LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Göç yolunda kırlangıç misali bekleyiş14 Mart 2020Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Baharda gelen kırlangıçlar misali bir göç yaşanıyor şu anda Yunanistan’da.

Türkiye'nin 'Kapıları açıyoruz, isteyen Avrupa yolunu tutabilir' söyleminden sonra binlerce kişi sınır bölgesine konuşlandı. Tabii Avrupa’nın korkusu, bu insanların  yine kırlangıç misali yuvalarının parçalanması gibi hayallerinin parçalanmasına sebep oldu. Nereye yuva yapmaya çalışsalar yerleri pisletirler korkusuyla yuvaları yıkıldı. Yuvalarını başlarına yıkmaya çalışan aslında Avrupa, Yunanistan sadece bir koridor. Ama maalesef Yunan halkı bu şekilde bilgilendirilmediği için Avrupa’yı koruma uğruna, sınırlarımız ihlal ediliyor diye sopaları, silahları eline alıp sınır bölgesine hücum etti.

Kırlangıç işte, elinde silahı yok, sopası yok, tek düşüncesi bir yuva kurabilmek ve yavrularını orada doğurup büyütmek. Aman Allah’ım, Avrupa zaten bundan korkuyor, tir tir titriyor. Yuva yetmedi bir de yavru mu çıktı başımıza. Olmaz olamaz, bu işi biz elimizi kirletmeden paramızla yaparız dedi ve bastı parayı. Parayı veren düdüğü çalar misali ilerledi işler de, bu gönüllü halk nereden çıktı. O zaman bu gelecek olan paralar nereye gidecek?

Yahu anlamadığımız olay da zaten sivillerin böyle tehlikeli bir bölgede ilk sırada polis ve askerle ne işi olduğu? Arkadaş ortalık gönüllü dolu anladık da, bunların içinde delisi de var milliyetçisi de manyağı da. Peki bunlara nasıl güvenilir, en küçük bir yanlışta ateş körüklenmez mi?

Parmağı tetikte binlerce insan, diğer tarafta da kaybedeceği hiç bir şeyi kalmamış bir sürü zavallı insan. Avrupa sevdası, Avrupa’nın korkusu olmuş durumda ama onlar farkında değil. Ta ki sınırı bir şekilde geçip günlerce yollarda, korkuyla, panikle yollarına devam ederken başlarına gelenlerden sonra akılları başlarına geliyor.Bakın sığınmacı diyoruz, normal şartlarda Avrupa yolunda hem Avrupa İnsan Hakları maddelerinden, hem de Cenevre sözleşmesinden yararlanmaya hakkı olan insanlar bunlar. Ama gelin görün ki, yollarda paraları, telefonları, hatta yiyecekleri çalınmış insanlar bunlar. Yürümekten ayakları şişmiş, korkudan paniğe kapılmış küçücük çocuklar. Almanya’da akrabalarımız var diye yollara çıkan, fakat bu ilerleyiş yolunda aslında istenmediğinin farkına varan ve nihayetinde merhamet ile menfaatin arasındaki farkı daha iyi anlayan  insanlar bunlar. Demokratik bir Avrupa hayal eden, tanıdığında ise dikta demokrasisinin farkına varan bir sürü insan.

Bu insanlar hastalık getirecek, bu insanlar İslam’ı getirecek, bu insanlar felaketi getirecek diye yapılan politikalar sonunda halkı da sahaya indirmekle hedeflerine ulaştılar. Halbuki hastalık İtalya’dan sınırları aştı ve buralara ulaştı. Ama ne olursa olsun, bu felaketin unutulması için dikkatlerin başka yere çekilmesi şarttı. Şimdi paralar gelmeye başladığında ise koronavirüs tavan yapar ama onun da icabına bakarız alimallah çünkü onun için de 25 milyar ayrıldı. Kırlangıçların yuvaları ise yerleri pisletiyorlar diye yıkılmaya devam ediyor. Ama çok kişi kırlangıç ordusunun neler başarabileceğini bilmez ya da bilmek istemez.

Miçotakis Hükümeti halkını çok sevdiği için sığınmacıların geçişine izin vermiyor, ama halkı istemediği halde kapalı göçmen kamplarını inşa etmeye devam ediyor. Bu ne sevgi ah bu ne ızdırap?  Hayır mesele sadece para kopartmak olsaydı o zaman sınırları açıyorum diyerek daha fazla para kopartırdı. Gerçi öyle de olmuş olabilir, ince siyaseti biz nereden bileceğiz Allah aşkına? Bizim bildiğimiz Avrupa yolunda binlerce insanın gerçekleri gördüğü, binlerce insanın Yunanistan’da kalmak istememelerine rağmen mecburi olarak sınır boyunda tutulmaları ve nitekim bir yuva bile kurmalarına izin verilmemesi. Sonra yuvasız kuşlar misali yavrular yollarda büyümeye, savaşın veya diğer zorlukların içinde olmaya devam ediyorlar. Almanya’da bu durumda hemencecik yardım elini uzatıyor ve verin o çocukları biz yetiştirelim diyor, ama ergenlik çağına ulaşmamış olanlarından bahsediyor. Vay be , gözlerimiz doldu, beynimiz tavana vurdu. Bu ne fedakarlık?

Tabii tüm bunların yanında gündemi değiştirmek için yüzlerce farklı şeylerin de çıkması, ilerleyen günlerde çok muhtemel. Yapılan yanlışlarla yaraların sarılmaya çalışılması her ne kadar yanlış ise de, bunu bizlere çok güzel bir şekilde yanlış haber ve vaatlerle süsleyen ince bir siyasetle beceriyorlar ve maalesef  halkın belki de yarısından fazlası, bu süslemelere bayılıyor. E tabii delikanlılıkla ve verilen gazla Bağdat’a kadar giderler artık.

Ne diyorum ben yahu ne sayıklıyorum? Şimdi sığınmacı, mülteci, göçmen sırası mı? Biz şimdi insanlığımızı dolaba kapatıp şeytanlığımızı ortaya çıkardık, biz şimdi kırlangıçlara düşman, leyleklere aşık olmaya başladık. Onlar için yuvalar hazır bekliyoruz ama, Allah’ın ordusundan bihaberiz. Çünkü mazlumu da, ihtiyaç sahibini de gören o, gerektiğinde yardımını esirgemeyen de yine O’dur…

Bahar geldi, kırlangıç sesleri de duyulmaya başlayacak inşallah.

Bu haftalık da bu kadar. Kalın sağlıcakla.
Ofis
Yazarın Diğer YazılarıMendeburlar dünyasıAzınlık Eğitimi: İhtiyatlı olmak, ön yargılı olmamakOn parmağımızda on marifetYaptıklarımızla mı, söylediklerimizle mi anılmak istiyoruz?Kendine kadar Türk, kendine kadar Müslüman olacaksın, fazlası yasakGüncel HaberlerVücuttaki kimyasal stresi ölçen kiti geliştiren Prof. Özcan Erel dünya listesindeKovid-19 ile kişisel bakıma verilen önem arttıToprak Razgatlıoğlu İspanya'da üçüncü olduİran'dan Türkiye'ye 'Ayasofya' tebriğiLe Monde: Erdoğan Sevr'den intikamını alıyor
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech