LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
HAFTANIN İÇİNDEN KAHVE SOHBETLERİ 19317 Mayıs 2013Necat Ahmetnecatahmet@gmail.com

09-11-2007  tarihinde kaleme aldığım ve Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmış olan yazımı, yeniden yayınlama ihtiyacını duydum bu hafta. Çünkü burada hala hiçbir şeyin değişmediğini, aslında azınlıktaki problemlerin hep aynı olduğunu ve en önemlisi de bu problemlerimizi çözme yolunda bir arpa boyu yol gidemediğimizin bir ispatı olarak, yeniden yayınlama ihtiyacı duydum. Koskoca bir 5 yılın sonunda değişmeyen, değişemeyen bir Trakya. Kendi hayatını hiçe sayıp da başkalarının özel hayatıyla uğraşan bir millet, hep bana, sadece bana mantığı ile ilerleyen ve hiçbir zaman biz mantığını yakalayamayan bir millet, dan diki dan diki destana, danalar girdi bostana ninnileri ile büyüyen ve hala kendini o küçük danacıklardan sanan olgunlaşmamış meyveler, muzlar, portakallar, bir de hıyarlıktan hiçbir zaman kurtulamayanlar. Dananın sütünü yoğurt yapmayı öğrenmiş olsalar en azından cacık olacaklarının bile farkına varamayanlar, en nihayetinde varsalar bile paylaşamayanlara armağanımızdır aşağıdaki 5 yıl önceki yazımız…

UMUTLARA SOMUT BAKIŞ

Bütün umudum kendimde diyebiliyorsanız ne mutlu size. Aksi takdirde hayatınızda hedef belirlemenize gerek yok, çünkü o zaman zaten sizin hayatınızı başkaları yönlendiriyor demektir. Peki bu durumda bir hedefimiz olamaz mı? Olabilir tabii ki, ne demiş şairimiz; (beni umutlarımın bittiği yere asın)…

Umutlarımız, hayallerimiz, istek ve arzularımız en önemlisi de  hedeflerimiz!

1980’lerden sonra başlayan beyin göçü, ilk tohumlarını 1990’lardan itibaren vermeye başladı. Başladı başlamasına da geri dönenler çok azdı. Onlar da zaten, okul yıllarında hakim olan idealist ruh ve beyin gücünü, burada gerektiği gibi kullanamadılar, dolayısıyla umutları yıkıldı, koltuk sevdasında, parti sevdasında olan ağabeyleri de onlara yardım edemediler veya etmek istemediler. Ya da kibarca yanlarından uzaklaştırmak için, değişik entrikalara başvurdular. Savaşını verip de hayallerini gerçekleştiremeyen gençler de böylece onların yolunda gitmeye başladılar veya kendi yollarını seçtiler. Çünkü anladılar ki zaferleri başkalarına bağlı olduğunda zafer kendilerinin değil. İşin ilginç yanı da bu zaten, çünkü kendi zaferlerini kendileri kazanmak isteyenler de yine istediklerini yapamadılar. Neden mi? Burasının Batı Trakya olduğunu ve Trakya’da her şeyin gözetim altında olduğunu, herkesin aslında sadece kendini düşündüğünün çok geç farkına vardılar. Gümülcine’de geçmişin yoksa, tanıdıkların az ve  ailen de varlıklı değil ise, oyunu zaten baştan kaybetmişsin demektir. Ama üzülmeyin, o oyunu kazanmış gibi görünenler de aslında sadece kendilerini kandırmaktalar, başkalarının yardımıyla veya isteği ile bulundukları yerlere gelmişlerdir, o yerlerde kalıcı değildirler. Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste misali!!!

Peki, insanın kendi zaferini kazanması o kadar zor mu? İstek ve azim olduğunda hiçte zor olduğunu sanmıyorum! Size koltuk değnekleri verseler de, yürüyecek olan yine sizlersiniz. Yolunuza ışık tutsalar da, yolunuzdaki engelleri kaldırsalar da, yürüyecek olan yine ta kendinizsiniz. Başkasının tüfeği ile avladığınız avın sizin olabilmesi için tetiği sizin çekmeniz gerekir. Tabi ki yardım isteyeceğiniz zamanlar olacaktır. Fakat çırpınmasını bilmeyen adamın yardım istemesi, bir işe yaramaz. Onun kurtulma ihtimali azdır. Ama unutmayın ki yardım istenilecek insanlar da sınırlı sayıdadır! Yani, bütün umudum kendimde dediğimiz ve bu sözü gerektirdiği gibi çalıştığınız takdirde başkalarını da yanınızda bulmanız zor olmayacaktır. Yeter ki kötü alışkanlıklardan uzak duralım. İdealist olduğunuz yıllardaki düşüncelerinizi, nasıl ki sizlere başkaları aşılamadıysa, o zaman şimdilerde neden realitenin içinde boğuşurken başkalarının sırtını sıvazlayarak, ya da o kafanızda canlandırdığınız kimselerden medet umuyorsunuz ki! Ya da neden kendinizi başkalarının size yön vermesine müsaade edecek imkanlar tanıyorsunuz ki! Peki son olarak da, neden o realite dediğimiz ve bir çoğumuzun kelime anlamını bilmediğimiz realitenin zor olduğu düşüncesinden kendinizi tamamıyla sıyırıp, gerçeklere sırt dönmeyi ve umutlarımıza somut bakma yolunu seçiyorsunuz ki?

Neden o iç dünyamızın güzelliklerini su yüzüne çıkaramıyor ve neden diğerlerine benzemeye çalışıyoruz? Yoksa biz (biz) oluşumuzdan memnun değil miyiz? Neden işinde başarılı olan bir arkadaşımızı gördüğümüzde kıskanıyoruz? Daha iyi olabilmek mi, yoksa daha iyi görünebilmek mi önemli olan? “Bu nedenler sizlere çok basit geliyorsa o zaman yolunuz açık olsun!’’
 
Unutmayın ki en kötü alışkanlıklardan bir tanesi de isim ve koltuk sevdasıdır. İnsanı büyük yanlışlar yapmaya sevk eder ve  her şeyi inandırarak yaptırır. İnsan yaptığı yanlışların artık doğru olduğuna inanmaya başlar ve başkalarını da inandırmaya çalışır. Aynen fıkramızda olduğu gibi!
  
Bir köylü kadın, bir danayı doğduğu gün kucağına alıp sevmiş. Küçücük bir dana işte kucağına sığmış. Bu hareketi adet edinmiş kadın. Danayı her gün kucağında taşımaya başlamış. Sonunda buna o kadar alışmış ki, dana büyüyüp de koskoca  bir öküz olduğunda, hep kucağında taşıyabileceğini düşünüp her defasında kucaklamış onu, hem de hiç altında kalabileceğini düşünmeden. Ona (BU DANA DANALIKTAN ÇIKMIŞ SEN ARTIK BUNU TAŞIYAMAZSIN, VAZGEÇ BU SEVDADAN) diyenlere de, “NE OLACAK KÜÇÜCÜK BİR DANA İŞTE” cevabını vermiş hep.

Hayattan ve halktan örnek alan tüm liderlerimize itham edilir!

Bu haftalık da bu kadar!

Not: Bu yazı tam 5 yıl öncesine ait. Sizler yaşınızın ilerlemesi haricinde bir değişiklik hissetiyseniz lütfen bizimle de paylaşıverin gayri… Bu haftalık kolayına kaçmak değildi aslında amacım, sadece biraz gerçekleri anlatabilmekti abartmadan, pişmanlığı yaşamadan… Hoşça kalın, Dostça kalın…

 

Mega Lighting
SakburYazarın Diğer YazılarıDiktatörlük dönemine mi dönüyoruz?Ortaya bir karışık lütfenTaktik hep aynı taktik, tutmasa da yine aynıMaskeli balolardan maskeli hayata geçişMendeburlar dünyasıGüncel HaberlerKarabağ'da PKK'lılar Ermenistan'ın ilk savunma hattında görevlendiriliyorBrezilya'da Oxford'un Kovid-19 aşısı deneylerine katılan bir gönüllü doktor öldüErmenistan Başbakanı: Dağlık Karabağ konusu diplomatik olarak çözülemezAzerbaycan ordusu 21 köy ve 1 kasabayı daha işgalden kurtardıYunanistan Kovid-19 vakalarında en yüksek seviyeyi gördü
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech