LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
Ulus olmak ya da paranoid şizofreniye yakalanmak29 Haziran 2020Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Ulus kavramının modern anlamıyla, belli bir toprak sınırları içerisinde homojen bir şekilde varlığını sürdüren yapay  insan topluluğu olduğu söylenebilir. Yapaydır, çünkü sınırları adeta elle çizilmiş, dahası ulusun içinde bulunduğu devletin tarihi sonradan oluşturulmuştur.

Ulus devlet sınırları içerisinde bulunan insanların elbetteki kendilerine özgü tarihleri mevcuttur fakat ulus devlet kurulurken, devlet içerisindeki farklılıkları ortadan kaldırmak için halklara aslında tek bir ulus olduklarını inandıracak bir tarih oluşturulmuştur.

Bir diğer husus da, imparatorluktan kopan ulus devletlerin meşruiyetlerini imparatorluk geleneğini düşman ilan ederek sağlamalarıdır. Sonuçta keyfi bir bağımsızlık hayali dünyada kimsenin kabul etmeyeceği bir durumdur. Böyle bir durumda soykırım, sömürü, zulüm gibi kavramlarla tarih yazımı süslenir ve koptukları devlet ötekileştirilir.

Ernest Renan’ın dediği gibi “Tarihi çarpıtmak ulus olmanın en temel şartıdır”. Yukarıda bahsedilenlerden de yola çıktığımız zaman, bunun ne kadar doğru bir tespit olduğunu görmüş oluyoruz. Ancak dünyada şartlar değişirken birçok ulus devletin bu stratejiyi terk ettiği görülüyor. Örneğin, Türkiye’nin son yıllarda iktidar tarafından devlet adına Alevilerden özür dilediği hatta asli unsur sayılmalarına rağmen, Türk tarihinden bağımsız farklı bir halkmışçasına Kürt açılımının yapıldığı görüldü. Türkiye iyisinden kötüsüne buna benzer örneklerle birçok ulus devlet kompleksini aştı, ancak bunu belki de imparatorluğun devamı bir ülke olduğu için daha kolay yapabildi.

İmparatorluktan kopanların bunu bir türlü yapamadıkları görülüyor. Sonuçta bunu yapabilmeleri, devleti kurmalarını meşru kılan tarihyazımını revize etmeleri anlamına gelecekti. Örneğin, dünyanın her yerinde bir devletin tamamen homojen bir milletten olduğu iddiasına gülerek cevap verilirken, Yunanistan başta olmak üzere birçok ulus devlet hala nüfusunun yüzde yüzünün etnik anlamda homojen olduğunu savunuyor, dahası farklılığını belirten tek bir unsurun çıkmasını bile milli bir tehlike sayıyor.

Bu şekilde yek vücut olduğunu dünya kamuoyuna inandıran ulus devlet, “ulus” olma niteliğini sürdürmek için kendisini düşmanı üzerinden inşa etmek zorundaydı. Aslında düşman burada bir velinimet, çünkü düşman olmasa ulus devletin kendisi olmayacak. Böylelikle, Yunanistan’da sokağa çıkma yasağı nedeniyle ekonominin zarar gördüğü oraya buraya yansımaya başladıktan sonra, kamuoyunun tepkisini engelleme anlamında en büyük strateji devreye sokuldu: “Türkiye’de insanlar yiyecek yemek bulamıyor”.

Evet, medyada gerçekten bu türden haberler yer aldı ve insanlar da gerçekten Türkiye kötü durumda olunca, ekonomimiz istediği kadar batsın kendilerini iyi hissediyor. Tabii bunlar sadece son dönemin örnekleri. Biraz daha öncesine bakıldığında, göçmenlerin sınırlara yığıldığı dönemde, herhangi bir göçmenin kamuoyu tarafından kabul edilmesini, dahası ülkeye girmesini engellemek için de haberler hazırdı: “Türkiye Yunanistan’ı işgal etmek için göçmenleri gönderdi”. Bunların dışında gündelik hayatta azınlık olarak her gün hedef gösterilmemiz ise işin cabası.

Yukarıda yazdıklarımı genel kültür ve zeka seviyesi orta derecede olan birinin rahatlıkla anlayabileceğini düşünüyorum, ancak yine de bazı şeyleri çarpıtmaya meraklı kişiler olacağı için şunu da belirteyim. Ulus devletlerin tarihinin yapaylığından bahsederken, mevzubahis ulusun gökten zembille indiğini, dolayısıyla tarihsiz olduğunu savunmuyorum. Uluslar, modern öncesi dönemde, Türkçe “millet” dediğimiz biçimde varlıklarını sürdürüyordu. Ulus her ne kadar millet kelimesinin eş anlamlısı olarak düşünülse de, aslında Fransızca “nation” kelimesine, yani yapay anlamdaki millet kelimesine eş anlamlı olarak düşünülmüştür. Millet ise insanların kendi içlerinde organik bağlarla kurdukları oluşumdur.
Yazarın Diğer YazılarıKatolik MüslümanlıkGeorge Floyd cinayeti sonrası ırkçılık karşıtı gösterilerin yapısökümüKültür değişmesine karşı bayram temizliğiBir “istisna hali” olarak pandemide azınlık olmakMüzik Üzerinden Ulus Devlet Eleştirisi: “İtalyan Hissetmiyorum”Güncel Haberler'Koronavirüsü atlatalı 2 ay oldu ama etkileri devam ediyor'Cenazelere ait masrafların iadesi hızlanacakMüslüman din adamlarından İsrail'in 'ilhak' planıyla mücadele çağrısı'Avrupa'nın tarihinin en zor durumunda olduğunu biliyoruz'Koronavirüs salgınında son 24 saat
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech