaktadır. Zaten bu gerçeği sadece ben değil, uzman ve tecrübeli gazeteci, siyasi ve tarihçiler de dile getirmektedirler. “Türkiye’yi Ege ve Doğu Akdeniz’de sıkıştırmak yanlıştır. Yunanistan’ın menfaatine olan Türkiye ile ortak menfaatlere dayalı bir siyaset izlemektir…” gerçeğini dile getirmektedirler. Ancak ne yazık ki, bu doğru tespit ve çağrı Yunan devlet mekanizmasında veya siyasi aklında, yukarıda vurgulamaya çalıştığım “Rum Kilisesi” ve “aşırı sağ” etkisi nedeniyle karşılık bulamamaktadır. Yakın gelecekte karşılık bulur mu bilinmez. Anlaşılan, var olan gidişatın sonuçlarını görmedikçe ülke olarak rotamızı olması gereken yere konumlandırmayacağız. İnşallah yanılırım…

Biz Batı Trakya Türkleri olarak her zaman sağduyudan yana olmuş bir toplumuz. Güzel bir geleceğin, vatanımız Yunanistan ile Anavatanımız Türkiye’nin dost ve müttefik ülkeler olarak ortak menfaatlerde; barış, huzur, güvenlik ve zenginlik getirecek bir politikada buluşmasında yattığına inanıyoruz. Bunun olmaması için hiçbir neden yoktur. Yeter ki samimiyet ve iyi niyet olsun. Bizi birleştiren unsurlar çok daha fazladır.

İnsanların fikirlerine, inançlarına, kültür ve değerlerine saygı ve tahammül gösterebilme olgunluğuna sahip olduğu bir vatan; vatan, anavatan, ülkelerin ve insanlarının birbirinin bayraklarına saygılı olabildiği bir dünya diliyorum.

Ofis
Yazarın Diğer YazılarıNefes alamıyoruzYunanistan’da Batı Trakya Türklerine “virüs” muamelesiEzanlarımızdan ne istediniz?Yunanistan’da “(Müslüman) göçmen avı” ve ardındaki kin(din)dar zihniyetYunanistan için en büyük “tehdit” Müslüman Türk kimliğidirGüncel HaberlerVücuttaki kimyasal stresi ölçen kiti geliştiren Prof. Özcan Erel dünya listesindeKovid-19 ile kişisel bakıma verilen önem arttıToprak Razgatlıoğlu İspanya'da üçüncü olduİran'dan Türkiye'ye 'Ayasofya' tebriğiLe Monde: Erdoğan Sevr'den intikamını alıyor
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech