LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Yargı yolu ile baskılar sürüyor26 Şubat 2020

Millet Gazetesi Başyazarı Feyzullah Hasankahya'ya yeni bir dava açıldı. Hasankahya'nın 2017 yılının mart ayında kaleme aldığı "25 Mart Batı Trakya Müslüman Türkleri için bayram mıdır?" başlıklı yazısı ile “Halkı şiddete veya nefrete tahrik etmesi” suçlamasıyla İskeçe Savcılığı tarafından ceza davası açıldı.

Haber/Analiz: Cengiz ÖMER, Bilal BUDUR

Batı Trakya Müslüman Türklerine yönelik baskılar durmak bilmiyor. Batı Trakya Müslüman Türklerinin seçtiği müftülere ve din görevlilerine yönelik mahkemeler devam ederken, Batı Trakya Türk basınına yönelik davalara da yenileri ekleniyor. Gazetemizin yazar ve yöneticilerine yönelik daha önce başlatılmış mahkeme süreçleri devam ederken, bu kez Millet Gazetesi Başyazarı Feyzullah Hasankahya hakkında İskeçe Savcılığı tarafından yeni ceza davası açıldı. Dava, 5 Mayıs 2020 Salı günü İskeçe Üç Hâkimli Ceza Mahkemesi'nde görüşülecek.

Feyzullah Hasankahya'ya gönderilen iddianamede Mart 2017'de kaleme aldığı "25 Mart Batı Trakya Müslüman Türkleri için bayram mıdır?" başlıklı yazısı dolayısıyla "Halkın şiddete veya nefrete tahrik edilmesi başlık ve 927/1979 sayı ve tarihli kanunun 1. maddesi" uyarınca "Basın yoluyla ırk veya etkin köken ile tanımlanan bir grup veya kişiye karşı ayrımcılığa, nefrete veya şiddete neden olabilecek eylemler" suçlamasıyla yargılanması öngörülüyor.

YARGIDA ÇİFTE STANDART: YORGO’YA BAŞKA, MEHMET’E BAŞKA

Gerek ulusal, gerekse yerel basında Batı Trakya Müslüman Türklerine yönelik her türlü ayrımcılığa, nefret ve şiddete sebep olabilecek haberler sıklıkla yer alığı halde bugüne kadar bunların yargılanması söz konusu olmamıştır. Geçtiğimiz aylarda İskeçe'de Mahitis gazetesinin sahibi Papadopulos, Milletvekili Hüseyin Zeybek'in şikâyeti üzerine yargılanmış, şahsı ve azınlıkla ilgili haberde kışkırtıcı yanlış bilgilere yer verdiği ortaya çıkmasına rağmen mahkeme heyetinin sonsuz merhametine mazhar olarak suçu cezasız kaldı.

Yunanlı basın mensupları söz konusu olduğunda Yunanistan yargısının merhamet duyguları ön plana çıkarken, Türk basını söz konusu olduğunda davaların ardı arkası kesilmiyor. Millet gazetesi bu anlamda en çok baskıya maruz kalan Batı Trakya'daki Türk basın kuruluşlarından bir tanesidir. Gazetemize yönelik bugüne kadar açılan davlarda gazete sahiplerine ve yazarlarına birçok kez hapis, ayrıca gazeteye ve sahiplerine yüz binlerce euroluk tazminat cezaları verilmiştir. Verilen cezalar neticesinde gazetenin ve sahiplerinin banka hesapları haczedilmiştir.

Yeni açılan davalarla da gazete yazarlarına yönelik baskılar artırılmaktadır.

Yunanistan, Batı Trakya Türkleri söz konusu olduğunda, köhneleşmiş azınlık siyasetini acımasızca uygulamaktadır.  Türk Azınlığının hak talep ettiği hemen her alanda kısıtlama ve baskılar devam etmektedir. Buna basın da dahildir.

GAZETECİLİĞİN GÖREVİ SADECE GERÇEKLERİ AKTARMAKTIR: GERÇEKLER BAZEN ACIDIR

Feyzullah Hasankahya "25 Mart Batı Trakya Müslüman Türkleri için bayram mıdır?" başlıklı köşe yazısında, dış güçlerin emelleri doğrultusunda bazı isyancı gruplar tarafından 1821 yılında Osmanlı devletine karşı başlattığı isyan ve neticesinde bağımsızlığına kavuşması sürecini irdeleyerek günümüze dek bazı tespitlerle değerlendirmelerde bulunmuştur. Elbette bu tespit ve değerlendirmelerin herkesin beklentilerini karşılaması beklenemez. Zaten ciddi yazılar bu doğrultuda yazılmaz. Hiçbir yazar herkesin hoşuna gidecek yazılar yazamaz. Hiçbir yazar, yazdığı yazının kime ne kadar etki edeceğini, kimi hangi düşüncelere sevk edeceğini, toplumun hangi kesiminde hüzne veya nefrete sebebiyet vereceğini belirleyemez. Yazar ve haberciler sadece gerçekleri aktarır. Amacı gerçekleri ortaya çıkarmaktır. Kimler gocunur veya kimler hoşlanır diye düşünmeden sadece görevini ifa eder. Nefret gibi duygusal tepkilerle hareket eden toplumlar gelişmemiş toplumlardır. Bu az gelişmişliğin aşılması ise gerçeklerin araştırılarak ortaya çıkartılması, yazılması ve toplumlarca okunarak benimsenmesi ile mümkündür.

HAKSIZLIĞA MARUZ KALAN BİZ, AMA SUÇLU İLAN EDİLEN YİNE BİZ

Batı Trakya Müslüman Türkleri, bir Osmanlı bakiyesi olarak 1923'te Türkiye ve Yunanistan tarafından imzalanan Lozan Barış Anlaşması ile hakları garanti altına alınarak Yunanistan sınırları içerisinde kalmış bir millettir. Batı Trakya Müslüman Türkleri, o günden bugüne Yunanistan'ın bağımsızlığına yönelik hiçbir olumsuz tavır benimsememiştir. Ancak buna rağmen sürekli olarak özellikle cunta döneminden itibaren devlete karşı bir “tehdit unsuru" olarak gösterilmiştir.

Batı Trakya Türkleri hangi alanda olursa olsun, hak ve özgürlüklerini dile getirdiği zaman Yunan devleti, kamuoyu ve basını tarafından devletin varlığına yönelik tehdit unsuru olarak gösterilmektedir. Haksızlığa uğrayan Batı Trakya Türkleri, Yunanistan makamlarınca hep haksız gösterilmektedir. Bunun yanında baskı ve kısıtlamalar da sürmektedir. Neticede haksızlığa uğrayan azınlık, ama haksızlıkla suçlanan yine azınlık oluyor.

ADALET MEKANİZMASI BİR BASKI ARACI OLARAK KULLANILMAKTADIR

Batı Trakya’da, son yıllarda baskı yoluyla susturma ve sindirme yöntemleri daha çok ön plana çıkmaktadır. Özellikle Türk basını ve yazarlarına karşı yargı yoluyla baskılar artmaktadır. Feyzullah Hasankahya'ya açılan son ceza davası da bu minvaldedir. Bu şekilde adalet mekanizmasının bölgemizde adeta bir baskı aracı olarak kullanıldığı görülmektedir.

Feyzullah Hasankahya'nın yazısındaki değerlendirmeler elbette ki birilerinin hoşuna gitmemiş olabilir. İddianamede Hasankahya'nın yazısının halkı (Trakya'daki Müslüman ve Hıristiyanları) kin ve nefrete teşvik edebileceği iddia edilmektedir. Ancak belirtilmelidir ki, Hasankahya'nın tarihi tespit ve değerlendirmeleri ismini duyduğunda bile Türk kimliğinden nem kapan bazı aşırı sağcı kesimlerin (parti, milletvekili, örgüt vs.) hoşuna gitmiyor diye bu şekilde bir iddianame ile dava açılması ifade özgürlüğüne vurulan bir darbedir. Zira gerek ulusal basında gerekse yerel basınında Batı Trakya Türklerine yönelik çok ağır ithamlarda bulunan kışkırtıcı ve tehlikeli haber ve yazılar sıkça yer almaktadır. Ancak bunlarla ilgili (muhtemelen 'ifade özgürlüğü!' göz önünde bulundurularak) yargı süreçlerine gidilmemekte veya gidilse de  “basın hürdür, kısıtlanamaz” gibi gerekçelerle demokratik tahammül örnekleri sergilenmektedir.

HEDEF, AZINLIĞIN SESİ KULAĞI OLAN TÜRK BASININI SUSTURMAK

Bu şekilde düşünüldüğünde, Batı Trakyalı Türklerin basını, yazar ve düşünürlerinin hiçbir konuda konuşup yazmaması gerekir (ki, uygulanan çifte standartlara bakıldığında amacın bu olduğu anlaşılıyor). Zira bu memlekette "Müslüman Türk" olduğunu söylemek bile suç sayıldığından bu mantıkla halk kin ve nefrete rahatlıkla teşvik edilebilir. Devlet de bu ürettiği kin ve nefretin önlenmesinin çaresini Batı Trakya Türk kimliğinin inkarında bulmuş. Zaten sorunun ana kaynağı devletin Batı Trakya Türklerinin kimliğini inkâr etmesinden kaynaklanıyor. Bu inkâr zihniyeti ve siyaseti devam ettiği müddetçe de, gerek Batı Trakya Müslüman Türklerinin seçtiği müftülere, gerekse Türk Azınlık basınına yönelik suçlamalara son verilmesi beklenmemektedir.    

HEP BİRLİKTE GELECEK VAADEDEN GÜÇLÜ BİR ÜLKE İNŞA EDEBİLİRİZ

Dikkatle ve hakikate ulaşma niyetiyle okunduğunda, başyazarımız Feyzullah Hasankahya’nın dava konusu olan yazısının aslında ülkedeki farklı kökenlerden oluşan halkın birlik ve beraberliği için yazıldığı anlaşılacaktır. Tarihi gerçekleri saklayarak veya çarpıtarak gerçek bir geleceğin bina edilemeyeceği, inkâr edilemez bir gerçektir. İnkârcı devlet politikaları da ancak bu gerçekle sonlandırılabilir. Yalanlar üzerine inşa edilen tarih, toplumları ayakta tutmaz. Çünkü, yanlış başlangıcın sonu da yanlıştır. Yanlış sapılan yolun sonu da sapıktır. O yüzden devletin milletine tarihi doğru anlatması lazımdır. Millete yalanlarla, fantezilerle özgüven kazandırılamaz. Çünkü asla sonsuza dek saklanamayan yalanlar bir gün mutlaka ortaya çıkınca, halkın özgüveni yerle bir olur. Hayal kırıklıkları onarılmaz olur.

Unutulmamalıdır ki, temeli doğru atılmayan bina yıkılmaya mahkûmdur. Millet Gazetesi ve yazarlarının başlıca amacı da yıkmak değil, idrak yoksunu şuursuzların sebep olduğu yıkımları önlemektir. Gazete ve yazarlarının hedefi, öncelikle hizmetinde bulunduğu Türk Azınlık Toplumunun, bağlı olduğu ülkesinin farklı kökenlere ait halklarının birlik ve beraberliğinin pekişmesine, ülkeler arasındaki dostluğa köprü olmak ve nihayetinde bölge ve dünya barışı ve huzuruna katkıda bulunmaktır.
Diğer Haberlerİskeçe Müftülüğü yardım kampanyası başlattıIMF: Koronavirüs pandemisi benzeri görülmemiş bir ekonomik krize neden olduDrogba'dan 'aşı' tepkisi: Afrika bir test laboratuvarı değildirAlmanya ve Hollanda'da Müslümanlara hoparlörden ezan jestiTürkiye'den Miçotatakis'e 'göçmen' cevabı
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech