LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Bir “istisna hali” olarak pandemide azınlık olmak15 Mayıs 2020Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Yaşanan bu pandemi sürecinin müstesna bir fenomen olması su götürmez bir gerçek. Öncesinde Çin’deki karantina durumlarını gördüğümüzde hepimiz durumun ne kadar vahim olduğunu ve neyse ki burada böyle bir şey olmadığını içimizden geçirmişizdir. En azından ben, İtalya’da işletmeler kapatldığında bu bana çok korkunç gelmişti. Neyse ki, çok kısa bir süre sonra Yunanistan ve Türkiye’de de benzer kısıtlamaların getirilmesi, normal olmayanla yüzleşmemize vesile oldu.

Peki ama modern bir devlette normal şartlar için düzenlenmiş olan yasalar, anormal durumlarda veyahut Giorgio Agamben’in söylediği şekliyle istisna hallerinde nasıl uygulanacak? Agamben’e göre Almanya gibi insan haklarını gözetmesi beklenen Modern Batı’nın modern bir devletinde Auschwitz’deki soykırımın uygulanması da istisna halinden kaynaklanıyordu.

Modern devlet, yurttaşların haklarının ciddi anlamda garantiye alındığı bir devlet. Fakat, bir göçmen kampı örneğini düşündüğümüzde, göçmen kampı hayatın normal seyrinde görülen bir şey olmadığı için bir istisna halidir. Öyle ki, devletin yurttaşları için düzenlediği yasalar da göçmenler için geçerli olmayacağı için bu süreçten sonra göçmenlere uygulanacak muamele, devletin ahlaki anlamda karakterini gösterecektir. Zaten modern devletle ilgili Weber değil miydi “belli bir arazi içinde, fiziksel şiddetin meşru kullanımını tekelinde başarıyla bulunduran insan topluluğudur” diyen.

Öyle ki, bir istisna hali olan Auschwitz kampında da modern devlet soykırım niteliğinde bir şiddet uygulama konusunda herhangi bir beis görmedi. Aynı anlamda bir örneği, zamanında güvenli bölge (istisna hali) olarak ilan edilen ve devamında meşru soykırımın yaşandığı Srebrenitsa için de verebiliriz.

Faziletten yoksun kalmış modern devlet, insandışı her türlü muameleyi bu şekilde gösterebiliyor. Pandemi sürecine bakıldığında ise dünyanın toptan bir istisna hali yaşadığını görüyoruz. Bu süreçte dünya çapında modern ulus devletler veyahut küresel devlet ne şekilde şiddet uygulayacak, bakıp göreceğiz. Fakat Yunanistan’a bakıldığında, devletin daha ilk fırsatta istisna halinin kaymağını sıyırmaya başladığına şahit olduk.

Ezan yasağı tartışması bunların başında geliyor. Haklı olarak, İslam dininin de emrettiği üzere tabii ki de camilerde ibadetlerin yapılması düşünülemez. Ancak ezanın hiçbir şekilde okunmayacağıyla ilgili herhangi bir karar çıkmamış olmasına rağmen, bunu kısıtlamaya yönelik girişimleri çokça gördük. Zaten bir insan mavi üniforma giyiyorsa herkesin korktuğu, hiçkimsenin ona karşı gelme yetkisi bulunmadığı ve koşulsuz şartsız itaat etmek zorunda kaldığı biri olduğu için müezzinlerin/imamların mavi üniformalı insanlarla böyle bir süreçte karşı karşıya  kalması, modernitenin vaadini bırakın gerçekleştirmesini, tamamıyla iflas ettiğini görüyoruz.

Bu süreçte medya da ikincil bir rol oynuyordu. Bir önceki örnek direkt müdahaleyi temsil ederken, burada medya her ne kadar bir devlet rolünde olmasa da Althusser’in ağzından konuşacak olursak medyanın kendisi de çoğu zaman 'devletin ideolojik aygıtı'dır. Şahin köyünün karantinaya alınmasından sonra bölgeye gidip bizzat kendisi maskesiz ve eldivensiz olmasına rağmen Şahinli köy sakininin neden maske ve eldiven takmadığını, köylünün kendisi virüsmüşçesine uzak durarak soran gazetecinin çok da doğal bir şey yaptığını hangi akıl kabul eder? Türkiye’den vatanlarına dönen ve yüzlerce öğrenci içerisinden sadece bir kişide pozitif sonuç çıkmasına rağmen, benim de içinde bulunduğum yaklaşık 30 kişilik kafilede birkaç tane negatif sonuç çıktığını söyleyen gazeteci hangi akla hizmet ediyordu? Yine aynı öğrencilerin sırf Yunanistan’a virüs bulaştırmak için Erdoğan’ın talimatıyla karşılığında para alarak Yunanistan’a geldiğini yayan kişinin artık neye hizmet ettiğini sormayacağım ama buna inananlar akıllarını pazarda mı sattı, peynir ekmekle mi yedi? Kulağımıza gelen daha bir sürü yüz kızartıcı haber var ama biz erdemimizden bir şey kaybetmediğimiz için, kesinleşmeyen konularda konuşmaktan imtina ediyoruz.

Uzun lafın kısası, COVID-19’un dünyaya ne gibi etkileri olacağını başkaları konuşadursun, biz azınlık olarak pandemi sürecinde COVID’den çok modernitenin faşist devlet ideolojisinin etkilerinden çektik.
Yazarın Diğer YazılarıKültür değişmesine karşı bayram temizliğiMüzik Üzerinden Ulus Devlet Eleştirisi: “İtalyan Hissetmiyorum”Salgın sonrası bizi bekleyen etik anlayışıKarantina günlükleri ve birkaç notGöçmenin poğaçayla, akademisyenin de göçmenle tanışmasıGüncel HaberlerGalatasaray'dan George Floyd paylaşımıLibya ordusu Hafter milislerini kovalamaya devam ediyorMescid-i Nebevi pazar gününden itibaren kademeli olarak açılacakPolisin bir siyahiyi öldürmesiyle karışan Minneapolis'te sokağa çıkma yasağıTrump, ABD'nin DSÖ ile ilişkisini sonlandırdığını açıkladı
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech