LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Batı Trakya’da kahve tercihinin sosyolojisi09 Şubat 2020Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Kahve, Yunanistan’da genellikle her evde her gün içilen bir içecektir. Batı Trakya halkı da Habeşistan’dan, dönemin Türkiyesi’ne oradan da Avrupa’ya ulaşarak bütün dünyaya yayılan kahve kültürünü en otantik biçimiyle sürdürmeyi başaranlardandır. Yunanistan’ın genelinde olduğu gibi bölgemizde de insanlar evlerinde günde birkaç fincan kahve içmeden yapamazlar. Peki, pişirilmek üzere alınan kahve için hangi kahveci tercih ediliyor? Bu soruya verilecek cevap görünürde görünmeyen birçok gerçeği ortaya çıkarmamızı sağlayacak.

Gümülcine’ye bakıldığında gelenek oluşturmuş birkaç kahveciden bahsetmek mümkün. İskeçe’ye bakıldığında ise gelenek haline gelmiş olmaktan öte marka haline gelmiş bir kahvecinin kahvelerinin tercih edildiği görülüyor.

Burada kahvecilerden bahsederken iyi veya kötü reklam yapmaya sebebiyet vermemek için isim kullanmayacağım ancak İskeçe’de marka haline gelmiş olan kahveci derken herkesin hangi kahveciden bahsettiğimi anlayacağını düşünüyorum.

Kahveyi tercih ederken çeşitli faktörler ön plana çıkabilir. Beklenen şey kahvenin tadı için tercih edilmesidir ancak tad unsuru bazen geri planda kalabiliyor. Bunun dışında, insan akrabası diye özellikle bir yerden kahve alıyor olabilir, kültürüne karşı beslediği sevgi nedeniyle özellikle gelenekselleşmiş yerlerden kahve alıyor olabilir veyahut marka olmuş diye kahvenin markasını alıyor olabilir. Buna benzer birçok faktör sıralanabilir, bizim buradaki meramımız ise İskeçe’de neden tad, akrabalık ve kültür gibi belirleyici unsurların neden marka unsurunun gerisinde kaldığıdır.

Bahsettiğim marka kahvecinin, Gümülcine’de şubesi var mı yok mu bilmiyorum veya şube açmayı düşünüp düşünmediğini de bilmiyorum ama eminim, Gümülcine’de şube açsa dahi İskeçe’deki gibi tutunamaz. İskeçe’dekiler ise marka kahveciden daha kaliteli ve lezzetli kahve satan on tane kahveci olsa dahi marka kahveden şaşmayacaklardır.

Ki zaten gözünü açan insan marka kahveden çok daha lezzetli kahvelerin de piyasada mevcudiyetinin farkına varabiliyor ama insan alışmış bir defa markaya. Öncelikle marka kahvenin kahvesini son yıllarda iyice bozduğunu, kahvenin içinden portakal aroması geldiğini söylemeliyim. İnsanların damak tadları tabii ki farklı olabilir ancak böyle bir uygulamayı kahve kültürü olmayan ülkelerde, insanları kahveye alıştırmak için yaparsınız. Kahveyi şekerli içenleri eleştirmek için söylemiyorum -haddim veya harcım da değil- ama kahveyi şekerli içen insana en berbat kahveyi çok kaliteli diye kakalayabilirsiniz. Kahvenin gerçek tadı onu tatlandıracak bir şey yokken belli olur.

Bu halde, marka unsuru olmadığı takdirde rakipleriyle yarışamayacak durumda olan kahveci markası sayesinde fazlasıyla rağbet görmüş oluyor. Peki bu durumun sebebi nedir? İskeçe halkı, özellikle de belli bir kesimi ne yazık ki kendini göstererek var olma derdinde. Başkasında kendimizden daha kaliteli bir şey görmeye dayanamıyor, yaşamımızın anlamını da başkalarından daha kaliteli veya markalı ürünler satın alarak inşa ediyoruz. Böyle bir halkın kültüründen ve hislerinden kopmaya başladığını da en iyi kahve örneğiyle görüyoruz.

Sırf marka (en iyisi!) diye tercih ettiğimiz kahveden gerçekten en iyisiymişçesine zevk alıyor, misafirlere o kahveden ikram edince kahvenin markasını söylemekten gurur duyuyoruz. Kahve karşısındaki bu tutumumuzla, kültürümüzle süregelen damak tadımızı kaybettiğimizi hatta o kültürümüzü önemsemediğimizi görüyoruz.

Şükür ki, İskeçe’de kahve kültürü devam ediyor ama şans eseri devam ediyor. Sırf ülkede alışkanlıktan ötürü içiliyor diye devam ediyor ve bu alışkanlığın sürdürülmesini sağlayan unsur maalesef ki, kültürel hassasiyet değil, kendini meydanda sergileme kaygısıdır.

Yazarın Diğer YazılarıKarantina günlükleri ve birkaç notGöçmenin poğaçayla, akademisyenin de göçmenle tanışmasıDevletlerin göçmen algısını belirleyen nedir?‘Azınlık’ kavramının klasik kategorileştirilmesine bir eleştiriBatı Trakya’da sosyo-kültürel yapının bölünmesi, kutuplaşması ve dağılmasındaki iç sebeplerGüncel Haberlerİskeçe Müftülüğü yardım kampanyası başlattıIMF: Koronavirüs pandemisi benzeri görülmemiş bir ekonomik krize neden olduDrogba'dan 'aşı' tepkisi: Afrika bir test laboratuvarı değildirAlmanya ve Hollanda'da Müslümanlara hoparlörden ezan jestiTürkiye'den Miçotatakis'e 'göçmen' cevabı
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech