LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
HAFTANIN İÇİNDEN KAHVE SOHBETLERİ 19126 Nisan 2013Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

Bir rüya gördüm, anlatsam mı anlatmasam mı bilemedim şimdi! O kadar çok kişi sığmışız ki bu rüyaya, anlatmamak elde değil, bu azınlığa haksızlık olur düşüncesindeyiz. Rüya fotograflarla başlıyor, Atina’nın Akropolis’i derken birden meclise geçiyorum. İçerisi kalabalık ama, dışarıda da içerdekilerini bekleyenler var. Aniden gölge misali şekiller canlanmaya başlıyor. O ne, Hacıosman abim kardeşlerini bekliyormuş meğer, İmamoğlu ile Sait kardeşlerini. Bakanlardan milletvekillerine kadar, sekreterinden neredeyse başbakana kadar bir dolaşmak ki sormayın. Konuşmalarını duymaya çalışıyorum rüyamda ama nafile, sanki hepsi bir ağızdan konuşuyor, frekanslar karışıyor uykumun içinde. Sanki azınlığa karşı açılımla ilgili bir şeyler duyuyorum, vakıflar, müftülük derken camilerle ilgili bir şeyler de konuşuluyor sanki. Bir ara kaçak yapılarla ilgili kanunu konuşurken duyuyorum Hacıosman abimi, bakan da sekreterine ha bire emir veriyor, bunlar olsun, şunlar yapılsın diye. Nasıl bir rüya ise zaman çok hızlı ilerliyor.Yukarıda saydığım abiler evlerine giremeden boy boy fotografları çıkıyor internette. Sadece bununla bitse iyi, millet merak içinde neler oluyor bu memlekette diye düşünürken, imamları ve din hocalarını belirleyecek komisyonlar oluşturulup hemen basına veriliyor. O da ne, Dimar dostu kişiler de komisyonun içinde, yoksa bu İlhan Ahmet’e bir mesaj mı? Devlet bakanının oynamaya çalıştığı bir oyun mu var yoksa? Zaman su gibi akıp gidiyor rüyamda. Komisyon kendini ispat etmeye çalışıyor, devlet okullarına hocaları tayin etmekle uğraşıyor. Tamam adamlar işini yapıyor da biz bu komisyonun iş tuttuğu günlerde imamları karıştırdık, kim kime ait, kim kimin adamı, ismi nerede geçiyor karıştırdık kaldık. Halk imamlara öfkelenmeye başladı, bir oradan bir buradan bir de tarladan derken “Yeter” diye haykırmaya başladı halk. Biz komisyona tepki olmasını beklerken halkın güvendiği dağlara karlar yağmaya başladı. Sanki bir devlet memurluğu eksikmiş diye isyan etmeye başladı halk. Vay anasını sayın seyirciler, tam ortalık karışmaya başlarken müftülük seçimleri ilan ediliyor, müftüler seçimle, başmüftü atanarak. Adamlar müftünün yargı hakkına sahip olabilmesi için mecliste yeni bir kanun bile çıkartmışlar. Herkesin kafası karmakarışık. Başmüftülüğe koyulan kişiyi görmeye çalışıyorum, Hacıosman’a da benziyor ama kafasındaki kavukla ayıramıyorum. Derken altın yağmaya başlıyor havadan, sanki bir kutlama var, sanki müftülük seçimlerinde hak yerini buldu diyerekten altın dağıtıyorlar millete. Meğerse altın madenlerinin başına İmamoğlu’nu getirmişler, o da kutlamasını bu şekilde yapıyor. Altınla kalsa iyi, meyve ve sebzeler de de uçuyor şehrimizde, özellikle de yaka bölgesi. Kooperatif başkanı Sait abimiz, borçları sildirmiş, kooperatif uçuyor. Gürcistan, Rusya, Almanya, Fransa sırada bekliyor taze meyve ve sebzeleri. Her şey çok iyi çok güzel de, imamların biraz rahatı bozuluyor müftülük seçimleri ve başmüftünün atanmasından sonra. Karar çıkıyor, bundan böyle imamlar ve öğretmenlerimiz Lozan antlaşmasına göre halk tarafından ödenecek, icabında boş zamanlarında da istediği işle uğraşabilirler diye. Oturduğu ev cemaatten, elektrik ve suyu da müftülükten ödenecek diyor yeni alınan karar. Hatta interneti bile. Amaç teknolojiden de yararlansın din adamları. Halk böylelikle sakinleştiriliyor sadece, başka türlü o imam senin o imam benim kargaşasıyla yüzlerce parçaya bölünecekti bu azınlık. Rüyamda her şey çok kolay hallediliyor da, gerçekte ne olacağı bayağı bir merak konusu. Allah önümüzü rüyamdaki gibi açık ve hayırlı eylesin. Amin...                 

Not: Rüyamız, rüya tabirleri kitabında araştırılabilir, bilgiler toplanıp da tahminler yapılabilir.

Halk tepkiliymiş. Neye tepkili? Hükümet şimdi camilerimize girmek istediğinden. Tepki böyle olmaz arkadaşlar. Tepki mitinglerle olur, yürüyüşlerle olur, yol kapatmaklarla olur, kısacası toplu halde olur. Biz hangi topluluktan bahsediyoruz? Ne zaman nerede, sadece bedava yemek verildiğinde, gezilerde ve festivallerde mi? Bu hak aramak değil ki, bu eğlenmek, gönlünü eğlendirmek ve mideyi doldurmak. Ya cep ne olacak? Toplu savaş verilmezse ne mide ne de cep dolacak. Şahsi çıkarları düşündüğümüz andan itibaren olay zaten bitmiştir bizim için. Anadolu ünüversitesinde açık öğretimde tüm bölümlerde tahmini 44 kişi var iken ilahiyatta 144 kişi var. Ne yani bu memlekete sadece din adamı mı lazım, yoksa gelecek orada diye milleti galeyana getirenler mi var? Ya hayaller gerçek olmazsa, aynen eski yıllarda olduğu gibi? O zaman bu düş kırıklığına uğrayacak gençlik ne yapacak? Zaten kötü alışkanlıklara küçük yaşta başlamaya başladılar, zaten anne baba kendi derdinde, çocuklar kendi derdinde, o zaman bu vatanı bu azınlığı üstlenecek gençleri kim yetiştirecek, bu gençler kimlerden örnek alacak? Koltuklarını kaybetmek istemeyenlerden mi, bir oy uğruna yanındakileri satanlardan mı? Arkadaşlar durumumuzun daha kötüye doğru gittiği aşikar. Artık çıplak gözle görülebilir şekilde. Eğitim konusunda da anaokulları problemi meselesi patlak verdiğinde savaşını verenler çok azdı belki ama, onlara destek verenler kaç kişiydi? Tepkiler neydi, sadece kınamalar mı?  240 imam yasası ek düzenlemelerle karşımıza ikinci kez geldiğinde verilen tepkiler kınamaların ötesine gitti mi? Gittiyse de ne kadar etkili olabildi? Ama İskeçe’de ırkçılığa karşı yürüyen binler, bu kanuna tepkilerini onbinlerle gösteremez miydiler? Öncü olanlar ortaya çıktığında bizim halkımız takip etmesini biliyor, aynen düğünlerde ilk kişinin piste çıkanı beklemeleri gibi bir şey bu işte. Öncülük yapacak olanlar nerede? Haklarımızı savunacak, halkını ezdirmeyecek liderler nerede?

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Türkiye’nin her yerinde çoşkuyla kutlandı. Trakyamızın incisi Edirne’de değişik ülkelerden gelen çocuklara ev sahipliği yaptı. BTYTD de bölgemizden bazı öğrencileri göndermek için öncülük yapmış iyi de yapmış. Sadece Türkiye gazetelerinde haberlerde, çocukların toplu çektirdikleri fotograflarda, yapılan  resmi geçitte bizim çocuklar nerede diye bayağı bir aradım, belki de ben göremedim ama, Batı Trakya veya Yunanistan yazılı bir tabela göremedik. Biz oraya muhakkak azınlığımızı temsilen katılıyoruz kabul de, benim diğer ülkelerden gelen çocukları, ellerinde tabelalarla veya bayraklarla gördükten sonra benim azınlığımın çocuklarının bir kenarda öksüz gibi durmalarına canım sıkılıyor abi. Sonra başka bir haber görüyorum, Edirne’deki Yunan konsolosluğu Yunan ezgilerini Edirne ile tanıştıracak diye. Hem de bütün bir gece halk ve eğitim merkezinde çoşkuyla kutlanarak, 23 Nisan hatırlanarak. Peki biz orada kimi temsil ediyoruz, Yunan ve Türk bayrağını birlikte barış amacı ile taşıyamıyorsak en azından Yunanistan Batı Trakya Türkleri tabelası taşıyalım, Yunanistanda Türk olduğunu diğer ülkelerdeki çocuklara da gösterelim, reklam edelim. Hatta gerekirse Yunan öğrencileri ile birlikte bir grup kuraraktan, tüm gazete ve televizyonlara iyi bir örnek oluşturararktan. Çünkü senelerdir yapamadığımız ve kendimizi Anavatanda bile son zamanlarda tanıtmayı becerebildiğimiz reklama, hakikaten ihtiyacımız var, bu da sadece bizim uğraşımızla olur, başkasının uğraşları ile değil. Türkiye’de iken bana gelip te Türkçe biliyormusunuz dediklerinde, Yunanistan’da ise Yunanca biliyormusun derlerse burda büyük bir problem vardır. Artık her işimizi avukata vermekten vazgeçelim diyorum ben...

Bu hafta fıkraya geldi sıra gelmesine de, nasıl bir fıkra nasıl bir söyleşi nasıl bir hikaye diye bayağı bir zorlandık. Hangisine uygun olsun, hangi yazımızla uyum sağlasın ki bu fıkra?

Ha şimdi kuşa benzedin işte

Hoca yolda bir leylek bulmuş. Almış onu evine götürmüş. Daha önce hiç leylek görmemiş. Leyleğin uzun gagası ve bacakları çok tuhafına gitmiş. Tutup bir güzel kesivermiş onları. Sonra da yüksekçe bir yere koymuş, geçmiş karşısına, yüksekçe bir sesle kendinden memnun seslenmiş leyleğe. Ha bak işte şimdi biraz kuşa benzedin...

Ne yani bizi bu devlet sadece istediği kalıba koyduğu zaman mı kabullenecek. Biz istediğimiz kalıba giremez miyiz? O bizim elimizde değil mi? Tabii ki elimizde, önemli olan bunu ötekilere anlatabilmek ve gerektiğinde ispat edebilmek...

Bu haftalık da bu kadar değerli okurlarım, değerli dostlarım, haftaya görüşünceye dek her şey gönlünüzce olsun. Hoşça kalın Dostça kalın...

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerMedrese-i Hayriye Okulu’nda da vaka tespit edildiDünden beri tespit edilen yeni vakalar açıklandıŞampiyonlar Ligi'nde ikinci hafta heyecanı başlıyorİslam dünyası, Hazreti Muhammed'e hakareti destekleyen Fransa'ya karşı tek ses olduGümülcine Meslek Yüksekokulu’nda 3 vaka tespit edildi
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech