LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Batı Trakya Müslüman Türkleriyiz ve bu hiçbir zaman değişmeyecek12 Şubat 2020Bilal Budurbbudur@hotmail.com

Mart ayında görev süresi dolan Cumhurbaşkanımız Prokopis Pavlopulos, hafta başında Yunanistan'ın Batı Trakya bölgesindeki Rodop İli’nin Maronya beldesini ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Pavlopulos'un Maronya ziyaretinin asıl amacı, bölgede bulunan antik tiyatronun Unesco dünya kültür mirasına dahil edilmesi için gerekli girişimlerin başlatılması ile ilgiliydi.

Cumhurbaşkanı, Maronya ziyaretinde kendisini karşılayan vatandaşlara belediye binasında bir konuşma yapmayı da ihmal etmedi. Pavlopulos, konuşmasının neredeyse yarısını Türkiye'ye ayırdı. Konuşmasında Türkiye ile ilgili olarak bilindik sözleri tekrar ederek Yunanistan'ın Türkiye'ye karşı asla taviz vermeyeceğini, adaların silahlandırılmasının Yunanistan'ın hakkı olduğunu, Türkiye'nin Libya ile yaptığı anlaşmanın geçersiz olduğunu, Ege'de “gri bölge” olmadığını ifade etti.

Cumhurbaşkanımız, hazır Batı Trakya'ya gelmişken, biz Batı Trakya Türklerine de aba altından sopa göstermeyi ihmal etmedi. Cumhurbaşkanımız devletimizin (Batı Trakya Türkleri ile ilgili olarak) resmi söylemini bir kez daha tekrarlama ihtiyacı hissetti; bizlere adeta kimlik dayatırcasına "Yunan Müslümanları" olduğumuzu ve "bunun hiçbir zaman değişmeyeceğini" söyledi.

Burada bir hususu kavram karmaşasına sebebiyet vermemek için açıklamak gerekiyor. Öncelikle hiçbir Yunan siyasetçinin bizler için "Batı Trakya Türkleri", "Batı Trakya Türk Azınlığı" veya "Yunanistan vatandaşı Müslüman Türkler" gibi içerisinde "Türk" kelimesini barındıran ifadeler kullandığını göremezsiniz. Nadiren de olsa "Yunan vatandaşı Müslüman Azınlık" ifadesini kullanan olduğu gibi son yıllarda "vatandaşlık" vurgusu yapılmadan doğrudan "Yunan Müslümanları" ifadesi kullanılmaktadır.

Biz, Batı Trakya Türkleri olarak hiçbir zaman bu ülkenin vatandaşı olmaktan şikayetçi olmadık. Dolayısıyla "Yunan vatandaşlığı" vurgusunun yapıldığı ifadelere karşı hiçbir önyargımız olmadı. Zaten öteden beri Yunanistan, Batı Trakya Türk Azınlığının "etnik" bir azınlık değil "dini" bir azınlık olduğunu iddia etmekte ve azınlık siyasetini bu temel üzerinde yürütmektedir. Her ne kadar bizler bu durumu kabul etmesek de, bizler için kullanılan "Yunanistan vatandaşı Müslümanlar" veya "Yunanistan vatandaşı Müslüman Azınlık" ifadelerinin hangi mantıkla kullanıldığının bilincindeyiz. Burada "etnik" bir tanımlamadan kaçınma veya uzak durma söz konusudur.

Ancak son yıllarda başta Cumhurbaşkanı Pavlopulos olmak üzere, ne yazık ki, bir çok siyasetçi ve özellikle aşırı milliyetçi partilerin kullandığı "Yunan Müslümanları" ifadesini çok daha sık duymaya başladık. Hadi canım sen de "Yunan Müslümanları" demek "Yunanistan vatandaşı Müslümanlar" demektir, ne var bunda, eyyamcılık yapma, diyenleri duyar gibiyim.

Kusura bakmayın, ama "Έλληνες Μουσουλμάνοι= Yunan Müslümanları" ile "Μουσουλμάνοι Έλληνες Πολίτες= Yunan vatandaşı Müslümanlar" arasında fark olmadığını kimse iddia edemez. Son yıllarda üzerine vurgu yapılarak, aynen Cumhurbaşkanımızın Maronya'da yaptığı gibi "Yunan Müslümanları" olduğumuzu ve "Bunun hiçbir zaman değişmeyeceğini" vurgulaması, Batı Trakya Müslüman Türk Toplumuna "etnik Yunan kimliği" dayatma gayretinden başka bir şey değildir.

Özellikle "bunun  hiçbir zaman değişmeyeceği" vurgusunu yapması, adeta "Boşuna Türk olduğunuzu haykırmayın. Yunansınız ve Yunan kalacaksınız, bu hiçbir zaman değişmeyecek, bu ülkede Türklüğünüz hiçbir zaman kabul görmeyecek" şeklinde anlaşılmakta ve bu şekilde adeta Batı Trakya Türklerine etnik Yunan kimliği dayatması yapılmaktadır. Aslında burada şunu ifade etmekte de yarar vardır: Yunanistan'da her Yunan vatandaşının etnik kökeni farklı olsa da aynı zamanda iyi bir Yunan olmayı gerektirdiği anlayışı da mevcuttur.

Hangi açıdan ele alınırsa alınsın, biz, Batı Trakya Müslüman Türkleri Yunan vatandaşıyız (etnik Yunan değil) ve ülkemizi de seviyoruz. Müslüman'ız Elhamdülillah, aynı zamanda Türk'üz ve Türk olmaktan şeref duyuyoruz. Her zaman vurguladığımız gibi ülkemiz Yunanistan ile Türkiye arasında dostluk köprüsü olmak istiyoruz ve bunun için her zaman ne gerekiyorsa yapmaya hazırız.

Hatta ben daha da ileriye giderek Batı Trakya Türklerinin bir çok Yunanlıdan daha vatanperver olduğunu ve ülkemiz Yunanistan'ı daha fazla sevdiğini düşünüyorum. Azınlık olarak bu topraklarda kaldığımız günden beri Batı Trakya Türkleri bu ülkenin toprak bütünlüğünü zedeleyecek en ufak bir harekette bulunmamıştır, ikinci dünya savaşında bazı rivayetlere göre binlerce şehit vermiştir, hiçbir zaman aşırılık göstermemiş, devlete kafa kaldırmamıştır. Batı Trakya Türklerinin tek feryadı azınlık hakları konusundaki eksiklikler ve devletin bu konudaki değişmez hatta gün geçtikçe katılaşan tutumudur.

Yunanistan, söylemlerde olduğu gibi genel olarak siyasette ve hatta uygulamada Batı Trakya Türklerine yönelik tavrını sertleştirmekte, samimi ve insani talepleri dahi göz ardı etmekte, yargı yoluyla baskıları artırmakta, temel azınlık konularında samimi adımlar atmak yerine çözümsüzleştirme hatta ortadan kaldırma felsefesini gütmektedir. Cumhurbaşkanımızın Maronya'da iddia ettiği gibi keşke ülkemiz Yunanistan dini özgürlükler ülkesi olsaydı. Gerçekten dini özgürlükler olsaydı, bugün Batı Trakya Türklerinin Müftülük diye bir sorunu olmazdı. Devlet vatandaşının taleplerine kulak verir, uluslararası hukuku ayaklar altına almaz ve yılladır milletin talebinin aksine Müftü dayatmasında bulunmazdı. Artık müftüyü de geçtik, müftü naipleri dayatılıyor. Bir yandan müftü dayatması devam ederken diğer yandan milletin seçtiği müftüler o mahkeme senin bu dava benim, yargı yoluyla sindirilmeye çalışılıyor. Son olarak bir köyde imamlık yapan bir kardeşimize de "tayinli olmadığı halde imamlık yaptığı" gerekçesiyle dava açıldığını öğrenmiş bulunmaktayız. Bu konuyu önümüzdeki hafta ele alacağız kısmetse.

Batı Trakya Türkleri istisnasız her hususta insan hakları, hukuk ve demokrasinin gereklerinden taviz vermeden mücadelesini sürdürürken çok basitçe çözülmesi gereken meselelerde dahi adeta "Ne haliniz varsa görün" anlayışındaki tavırlar devam etmektedir. Bunun en bariz örneği İskeçe'deki Azınlık Ortaokulu ve Lisesi'nde yoğun talep yüzünden son yıllarda süregelen yeni okul binası ihtiyacıdır. Bizler her türlü samimi ve yasal girişimi yapmamıza rağmen, yerel makamlar (samimiyetlerine inanarak) gerekli girişimleri yapmasına rağmen, aradan aylar geçmesine rağmen, bu konuda hiçbir adım atılmadığını, hiçbir gelişmenin olmadığını görmek elbette ki insanı farklı düşüncelere sevk ediyor. Uzaktan bir el bu konuda hiçbir adım atılmamasını emrediyor adeta. Siz istediğiniz kadar çırpının diyor adeta.

Toparlayacak olursak; Yunanistan'da Batı Trakya Türklerine yönelik bakış açısının değişmesi ancak kafaların değişmesiyle mümkün olur. Bu değişimin bir gün mutlaka gerçekleşeceğine olan inancımızı muhafaza etmekle birlikte, bunun yakın gelecekte olabileceğini iddia etmek biraz güç gözüküyor. Zira Cumhurbaşkanı gibi, bir devletin zirvesinde olup topluma örnek olması gereken şahıslar dahi söylemlerinde baskıcı ve dayatmacı kavramları kullanmaktan çekinmiyorsa, daha kat edilecek çok mesafe var demektir.

Elbet bir gün Yunanistan Türk düşmanlığı ile bir yere varamayacağını anlayacak, elbet bir gün Batı Trakya Türklerinin varlığının bu ülkenin bir zenginliği olduğu, Türklüğümüzün kimsenin Yunanlılığına bir zararı olmadığı anlaşılacaktır.

Cumhurbaşkanı olsa dahi, hiç kimsenin başkasına kimlik dayatmaya hakkı yoktur. Bizler "Etnik Yunan Müslümanları" değiliz. Yunan vatandaşı Müslüman Türkleriz. Böyle doğduk, böyle yaşıyoruz, bundan sonra da böyle yaşayacağız ve bu hiçbir zaman değişmeyecek, Allah'ın izniyle kıyamete kadar böyle devam edecektir.
Ofis
Yazarın Diğer Yazılarıİskeçe'de artan “vakalar” ve “cehalet terörü” ile geldiğimiz noktaBatı Trakya Türklerini "yok sayma" ve "inkâr" siyaseti devam ediyorEzanların yasaklandığını söyleyenler hangi akla hizmet ediyorCumhurbaşkanı Pavlopulos Batı Trakya Türklerinden özür dilemelidirOkullarımıza sahip çıkmak, geleceğimize sahip çıkmaktırGüncel HaberlerVücuttaki kimyasal stresi ölçen kiti geliştiren Prof. Özcan Erel dünya listesindeKovid-19 ile kişisel bakıma verilen önem arttıToprak Razgatlıoğlu İspanya'da üçüncü olduİran'dan Türkiye'ye 'Ayasofya' tebriğiLe Monde: Erdoğan Sevr'den intikamını alıyor
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech