LogoAna sayfaHaberlerSporBatı TrakyaYunanistanTürkiyeDünyaKöşe YazılarıMillet NewsGiriş Yap
“Korona bana bir şey yapmaz”ın sosyolojisi16 Temmuz 2020Salih Canbazscanbaz97@gmail.com

Pandemi gündeme geleli beri gönüllü karantina benzeri uygulamalara “Korona bana bir şey yapmaz” deyip karşı çıkan birçok insan oldu. Bunun sebebine dair naçizane bir şeyler karalamam gerektiğini düşündüm. Yalnız, yanlış anlaşılmasın! Sözüm COVID-19 isimli hastalığın varlığını inkar edenlere değil, varlığını kabul edip bu hastalığa yakalanmaktan bir şekilde muaf tutulduğunu düşünenlere…

“Türklerin Tarihi” kitabıyla bilinen, İskandinavya’dan Afganistan’a, Çin’den Balkanlar’a dünyanın birçok yerindeki Türkleri çalışmış olan Jean-Paul Roux Türkler için mealen “Kendi canlarını ve başkalarının canını hiçe sayarlar” ifadesini kullanır. Tarih boyunca dünyada basmadık yer bırakmamış bu millet, zannediyorum kendi canlarını ve başkalarının canlarını hiçe sayarak bunu başardı. Muhtemelen bölgemizin insanı da bu karakterden nasibini almış ki bir hastalığa meydan okuyabiliyor.

Bu meseleyi tabii ki sadece bu iktibasla açıklamak mümkün değil ancak bu iktibas soyut bir şekilde bize birçok mesaj veriyor. Bakıldığında modern kent yaşamından uzak bir yaşam süren insanların hastalıklarla derdi pek olmaz. Olmaz derkenki kastım, bunu uzun vadede hayatının bir parçası olarak düşünmez, buna dair önlemler almazlar. Hastalığa yakalandıklarında anca hastalığı düşünürler. Hiçbirinde kolesterol, şeker, kalp hastalıklarına dair endişeler yoktur.

Günümüzün modern insanı ise bir taraftan az önce saydığım hastalıklarla boğuşurken öbür yandan da bu hastalıkların sebep olduğu psikolojik hastalıklarla boğuşuyor. Modern bilimi kayıtsız şartsız mutlak hakikat olarak kabul eden bizler, modern bilim ışığında getirilen bütün önlemlere de Tanrı emriymiş gibi riayet ediyoruz. Bir kısım insan ise farkında olmadan Modern paradigmaya karşı çıkıyor adeta bir anarşist gibi modern tıbbın koronaya karşı getirdiği önlemleri reddediyor. Fakat, aynı insan şekeri 500 olmasına rağmen baklava gömen, kolesterolü tavanda olmasına rağmen yağlı etten vazgeçemeyen bir kimsedir. Bu kimse öyle bir kimsedir ki şekerin, kolesterolün hatta koronanın onlara bir şey yapmayacağını savunur. Korona da kimmiş?

Yukarıda, yazımın muhatabı olan kesimi övdüm mü yoksa onlara sövdüm mü belli değil, bunun farkındayım. Beni anlamanız için şunu söyleyeyim. Tarihçilerin anakronizm dediği bir kavram var: Günümüz değer yargılarıyla geçmişi yorumlamak. Mesela Fatih’in neden gemileri karadan yürütmek yerine Marmaray'ı kullanmadığını sorgulamak bir anakronizmdir, bir hocamıza göre. Bu örnek en uç örnek olabilir ama şunu demeye getiriyorum. Türklerin dünyanın her yerine ayak bastığını söyledik, bunu da hiç şüphesiz dönemin şartları sebebiyle yapmışlardı. Günümüz için fetih gibi bir konu ağıza bile alınmaz çünkü ataların uzun yıllar yaşayıp son yarım asırdır belki ara vermiş olduğumuz trajedileri akıllara getirir. Fakat o dönem için fetih ağızdan düşürülmemesi gereken bir kelimeydi, çünkü fethetmeyen o dönemin koşullarında yok olmaya mahkumdu. O halde o dönem için kendi canını ve başkasının canını hiçe saymak da gayet normaldi.

Günümüzde ise bunu gerektirecek bir durum yok. Buna yönelik ısrarımız ise belki de günümüze ayak uyduramamaktan. Moderniteyi biz yaratmadık, modernitenin içinde bulduk kendimizi. Bu şekilde de telefonu ilk defa 70 yaşında eline alan birinin telefon kullanmayı öğrenip, telefonda konuşma üslubu öğrenememesine benziyor bu durum.

Bu sefer sövmüş mü oldum? Çağdışı insanlar olduklarını mı iddia ettim? Birileri milletimizi cahillikle itham ettiğimizi iddia etmeye başlamadan peşinen “Hayır!” diyeyim. Bir insanın cahillik davranışı göstermesi onu cahil yapmaz. Tıpkı yalan söyleyen birinin yalancı olmadığı gibi. Birinin yalancı olması için yalanı meşru görmesi lazım, yoksa her insan teki yalan söyler, bu ne kadar çirkin bir fiil olsa da, bunu bilse de söylemeye devam eder. Cahilliği yeren bizler de hala cahillik davranışı göstermeye devam ederiz ama naçizane cahil olmadığımızı söylemeliyim. Cahil insan cahillik yaptığını kabul etmeyendir.

Ve birkaç şey daha. Korona’ya aldırmamayı açıklamak için modern öncesi ve modern dönem arasında ayrım yapmıştım. Modern bir insandan beklenen modern tıbbın kurallarına riayet etmesi. Biz moderniteye entegre olabilmiş insanlar değiliz, fakat gelmiş olduğumuz İslam geleneğini de unutmayalım. İslam medeniyeti bize irfan kavramını öğretti. İrfan sahibi insan cahil değildir ama cahillik yaptığını kabul eder. Velhasılı irfan sahibi bir arif modern tıbbın hükümranlığına girmeden Korona’dan korunmayı da bilir.
Ofis
Yazarın Diğer YazılarıUlus olmak ya da paranoid şizofreniye yakalanmakKatolik MüslümanlıkGeorge Floyd cinayeti sonrası ırkçılık karşıtı gösterilerin yapısökümüKültür değişmesine karşı bayram temizliğiBir “istisna hali” olarak pandemide azınlık olmakGüncel HaberlerÇocukları dijital ekrandan uzak tutun!Kipi Sınır Kapısı hangi araçlara kapatıldı?Koronavirüs salgınında son durumBeyrut patlaması Lübnan’ın kaderini nasıl etkiler?Yunanistan'da koronavirüste son durum
© MİLLET MEDYA 2020 (Tüm Hakları Saklıdır)Design: GOTech